Hilmi Saral ile CHP’den Yeni Parti’ye…
“Değişenler var Değişmeyenler Var !”
Hilmi Saral:
*Değişim deyince değişenler var değişmeyenler var…
*CHP'den gelen alışkanlıklarımızı sürdürmek isteyen arkadaşlarımız var !
*CHP’li kimliğimizi terk etmedik. CHP’den istifa ettik. Çünkü Kayyum’la beraber CHP, Saray rejiminin işgali altında.
*Enkazın altındayız. Yeni Parti bir nefes borusu açtı.
Ankara’da CHP, Yeni Parti ve siyaset denilince akla gelen ilk isimlerden, uzun yıllardır tanıdığım ağabeyim Hilmi Saral buluştuk. Hem gündemdeki önemli konuları ve Yeni Parti’nin siyasette dolaşıma soktuğu “değişim” kavramına dair hem de siyasi kültür üzerine konuştuk.
Devlet Bahçeli'nin önderliğinde yapılan Sarallar ve Şahinler buluşması, bu buluşma ile ilgili spekülasyonları, bunun “çözüm süreci”ne dair bir adım mı, başka siyasi anlamları mı olduğunu, Saray’ın müdahalesiyle bölünen CHP’yi, Yeni Parti - Cumhuriyet Halk Partisi bölünmesinin ardından yaşananları tartıştık.
Devrim Hacısalihoğlu: Hilmi abi isterseniz sizle daha önce yaptığımız programlardan biriyle başlayalım. Cumhuriyet Halk Partisi - Yeni Parti ayrılığının ardından yaşanan tartışmalar benim aklıma getirdi. CHP’nin 38.Olağan Kurultayı. Kasım 2023'de yapılmıştı. 3-4 Kasım günlerinde ve o gün Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığa veda ettiği günlerde 4 Kasım 2023’te bir televizyon programında konuşmuştuk. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir “irade” tarafından göreve getirildiğini söylemiştiniz.

Hilmi Saral: 2010 kurultayında kurultay delegesiydim. Kemal Bey'e verdiğim oydan pişmanım. Nedenini de şöyle açıklıyorum.
Deniz Bey'i gönderen irade, “o gitsin de kim gelirse gelsin” demedi. Onun yerine Kemal Bey’i hazırladı, ben o zamanki aklımla bunu çözemedim. Göremedim, okuyamadım.
Halbuki siyaset kurgulanmış bir eylemdir. Kurgulayanlar biz olmadığımız için biz deneme yanılma yoluyla öğreniyoruz. O nedenle Kılıçdaroğlu'yla ilgili ilk başta çok iyimser olmama rağmen, bize anlatılan Kılıçdaroğlu'yla yaşayan Kılıçdaroğlu'nun aynı kişi olmadığını erken tespit edenlerden birisiyim ben. O nedenle de o yayında da söyledim, gene söylüyorum. Verip de pişman olduğum tek oy, Kılıçdaroğlu'na kurultay delegesi olarak verdiğim oydur. Bunu gene ilan ediyorum. Çünkü Kılıçdaroğlu'nun uygulamaları ,Gandi Kemal geldi, Karaoğlan geldi, demokrasi havası estirildi ama partide tek adam yönetimi hakim kılındı.
Yani söylenilenlerle yapılanlar hiç uyumlu olmadı. Ben erken uyananlardanım diye kendimi sayıyorum.
Devrim Hacısalihoğlu: Biraz emperyal merkezlere de bir gönderme mi var? Sanki diyorsunuz ki orada, Deniz Baykal'ı ben göndermedim…
Hilmi Saral: Hiçbir delege göndermedi, hiçbir CHP'li göndermedi. “Onu gönderen irade, Deniz Baykal'ın yerine kimin geleceğini de belirlemişti” diyorum. Bunun kamuoyunda yeterince de açıklaması var…
Devrim Hacısalihoğlu:
Bu bir zaaf değil mi CHP'liler ya da CHP'nin kurumsal kimliği açısından. Genel başkanlığını başka bir irade seçebiliyorsa? Hem Türkiye siyaseti ve Türkiye Cumhuriyeti adına hem de CHP adına bir zaafiyet göstergesi değil midir bir yandan?
CHP’den Yeni Parti’ye: Değişenler var Değişmeyenler Var
Hilmi Saral: Şimdi entelijansın nasıl çalıştığına sıradan insanın aklı erişmez. Ama Onur Öymen'in açıklamış olduğu bir rapor var. Ondan sonra Levent Gültekin'in Kılıçdaroğlu'yla yaptığı görüşmesini aktardığı bir video var.
Onur Öymen ne diyor? Deniz Baykal gönderilecek, Kılıçdaroğlu onun yerine gelecek. Levent Gültekin ne diyor? Sayın Genel Başkanım, Cumhurbaşkanı aday olmayın, sizi aday yapacaklar ama kaybedeceksiniz, ülkemize yazık olacak. Ne diyor Kılıçdaroğlu? Ben istesem de adaylıktan çekilemem.
Nasıl isteseniz de adaylıktan çekilemezsiniz? Sizi zorlayan şey ne? Arkanızdaki bir güç…. O gücün daha somut bir şeklini söyleyelim. O sözünü ettiğin kurultayda Kılıçdaroğlu birinci turda kaybetti. Geri çekilecekti. Hemen arkasında, her programda gölgesi gibi yanında gezen, İmambakır Üküş diye kerameti kendinden menkul bir adam, “çekilemezsiniz” diye talimat verdi ona. Kılıçdaroğlu çekilemedi.
Şimdi “hangi irade” derken, bu iradeler bu raporlarda, hem Levent Gültekin'in açıklamasında, hem Onur Öymen’in açıklamasında, hem de İmambakır Üküş’ün talimatında tecelli ediyor. İşte o iradenin seslendirilmesidir bunlar. Bunu anlamak için çok akıllı olmaya da gerek yok.

Siyasi Kültürde “Seç Beni Seçeyim Seni” Geleneği
Devrim Hacısalihoğlu: “Seç beni, seçeyim seni” diyorsunuz parti içi demokrasinin genel geçer haline Türkiye'de…
Bugün geldiğimiz noktada tabii ki değişim diye yola çıkanlar yeni bir parti çıkacağını Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinden belki bilmiyorlardı. Belki tahmin edenler vardı bilmiyoruz.
Gene manzarada değişim sözcüğüyle birlikte değişti mi bu tablo? Artık öyle değil mi?
Hilmi Saral: Değişenler var, değişmeyenler var. Değişenler, şimdi bir kere bütün üyelerin katılımıyla yapılan seçimleri çok demokratik, çok özgürlükçü ve çok değerli buluyorum. Bu çok değerli.
Ülkemizde, belki de dünyada ilk defa uygulanan bir yöntem ve benim için çok değerli.
Ama burada bütün üyelerin önüne getirilip bir adamlar konuluyor. İlçe başkanı ya da il başkanı ya da herhangi bir milletvekili.
“Arkadaşlar şunları seçeceksin!”
Devrim Hacısalihoğlu: Nerede oluyor bu? Genel olarak mı bahsediyorsunuz? Belli iller var mı?
Hilmi Saral: Belli yerler var. Hatta ben sosyal medyada da paylaştım. Anıtkabir'in olduğu mahallenin orada sanıyorum Yücetepe Mahallesi oranın adı. Üç tane ilçe delegesi seçilmek için isim, gönderiliyor mahalleye. Mahallenin muhtarı da Partili.
Mahallede 52 üye var Yeni Parti’ye kayıtlı. Muhtar topluyor 52 üyeyi. Diyor ki arkadaşlar ilçe delegesi seçimi var.
İlçenin bize önerdiği üç tane isim var. Onlar şu, şu, şu, şu…. Arkadaşlar, ama diyor biz kendi üyelerimizi kendimiz belirlemek istiyoruz.
Üye olmak isteyen, delege olmak, ilçe delegesi olmak isteyen arkadaşlarımız varsa isimlerini alalım. Üç isim belirliyorlar ve altı ismi listeliyorlar. Seçimin sonucunda 52 üyenin katıldığı seçimin sonucunda 51 oy mahallelinin belirlediği delegelere çıkıyor.
İlçenin gönderdiği delegelere bir oy çıkmıyor. Elli iki kişi katılmıştı seçime. Üyelerden birisi de kendi ismini yazmış. Yani üye dayatmayı sevmiyor. “Efendim biz üyeye seçtirdik ama benim dediğim adamı seçin!” Doğru değil…
Nitekim Çankaya İlçe Başkanı seçiminde de böyle bir pozisyon resmen olmasa da oluşturuldu. Öyle bir hava yaratıldı ama Çankaya üyesi Türkiye'de eğitim seviyesinden yüksek olduğu bir ilçe. Kendi tavrını belirledi.
Ve gösterilen ilçe başkanını değil başka bir arkadaşımızı seçti. İyi de oldu.

Devrim Hacısalihoğlu: Eski tas, eski hamam,yeni parti” demek için erken ama bunlar değil mi?
Hilmi Saral: Erken tabii. Şimdi şöyle bir şey. İnsanlar alışkanlıklarını çok kolay terk edemiyorlar.
CHP'den gelen alışkanlıklarımızı sürdürmek isteyen arkadaşlarımız var!
Ben evde içeri girdiğimde bütün salon boştur ama hep aynı yere otururum. Alışkanlık…. Efendim ya da konuşurken ellerinizi şöyle kullanırsınız böyle kullanırsınız. Alışkanlık.
Alışkanlıklar kolay terk edilmiyor. O nedenle geçmişten gelen, CHP'den gelen alışkanlıklarımızı sürdürmek isteyen arkadaşlarımız var.
Ama siyasette bir de şöyle bir şey var. Bir, siyaseti hizmet aracı olarak görenler, siyaseti nemalanmak üzere bir meslek edinenler var.
Siyaseti meslek haline getirip ondan nemalanmak isteyenler işte, her yerde benim adamım olsun diye istiyorlar. Onun için de çaba gösteriyorlar. Bu çabalar sonuçta yanlış yerlere varıyor.
Şu anda Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve Yeni Partili siyasetçilere, belediye başkanlarına yapılan saldırıların çoğu haksız. Belki hepsi haksız ama nedensiz değiller.
Devrim Hacısalihoğlu: Peki, dün Yeni Parti Grup Başkanvekili Sayın Gökhan Günaydın'la yaptığımız söyleşide kendisine de yönelttiğim bir soru vardı.
Değişim kavramından bahsettik. Yeni Parti'nin kuruluşunun sürükleyici sloganı ve itici gücüydü değişim. Ama kurultaylarda sol siyaseti de iyi bilen birisiniz siz.
İdeolojik ve programatik bir çerçeve üzerinden saatlerce, belki günlerce tartışılan kurultaylarda belirlenen bir kavram olması gerekmez miydi? İdeolojik ve ideolojik arka planının da daha dolu olması beklenmemeli miydi bir sol sosyal demokrat parti için ?
Hilmi Saral: Şimdi bak, değişim sihirli bir sözcüktür. İstediğiniz anlamı verirsiniz ona. İyi de neye göre değişim? İleriye doğru mu? Geriye doğru mu? Şimdi değişim, soyut.
Biz onu somutlaştıracağız. Değişim derken, biz Cumhuriyet Halk Partili kimliğimizi terk etmedik. Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa ettik.
Çünkü babaevi işgal altında. Kayyum'la beraber saray rejiminin işgali altında. Saray rejiminin işbirlikçisi, belli.
Yeni Parti nefes borusu açtı !
Ben Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce konuşmalarımda, sosyal medyada paylaştım. “Kemal Kılıçdaroğlu aday olacaksa bu Tayyip Erdoğan'ı yeniden seçtirmek içindir” demiştim. Geldiğimiz bu günde Kemal Kılıçdaroğlu benim kehanetlerimi doğruladı.
Sağ olsun beni yalancı çıkarmadı. O anlamda kendisine bir teşekkür edeyim.
Devrim Hacısalihoğlu: İlk geçenlerden misiniz Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa edip yeni Parti’ye?
Hilmi Saral: İlk geçenlerdenim.
Ama ben Cumhuriyet Halk Partili kimliğimi, Atatürkçü düşünceyi terk etmiş değilim. Bu, şöyle söyleyeyim. Deprem oldu.
Bina üstümüze yıkıldı. Kapıdan çıkmak lazım. Ama kapı yok ki.
Bir nefes borusu. Yeni Parti Türk milleti için bir nefes borusu açtı. Yoksa Atatürkçü ideolojiyi, bağımsızlıkçılığı, antiemperyalistliği, halkçılığı, milliyetçiliği, laikliği terk etmedik ki biz.
Aynı insanlarız. Aynı ideolojinin etrafında toplandık. Nefes alacak bir kanal açtık kendimize.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi enkaz halindedir şu anda. Depremin enkazı altındayız. Nefes alacak bir delik açtık….




