İşçinin şusu busu olmaz!..
Sınıfı olmaz!..
İşçi işçidir kardeşim!..
Taşeronmuş, şuymuş buymuş hikaye!
Bugün taşeron olarak çalıştırılan işçiler de, bu ülkede adam gibi işçidir!..
Hakkı hukuku verilmesi gereken insanlardır!..
Alın terinin, emeğinin karşılığı verilmeli, sosyal güvencelerden yoksun bırakılmamalılar!..
Bu hak arayışında başı çeken sendika hiç tartışmasız Türk-İş ve ona bağlı olan Yol-İş'tir !..
Sadece kendi sendikasına bağlı işçilerin değil, ülkedeki tüm taşeron işçilerin hak arayışında sesini duyurabilmek için mücadele vermektedir!
Trabzon'da da bu yönde örnek bir isim var.
Trabzon Türk-İş İl Temsilcisi ve Yol-İş Sendikası 1 Nolu Şube Başkanı Hasan Basri Hatipoğlu.
Oturduğu koltuğun hakkını vermeye çalışan tam bir işçi babası..
Zaten öyle olmasa, bu kadar saygı görmez!..
Hatipoğlu hiç durmadan sesini duyurabildiği kadar, taşeron işçilerin haklarını aramaya devam ediyor.
Açıkçası örnek olmaya devam ediyor..
Yan gelip yatmıyor..
'Osman Bey arada bir de şu işçinin, emekçinin derdini yazın. Bu gazeteleri bizler de okuyoruz' diyerek haklı bir serzenişte bulunup, medya olarak sesleri olmamız için üzerimize düşeni yapmamız isteniyor.
Bu da hoşuma gidiyor!
Çünkü yüzde yüz haklı!
Bu gazeteler emeğin ürünü..
Emek denildiği zaman da akla işçi gelir!.
Dün bir kez daha aradı..
'Osman Bey bir açıklama daha gönderiyorum. Taşeron işçilerin sahipsiz olmadığını gösterelim' dedi.
Bu ülkede, bu şehirde her konuda kalemimizi oynatırken, hak ettiği kadrolarını isteyen ve Yargıtay'ın kararına rağmen verilmeyen kadrolarını isteyen bu ülkenin emekçilerine sahip çıkmak bizlerin de görevi!..
Hatipoğlu “Bakın sadece Karayolları Genel Müdürlüğü'nde 8 bin 761 taşeron işçisi çalışmakta olup, aileleriyle birlikte yaklaşık 40 bin kişi olduklarını hatırlatmak istiyoruz” diyor..
Önemli bir rakam!.
Bu rakam sadece Karayolları'nda.
Başkan’ın önemli mesajları var;
“Yargıtay'ın kararına rağmen bakanlık gerekeni yapmıyor. Bu da bizi derinden üzüyor. Karayolları Genel Müdürlüğü işyerlerinde kağıt üzerinde ‘taşeron işçisi’ olarak gösterilip gerek İş Kanunu'nda yer alan pek çok temel haktan, gerek işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinden faydalandırılmaları engellenen işçileri temsilen Türkiye Yol-İş Sendikası tarafından açtığımız ilk davalar 10.05.2011 günü sonuçlandırılarak her bir davacının ‘İşe ilk girdiği tarihten itibaren Karayolları Genel Müdürlüğü işçisi olduğunun tespitine’ ve ‘Toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması gerektiğine’ hükmedilmiştir. Bahse konu kararlar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 25.10.2011 tarihinde onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Bu tarih itibariyle her bir işçinin kadroya geçirilmesi gerekmesine rağmen, halen yargı kararları uygulanmamaktadır.”
Devam ediyor Başkan Hatipoğlu;
“Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Binali Yıldırım tarafından, Maliye Bakanlığı'ndan yargı kararlarının uygulanması amacıyla kadro talep edilmiş, Maliye Bakanlığı'nın kadro vermemesi üzerine Türkiye Yol-İş Sendikası olarak ‘kadro vermeme’ işleminin iptali istemiyle dava açılmış ve mahkemece bu işlem 11.04.2013 günü iptal edilmiştir. Ne var ki, yasal süresi dolmasına rağmen bu karar da uygulanmamaktadır. Sonra Karayolları Genel Müdürlüğü ile Türkiye Yol-İş Sendikası arasında kağıt üzerinde ‘taşeron işçisi’ olarak adlandırılan işçileri de kapsayacak şekilde toplu sözleşme bağıtlanmıştır. Ne var ki, atılan imzanın ve bağıtlanan sözleşmenin gerekleri de yapılmamaktadır. Son çare olarak, işçilerin Karayolları Genel Müdürlüğü'nden olan alacaklarının tahsili istemiyle dava açılması üzerine, alacak miktarının çok yüksek olduğunu fark eden Maliye Bakanlığı, Türkiye Yol-İş Sendikası'nı ve Karayolları Genel Müdürlüğü'nü bir araya getirerek çözüm aramaya başlamıştır.”
Başkan görüşlerine devam ederken devletin kasasından çıkacak, çok çarpıcı rakamlar ortaya koyuyor.
“Bakın yaz aylarında süren görüşmeler neticesinde, Maliye Bakanlığı işçilerin geçmişe dönük alacaklarından vazgeçmeleri ve bunun karşılığında devlete mali yük getirmeyecek bir ücret üzerinden kadroya geçirilmelerini uygun bulmuştur. Yargı kararıyla Karayolları Genel Müdürlüğü işçisi olduklarına karar verilen işçilerin devletten olan alacakları bugün için yeni parayla 2 milyar, eski parayla 2 katrilyon lirayı bulmakta olup, her geçen gün katlanarak artmaktadır. İşçiler, kadroya alınmaları karşılığında bu alacaktan mahkemede sulh yoluyla vazgeçmeye hazırdır. Bulunan çözüme göre, sadece alacağından vazgeçen işçiler kadroya atanabilecektir. Türkiye Yol-İş Sendikası olarak, anılan işçilerimizin Karayolları Genel Müdürlüğü'nde kadrolu olarak istihdam edilmeleri için, bugüne kadar sosyal diyaloğa açık olarak, iyiniyetle yürüttüğü çalışmalarını sürdüreceği kuşkusuzdur. Bu yolda son çare olarak üretimden gelen gücünü kullanmaya da kararlıdır.”
Evet Başkan Hatipoğlu bunları söylüyor!..
Yazımın başında da belirttiğim gibi taşeron işçilerin kadrolarını vermek kaçınılmaz bir gerçektir. Bu işçilerin sosyal güvencelerini, kadrolarını istemesi kadar doğal ne olabilir ki!..
Aslında Türk-İş ve Yol-İş'in taşeron işçilerin hakkını araması Türkiye'deki bütün taşeron işçiler için emsal olup yolunu açacaktır.
Ama taşeron işçiler için Türk İş gibi irade göstermeyip sessiz kalan sendikalar da kimden yana olduklarını, ne iş yaptıklarını da sorgulamaları gerekecektir.
İşçinin sınıfı olmaz!..
Çünkü işçi işçidir!..
İşçi emek ve alın teridir!..
Emeğin karşılığı olarak önce sosyal güvencesini vermek de devletin asli görevidir..
Türkiye bu sorunu mutlaka çözmeli!..
Çünkü bu insanlar da bu güzel ülkenin birer insanı ve birer işçisi..
Gerisi laf-i güzaf...