08.02.2006 tarih ve 26074 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş olan “Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun”a dayalı olarak ülkemizde kurulmuş olan kalkınma ajanslarından olan Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA)’nın web sitesinde vizyonu için; “Ekonomisi güçlü, yenilikçi ve rekabetçi, sosyal yönden gelişmiş ve bütünleşmiş, altyapısı tamamlanmış, sürdürülebilir çevre ve yüksek yaşam kalitesine sahip bir Doğu Karadeniz Bölgesi” ifadesi yer almaktadır. Aynı şekilde misyon olarak da “Ulusal ve yerel kalkınma planlarında ve programlarında öngörülen ilke ve politikalarla uyumlu olarak kamu, özel sektör ve sivil toplum arasındaki işbirliğini geliştirerek, bölgede sürdürülebilir ekonomik, çevresel, sosyal kalkınmayı sağlamak ve bölgenin rekabet edebilirliğini ve uluslararası tanınırlığını arttırmaktır” denilmektedir. Oldukça iddialı bir misyon ortaya koymuş olan DOKA’nın başarılı olmasını dilerim.
Ajansın üstlenmiş olduğu görev ve işlevini yerine getirmedeki başarı açısından bugünden bir değerlendirme yapmanın erken olduğunu düşünüyorum. Zira DOKA; bölgemizde turizm ve tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi konusunda yerel yönetimlere, kamu kurumlarına, kooperatiflere vb. proje desteği sağlamayı ilke edinmiş olmasına rağmen, bu desteklerden ilgili birimlerin ve kurumların hangi düzeyde yararlanmakta oldukları konusunda net bir veri ortada yoktur.
 Bölgemizin yapısına uygun olarak ortaya konulmuş olan DOKAP’ta yer alan birçok iyi proje bugün maalesef bir kenarda bekletilmektedir. Neden?
Bu sorunun günümüzdeki kısmen muhatabı olan DOKA yerine yanıtı biz vermeye çalışalım:
1. Bölgesel kalkınma gibi son derecede “ağır” bir konuda fikir üretmek, yorum yapmak, plan-proje-strateji geliştirmek birkaç kişinin işi olmanın ötesinde önemli düzeyde birikime sahip olan geniş bir kadronun işidir.
2. Bölgesel kalkınma konusunda tarım, turizm, enerji, imalat gibi konvansiyonel alanlarda bilinen yöntemlerle destek programları uygulamanın yanı sıra, yenilikçi açılımlara gerek vardır. Zira bilinen alanlarda bilinen uygulamalar ile elde edilecek olan yarar hiçbir zaman uluslar arası ortalamanın üzerine çıkamaz. O noktalara gelebilmek için dünyada halen hiç bilinmeyen şeyleri tasarlamaktan ve üretmekten başka çare yoktur.
3. DOKAP’ta ortaya konulmuş olan projeler sahipsiz kalmıştır. Bu projelerin merkezi yönetim tarafından belirli kurumlara ve özellikle üniversitelere özgörev olarak yüklenmesi gerekirdi. Günümüzde bu açığı DOKA-üniversite işbirliği belirli ölçüde kapatabilir.
4. Bölgesel kalkınma yerel özelliklerin ve bölgesel yeteneklerin keşfedilmesi ile yakından ilgilidir. Bu anlamda belirli ölçüde yapılmış çalışmalar vardır (DOKA-TR90 Doğu Karadeniz Bölge Planı gibi). Ancak bu çalışmaların bir adım ötesine geçerek her bir belde ya da ilçe için gelecek 50 ya da 100 yıla ait kalkınma stratejik planlarının yapılması gerekmektedir.
DOKA tarafından 25 Mart 2013 tarihinde son bulacak olan toplam 10 milyon TL bütçeli “imalat sanayi mali destek programı” ve toplam 5 milyon TL bütçeli “kültür ve turizme yönelik altyapı mali destek program” için proje teklifleri beklenmektedir (ayrıntı için: www.doka.org.tr). Bir proje için maksimum 400.000. TL olabilecek olan bu destekler için projelerden özellikle verimlilik ve kalite artırmaya yönelik olmaları, inovatif (yenilikçi) olmaları, ar-ge alt yapısı geliştirmeye yönelik olmaları vb. özellikler beklenmektedir. Bir işletme için çok fazla olmayan bu desteğin başlangıç için olumlu olduğunu söylemek gerekiyor. Umarım ciddi proje teklifleri ortaya çıkar ve işin ruhuna uygun bir destek sağlanır.
DOKA’nın mevcut faaliyetlerinin daha ileriye taşınması ve yenilikçi karakter kazanması için DOKAP’ta da belirtildiği gibi bölge üniversitelerinin bir şekilde bölgesel kalkınma konusunda pro aktif rol üstlenmeleri gerekmektedir. Bu rol; üniversiteler bünyesinde disiplinler arası yapıda çalışan bölgesel kalkınma merkezleri kurmak, alınacak kararlarda bilim adamlarının da görüşlerine yer vermek gibi hiç de zor olmayan şekillerde olabilir.