Trabzonspor Diyarbakır’da üç puandan fazlasını bıraktı. Sahaya koyduğu iddiayı, kadrosunun ağırlığını ve Avrupa’daki ağır gecenin ardından vermesi gereken cevabı da bıraktı. İlk yarıda başlayan oyunsuzluk maç boyunca da büyüdü.
Salah’ın golü Trabzonspor’un oyununu anlatan bir gol olmaktan çok, oyundaki bütün kusurları kısa süreliğine örten bireysel bir parıltıydı. Fabinho topu kazandı, Muçi doğru pası verdi ve Salah kalitesini konuşturdu. Üç büyük oyuncunun üç doğru dokunuşu… Fakat o pozisyon bir hücum düzenine dönüşmedi. Gol, Trabzonspor’u uyandırması gerekirken uyuşturdu. Takım oyundan çekildi, merkezde mesafeler açıldı, ön alan baskısı kayboldu ve Amedspor’a cesaret verildi.
Trabzonspor’un topa sahip görünmesi de büyük bir yanılsamaydı. Çünkü top sürekli Savic ile Nwaiwu arasında dolaşıyor, orta saha rakip baskının arkasına geçemiyor ve hücum oyuncuları oyundan kopuyordu. Topa sahiplik amaçtan yoksun kalınca hükmünü kaybeder. Hülasa Trabzonspor topu tuttu Amedspor oyunu yönetti. Biri pas yaptı diğeri tehdit üretti. Biri bekledi diğeri inandı.
İkinci yarıda Trabzonspor biraz daha öne çıktı, rakip kaleyi daha fazla yokladı ve Lafont’u çalıştırdı. Fakat hücum kaleye doğru koşmaktan çok daha fazlasıdır. Ceza sahasına yerleşmek, rakibi genişletmek, üçüncü oyuncuyu harekete geçirmek, santrforu beslemek ve dönen topları toplamaktır. Trabzonspor bunların hiçbirini süreklilik içinde yapamadı. Sahada bir oyun planından çok, mağlubiyetten korkan oyuncuların dağınık telaşı vardı.
Onuachu parantezi de burada açılmalı. Beşinci resmî maç, yaklaşık dört yüz dakika ve hâlâ gol ya da asist katkısı yok. Takım onu yeterince beslemiyor bu açık. Fakat Onuachu da stoperi sürükleyen koşu yapmıyor, hava toplarında ağırlığını koyamıyor, duvar olup arkadaşlarını oyuna sokamıyor. Bir santrfor gol atamadığı günlerde bile rakip savunmaya korku verir. Onuachu şu anda varlığıyla savunmayı geriye itemiyor. Sistemin mağduru kadar kendi formsuzluğunun da faili.
Futbolun acı ironisi tam burada: Amedspor’un hamlesi maçı kazandı, Trabzonspor’un hamlesi mağlubiyetin kapısını açtı. Hasi oyunu değiştirdi, Tekke oyuncuları değiştirdi.
Bu maçın Trabzonspor adına en ağır tarafı takımın en güvenilir oyuncusunun yine Onana olmasıdır. Salah golü attı, Onana kurtarışlarıyla takımı ayakta tuttu. Peki takım olarak Trabzonspor ne yaptı? Bu kadar büyük ismin bulunduğu bir kadro kaderini iki oyuncunun bireysel kalitesine bırakamaz. Salah her maçı tek başına çözemez. Onana her akşam takımın bütün hatalarını örtemez.
Fatih Tekke, Ferencváros faciasının ardından istifa etti. Yönetim o istifayı kabul etmeyerek kendisine yeni bir kredi açtı. Amedspor karşılaşması bu güvene sahada cevap verme maçıydı. Beklenen öfkeli, cesur, baskılı ve ne yaptığını bilen bir Trabzonspor’du. Ortaya çıkan ise ağır hareket eden, birbirinden kopuk, rakibin temposuna teslim olan ve son dakikada cezalandırılan bir takım oldu.
Salah, Muçi, Fabinho, Onuachu, Savic ve Onana gibi oyuncuların bulunduğu bir kadroyu bu kadar fikirsiz oynatılamaz. Bu kadronun Amedspor karşısında kalecisine sığınma, bir bireysel hareketten gol bekleme ve beraberliği kurtarmaya çalışma lüksü yok.
Kaybedilen üç puandır. Asıl kayıp ise böyle giderse de takım kimliğidir.