Ha Adana..
Hepsi bizim memleketimizin yöresi değil mi?
2014- 2015 eğitim ve öğretim yılında okul öncesi, 1. sınıf ve 5. sınıf öğrencileri 'uyum süreci' kapsamında dün okullarına gitmeye başlarken, Adana'dan ajanslara düşen bir haber ve fotoğraflara Trabzon'da yaşasak bile kayıtsız kalmak mümkün mü?
Bu fotoğraflar çok ama çok düşündürücü değil mi?

Eğitimde daha çoook mesafe almamız gerektiği acı gerçeğini ortaya koymuyor mu?
Fotoğraflara baktığımız zaman fazlaca lafa da gerek kalıyor mu?
Bir anne çocukları ile okul yolunda..
Okullu olacak olan çocuk ise 6 yaşındaki minik Kudret.
Kudret heyecan ile okula başladı ama!.
Ailenin değil ayakkabı almak karınlarını doyuracak parası bile yok..
Arkadaşlarının hiç bir eksiği yokken Kudret ayakkabısı olmadığı için okula yalın ayak geliyordu. Yürüyerek okul bahçesine giren küçük kızın diğer 2 kardeşinin de ayakkabıları yok!
Yani kader aynı kaderdi..
Yoksulluğun gözü kör olsun..
Anne Zeliha Beşenk, eşi 43 yaşındaki İbrahim Beşenk'in seyyar satıcılık yaptığını ve 2 odalı evde kirada oturduklarını söylerken anlattıkları ile gözleri doluyordu..
Hastalığı nedeniyle eşinin son 1 yıldır çalışmadığını ve bu yüzden ekonomik sıkıntı çektiğini anlatan anne "Eşim çalışamayınca perişan olduk. Çocuklarımıza ayakkabı alamıyoruz. Çünkü karnımızı bile doyurmakta güçlük çekiyoruz. Küçük kızım, ablasının yırtık çantası ile mecburen okula yalın ayak geldi" diye içini döküyordu...
Heyecanlanan Kudret Beşenk final sözünü söylerken başta devlet baba olmak üzere hepimize ders veriyordu..
"Okuyup, doktor olacağım. Hasta babamı iyileştireceğim"
Gel de boğazlar düğümlenmesin..
Gel de çaresizliğe,yoksulluğa isyan etme!..