Siyasette insanın hangi koltukta oturduğundan önce, o koltuğun ağırlığını nasıl taşıdığına bakılır.

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın, CHP Trabzon İl Başkanlığı görevine atanan Mustafa Gültekin’e yönelik kullandığı “çöp tenekesi” benzetmesi bu açıdan son derece talihsiz, yakışıksız ve düşündürücüdür.

Siyasi rekabet olur.

Fikir ayrılığı olur.

Parti içinde mücadele, kırgınlık, hatta sert hesaplaşmalar da olur.

Ancak insan onurunu hedef alan küçümseyici ifadeler siyasetin meziyeti sayılamaz.

Üstelik burada tuhaf bir çelişki de var.

Sayın Kaya, küçümsediğiniz, ağır bir benzetmeyle tarif ettiğiniz insan yerel seçimlerde size oy vermiş olabilir.

O halde sormak gerekir:

“Çöp tenekesi” diye tarif ettiğiniz insanların oyuyla seçilmeyi kendi siyasi vicdanınızda nereye koyuyorsunuz?

Bir başka mesele daha var.

Mustafa Gültekin’in siyasi muhatabı siz misiniz?

CHP’nin il başkanlığı makamına ilişkin bir cevap verilecekse bunun siyasi adresi ve hiyerarşisi bellidir.

Ortahisar Belediye Başkanı’nın asli gündemi ise çok daha başka olmalı.

Ortahisar’ın trafik sorununa ne yaptınız?

Şehrin yaşam kalitesini ne kadar yükselttiniz?

Vatandaşın günlük hayatına hangi hizmetlerle dokundunuz?

Daha temiz, düzenli, estetik ve yaşanabilir bir Ortahisar için hangi kalıcı projeleri ortaya koydunuz?

Siyasetin gerçek sınavı burada başlar.

İnsanları küçümseyerek siyasi ağırlık kazanılmaz. Bilgiyle, birikimle, projeyle, nezaketle ve icraatla kazanılır.

Ahmet Kaya sıradan bir siyasi tecrübeye de sahip değil. Milletvekilliği yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında Trabzon’u temsil etti. Bugün yüz binlerce insanın yaşadığı Ortahisar’ın belediye başkanlığı makamında oturuyor.

Bu özgeçmiş insana yalnızca unvan kazandırmaz.

Üslup sorumluluğu da yükler.

Çünkü makam büyüdükçe insanın ağzından çıkan söz küçülmemeli.

Topluma örnek olması beklenen insanların kelimelerini daha dikkatli seçmesi gerekir.

Siyasette herkes bir gün görevden gider.

Başkanlıklar biter.

Milletvekillikleri sona erer.

Parti koltukları el değiştirir.

Geriye ise insanın kullandığı dil, bıraktığı eser ve taşıdığı siyasi zarafet kalır.

Bu nedenle Sayın Kaya’ya düşen, insanlara sıfat takmak yerine Ortahisar’a eser kazandırmaktır.

Çünkü şehir polemikle büyümez.

Hizmetle büyür.

Ve bazen bir siyasetçinin gerçek ağırlığını oturduğu koltuk değil, ağzından çıkan tek bir cümle gösterir.

UTANDIRAN İMZALAR

Bir imza attılar.

Ankara’da.

Bir kâğıdın altına.

Trabzon İYİ Parti Milletvekili Yavuz Aydın da o kâğıdı aldı, ülkenin önüne koydu.

Mesele bundan ibaret.

*

İmzaları atanlar, imzalarınıza bakın.

Sonra çıkın, bu millete anlatın.

Neyin altına imza attınız?

Niçin attınız?

Neyi değiştirmek istiyorsunuz?

Neyin sorumluluğunu üstleniyorsunuz?

*
Siz iyisi mi bir şehit annesinin kapısını çalın.

Oğlunun fotoğrafı duvarda asılıyken oturun karşısına.

Anlatın.

Bir şehit eşinin gözlerine bakın.

Yarım kalan hayatının karşısında imzanızı savunun.

Babasını mezar taşından tanıyan çocuğa anlatın bahanelerinizi.

“Baban bu vatan için canını verdi, ama ben de bu kağıdın altına şu sebeple imza attım” deyin.

Diyebiliyorsanız tabi...

*
Çünkü siyaset, Ankara’da "aslan kesilip" Trabzon’da susma sanatı değildir.

Trabzon bu acıları uzaktan seyretmedi.

Şehitlerini omzunda taşıdı.

Analarının feryadını duydu.

Yetimlerinin başını okşadı.

Bayrağa sarılı tabutların arkasından yürüdü.

Dolayısıyla Trabzon adına atılan her imzanın bir ağırlığı vardır.

*

Yavuz Aydın ne yaptı?

İmzaları çıkıp Türkiye'ye gösterdi.

Hepsi bu.

*

Belgeyi ortaya çıkarana öfkelenmek kolay.

Belgenin hesabını vermek zor.

Mustafa Şen’in imzasının yanında “Trabzon Milletvekili” yazmıyorsa bunun teknik açıklaması varsa yapılsın.

Ama insan ister istemez soruyor:

Seçim zamanı “Trabzon Milletvekili” olmak gurur...

Böyle bir metnin altında neden yalnızca isim ve imza?

Hani sizin ünvanınız?

Asıl cevap bekleyen soru budur.

*

Çünkü rozet çıkar.

Makam biter.

Afiş sökülür.

Seçim sloganları unutulur.
Ortada bir kağıdın altına altına atılan imzalar alır.

Şehit analarının hafızası da kalır.

Yetim kalan yavruların eksik sandalyesi de.

Şehit eşlerinin yarım kalan ömrü de.

Yavuz Aydın imzaları Trabzon’un önüne koydu.

Şimdi o kalemi tutanlar konuşsun.

O imzayı attınız.

Peki siz bir şehit annesinin gözlerinin içine bakıp savunabilecek misiniz imzanızı?

Haydi sizlerden cevap bekliyoruz...