Bir ülkede eğitim ve öğretimin sağlıklı yürütülebilmesi için öğretmen, öğrenci, çevre, kültür ayaklarının bir biri ile uyumlu olma ihtiyacı vardır. Çevre faktörünü, ekonomik yapı, fiziki şartlar ve sosyal yapı şekillendirmektedir. Bunların her biri diğerini bağlayan ve eksikliğinde eğitim ortamını ciddi derecede etkileyen unsurlar olmaktadır.
Sadece öğretmenin iyi olması ya da eğitim programının veya okulun fiziki şartlarını donanımlı olması yetmez. Tüm şartların bir araya gelerek bir bütünlük oluşturması gerekir. Çünkü eğitimi oluşturan girdi ve çıktıların bireyleri memnun eden yönlerinin olması kaçınılmazdır. Eğitim ciddi sorumluluk isteyen, programı, yöntemi ve sonuçları hesaplanan, bir şirketin işletimi gibi ciddiyet gerektiren bir olgudur.
Bu yüzden eğitimi yönetenler, toplumun kariyer planlamasını çok iyi yapmaları gerekmekte, eğitim ekonomisini çok iyi uygulayarak harcanacak para ve insan gücü ile elde edilecek neticelerin topluma yansıyacak boyutlarını belirlemeleri mecburi hâle gelmektedir.
Eğitimin çıktıları eğitimin kalitesini ve kalitenin oluşumu sürecinde eylemin niteliğini yansıtır. Devletin eğitim politikası, bireyleri geçici süre ile oyalamak değil, uzun vadede gençlerin ve ülkenin geleceğine yön verecek tarzda olmalıdır. Yüz binlerce genci eğitimin içine girdi olarak alır, fakat bu sürecin yaratmış olacağı ekonomik, sosyal çıktıları ihmal ederseniz, o ülkede eğitim planlamasından bahsedemezsiniz.
Eğitim sorunu lokal bir operasyonla iyileştirebilecek süreç değildir. Eğer mikrop tüm vücuda yayılmışsa tüm vücudun direncini artıracak, organlar arasındaki bağı kuvvetlendirecek tedavi yöntemlerine ihtiyaç vardır. Eğer duruma yanlış açıdan bakılırsa tedavi süreci kesinlikle çözüm üretmez, aksine daha büyük zararlara neden olabilir.
İlkokullar için, öğrenci başına Bulgaristan’da 40 m2, Almanya’da 30 m2, İngiltere’de 25 m2, ABD’de20 m2, Polonya’da 16 m2, Fransa ve Çin’de 15 m2, parsel alan düşerken, Ülkemizde geliştirilen standartlara göre öğrenci başına 6.75 m2 alan düşmektedir.
Meslek liselerinin durumu daha vahim. Meslek liselerinin yerleşke alanına çevrilmesi ve atölyelerinin donatılarak işlevsel hâle getirilmesi gerekirken siz Fatih Projesi Kapsamında milyarlarca doları akıllı tahtalara ve bilgisayarlara aktaramazsınız. O zaman bu lokal bir çözüm bulunmuş olunur ki bu da bütün vücuda sirayet etmiş hastalığın tedavisi için çare oluşturmaz.