Üniversiteden hocamdı Hüseyin Çelik. Biz ‘Cemaate’ payanda olmadık diye bize çok eziyetler çektirdi zamanında. Bakan olduğu dönemde yanına bir kez dahi uğramadım. Onun Türklükle bağının olmadığını bildiğimdendi bu soğukluğum.
Hani hocamsın deyip yalakalıkla bir şeyler isteyebilirdim kendisinden.. İstemedim çünkü Cumhurbaşkanı ‘Cemaate’ ‘silahlı terör örgütü’ dediğinde bu akil varlık ‘buna kargalar bile güler’ demişti.
Yıl 1992 dersteyiz..
Bu Çelik efendi ‘Yeni Türk Edebiyatı’ hocası..
Bir PKK’lı öğrenci konu nereden açıldıysa söz aldı, “Hocam köylerimiz bombalanıyor, insanlarımız katlediliyor bu T.C. devleti tarafından. Sen ders anlatıyorsun” diye feryadı basıyor.
Çelik Hoca her yerinden delik delik olmuş ifadelerle edebiyattan güya söze girerek “Ali Suaviler, Fuat Köprülüler ve başat olarak Ziya Gökalpler Türkçülük diye bir zehri akıtmasaydı bugün bizim Kürt meselesi diye bir problemimiz olmazdı” diyor. Hızını alamayan Çelik yine delik delik olmuş cümlelerine devamla “Sen dağlara ‘Ne mutlu Türk'üm diyene’ yazarsan adam da tabii ‘Ne mutlu Kürt’üm diyene’ mücadelesi verir. Askerin (gerçek asker FETÖ'cü değil) Kürtlere ilk kez katliam yapmadığını, bunu Dersim’de ve nice yerlerde gördüğümüzü kim inkar edebilir” deyince benim nevrim dönüyor.
Ayağa kalkıyorum; “Türk Dili Edebiyatı dersinde olduğumuzu, Türk'ü sevmeyenlerin onun edebiyatında ne işi olduğunu, buna hocamız da dahil” diye yorum getirince beyfendinin çok zoruna gidiyor.
Ve sonuçlar..
Kişisel kine büründü. Bizi süründürmeye kalktı. Allah selametini versin Mehmet Yiğit, Muzaffer Akkuş adlı hocalarımız ‘bu çocuklara zarar verirseniz sizlerin yakın olduğunuz talebelere bunlara yaptığınız muameleyi yaparız’ diyerek bu zevatı raspaya aldıklarını nasıl unutabilirim.
O zaman da bunlar Cemaatçi’ydi ve Türklük diyenden Kürtlük diyen ırkçılara yakın duruyorlardı.
Hatta yine bir derste ben “Türk değilim ısrarında olanlara yalvaracak değiliz. Bize göre alt kimliği ne olursa olsun herkes vatandaşlık anlamında Türk’tür. Ben size Türk dersem onbaşı değil de mareşal rütbesi takmış olurum. Paye istemeyeni zorlayamam” deyişim, Milli Eğitim Bakanlığı yapmış bu zatın çok çok zoruna gitti.
Bana ‘ırkçı’ payesi vurdu. Kendileri Kürt derken ırkçı olmuyor, ben şemsiye anlamında kullandığım Türk kelimesi için ırkçı oluyorum.
Türkiye bu noktaya işte böyle böyle geldi.
Eğer bu kişinin yerine ben ve benim gibiler bakan olsaydı devletimizin Milli Eğitimi bu çıkmazı yaşar mıydı?
Bunlar Milli Eğitim Bakanlığı’na bu darbecileri egemen yapan kişilerdir. Bunu kasten, tamüden yapmışlardır. “Bana aptal diyebilirsiniz” diyerek Arınç gibi bu işten yırtılacak bir durum değildir.
Ben Hüseyin Çelik”in önce Doğru Yol”dan vekil seçilmesine sonra AK Parti”ye girip baş tacı edilmesine alışamadım. Hala da bundan dolayı iktidara yüreğim ısınmıyor.
Bu darbe girişimi Allah”tan akim kaldı. Bu Çelik”ler yine küçük bir bakiye kadar kalan köşe başlarından milliyetçileri söküp atarlardı. Yerlerine FETÖ'nün ve Kürtçülerin militanlarını yerleştirirlerdi.
Günahsız kişileri kastetmiyorum. İnsanlar yanlış anlamasın ben militanlardan bahsediyorum.