Kontrollü darbeymiş... Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan oturmuşlar FETÖ'yü devredışı bırakmak için değil Başkan olmak için "gel saldır, yüzlerce masumu öldür, binlerce insanı yaralı bırak" diye FETÖ'cü subaylarla anlaşmışlar ya da saldıracaklarını bilip tedbir almamışlarmış...

Bunu söyleyenin bırak komplocu olmayı geniş değil de dar akıllı olması icap eder. Yani Daroğlu olmak lazım gelir.

Aklım almıyor, ne demek kontrollü darbe? Yani bütün dünyayı aldatarak kendi uçağını, kendi füzesini göstermelik şekilde kendine saldırtmış bir Tayyip Erdoğan varmış, eee sonra da göstermelik darbecileri ne yapmış, kış kış etmiş...

Tayyip Bey bırakın FETÖ ile darbe için münasebete geçmeyi Bahçeli'yi de tufaya düşürerek bu sahte darbeyle safına çekmişmiş...

Vallahi CHP'li arkadaşlara acıyorum. Böyle masalı seven bir liderle çetin işlere soyundukları için.

İbni Haldun'dan, İbni Sina'ya uzanıp işi Gazi Mustafa Kemal'e bağlayıp grubundan okkalı bir alkış almayı başaran Kılıçdaroğlu terörden, etrafımızın kuşatılmışlığından hiç bahsetmedi. Kendi öyküsünü anlatıp bol bol öykünme hikayeleri anlattı.

Kılıçdaroğlu'nun bir ikilem siyasetçisi olduğunu artık rakipleri notere başvurarak tescil ettirebilir.

Gün içinde yedi kez farklılaşan bir iklimle konuşuyor.

Bazı örnekler verelim bu ikilemciliğe:

Bütün Müslümanlar içinde parlayan bir yıldızdır Türkiye deyip az sonra sönmüş bir Türkiye portresi çiziyor. Öğleden önce Bahçeli'nin gerçek bir devlet adamlığından bahsediyor, daha sözünün üstünden dumanı tüterken Bahçeli vatana ihanetle suçlanıyor.

Örnekler çok da bizim yerimiz sınırlı...

İnanın Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaşadığı med-cezirleri bir kara parçası bu sıklıkla yaşasa bu kadar aşınmaya can dayanmaz der pes ederdi.

O, hala bu gel-gitlere rağmen; "CHP'de benden iyisi yok. Ben bulunmaz Hint kumaşyım" sazıyla dolaşıyor. Oysaki CHP'lilerin Aşık Veysel'den ilhamla "Dost dost diye nicesine sarıldım" ama bir vefa görmedim deme zamanı geldi de geçiti bile...