Arkadaşımız Ebru Tavşan önceki gün KTÜ Rektörü ile ilk röportajını gerçekleştirmiş. Tebrikler Ebru...
Sayın Rektör Prof.Dr.Süleyman Baykal "Her şikayeti dinlersem KTÜ'de adam kalmaz" demiş...
"KTÜ Rektörü'ne" başlıklı yazımda 1-2-3 Şubat tarihlerinde yoğun bakımda sonrasında 4-5 Şubat'ta serviste yaşadıklarımı yazmıştım...
Şikayetse yazdıklarım şöyle:
Yoğun bakım doktor, hemşire ve hastabakıcıları bilgisayarda oyun oynuyor.Galiba çok önemsiz birşey!!!
Diğerleri hizmetle ilgili şeyler...İyi niyetli eleştiriler...
***
Siz yukarıdaki iyi niyetli yazdıklarımı şikayet kabul ediyorsanız gereğini yapmalısınız sayın rektör...Çünkü işin ucunda insanların hayatı var...
Bu serzenişi/şikayeti kim yazmış?
Üniversitenin eski basın-yayın/kültür/enformasyon müdürü...
Eski Öğretim Görevlin...
Birebir tanıştığın bir kişi...
KTÜ'nün Stratejik Planlama, Araştırma Kurulu Emekli Temsilcisi...
Şimdi Sonnokta Gazetesi'nin Genel Danışmanı,
Köşe Yazarı...vs...
Yani şikayet eden ezbere birşey yazmaz! Can havliyle yazılmış birşey de değil.
Hatta KTÜ'nün üzerine titrenerek yazılmış bir yazı...KTÜ Gözbebeğimiz demişiz!
***
Sizin cevabınız "Her şikayeti dinlersem KTÜ'de adam kalmaz" olmuş....
Sayın rektör bu cevaba üzüldüm...
Bir eski çalışan olarak...
Sizin göreviniz ne sahi?
İnsanlar dertlerini kime anlatacaklar? İlgililer ilgisiz kalırsa? Sizin varlığınızın amacı ne olur?
Yönetmek ne demek?
***
Ben sizden öncelikle bir geçmiş olsun telefonu beklerdim sevgili ve sayın rektörüm...
Sonra da "hocam şu sorunu bana anlatırmısın" diyebilir ve sorunu çözerdiniz.
***
Sizse hemen müdafaya çekilip kalenizi korumaya çalışmışsınız.
Anlaşıyorki yeni koltuğunuzu çok sevmişsiniz.
Unutmayın ki koltukların da bir son kullanma tarihi var. Sizinkin de!
Bu satırların yazarı çok dekan, rektör gördü. Hatta birlikte KTÜ'de 22 yıl çalıştı... Adam gibi!
Bence hayatta önemli olan "adam olmak ve adam kalabilmektir"...