DÖRT GOLÜN ÖTESİNDE BİR GECE

Trabzonspor-Galatasaray maçı öncesinde şehirde neredeyse tek bir soru konuşuluyordu:

Bu maç ne olur?

Trabzon’un gündemi birkaç günlüğüne diğer bütün başlıkları geride bırakmıştı. Sokakta, kahvede, iş yerinde herkes aynı maça odaklanmıştı. Bunun nedeni yalnızca rakibin Galatasaray olması değildi. Trabzonspor sezon başında güçlü transferler yapmasına rağmen henüz kadrosunun kalitesiyle örtüşen istikrarlı bir oyun düzeni ortaya koyamamıştı.

Teknik adam değişiklikleri, geçiş dönemleri ve alınan sonuçlar ister istemez takımın etrafındaki soru işaretlerini büyütmüştü. Bir tarafta umut veren galibiyetler, diğer tarafta yeniden başlayan tartışmalar vardı. Son olarak Thomas Reis ile yeni bir sayfa açılmıştı ve Galatasaray karşılaşması bu yeni dönemin ilk ciddi sınavlarından biri olacaktı.

Maçtan önce çok kıymetli aile dostumuz, entelektüel birikimi, futbol bilgisi ve öngörüsü güçlü bir abimiz olan Ali Kemal Aksoy’la da karşılaşmayı konuştuk.

Ali Kemal abi benden daha umutluydu. Trabzonspor’un bu maçtan iyi bir sonuç çıkarabileceğini düşünüyor, futbolda dengelerin her an değişebileceğini söylüyordu.

Ben ise daha temkinliydim.

Çünkü Trabzonspor’un kadro kalitesi güçlü olsa da henüz sahada güven veren, süreklilik kazanmış ve karakteri oturmuş bir oyun yapısı göremiyordum. Rakibin ise daha derli toplu, daha yerleşik ve birlikte oynama alışkanlığı daha güçlü bir görüntü vermesi beni tedirgin ediyordu.

Ali Kemal abi umutla konuşurken ben tereddütlerimi sıraladım.

Fakat futbolun güzelliği de tam burada ortaya çıktı.

Trabzonspor sahaya yalnızca bir maç kazanmak için değil, biriken soru işaretlerini dağıtmak için çıkmış gibiydi. Gelen farklı galibiyet, skorun çok ötesinde bir anlam taşıdı. Maç sonunda Ali Kemal abinin öngörüsü sahada karşılığını bulurken benim maç öncesindeki bütün çekincelerim de büyük ölçüde dağıldı.

Bir kez daha gördük ki futbol, yalnızca piyasa değerlerinin, istatistiklerin ya da kâğıt üzerindeki güç dengelerinin toplamı değildir.

Bazen özgüven, bazen doğru oyun disiplini, bazen tribünün enerjisi, bazen de sahadaki kolektif irade bütün hesapları bozabilir.

Asıl mesele şimdi başlıyor.

Çünkü büyük galibiyetler önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Bir maç sezonu kurtarmaz. Fakat doğru okunursa sezonun psikolojisini değiştirebilir.

Trabzonspor açısından bu galibiyetin en değerli tarafı da burada yatıyor.

Takımın yeniden kendisine inanması, tribünün yeniden takımla bütünleşmesi ve yönetimden teknik heyete kadar herkesin aynı hedef etrafında buluşması gerekiyor. Trabzonspor tarih boyunca en büyük başarılarını yalnızca iyi futbolcularla değil, şehirle takımın aynı duyguda birleştiği dönemlerde elde etti.

Bugün ihtiyaç duyulan şey de tam olarak budur.

Bu galibiyeti bir gecelik coşku olarak tüketmek yerine kalıcı bir futbol aklına dönüştürmek gerekir.

Çünkü Trabzonspor’un büyüklüğü yalnızca kazandığı büyük maçlarda değil, o maçların ardından ortaya koyduğu süreklilikte ölçülür.

Belki de bu karşılaşmanın en anlamlı tarafı şuydu:

Trabzonspor sadece bir maç kazanmadı. Kendisine yeniden inanabileceğini, doğru birliktelik kurulduğunda hâlâ çok güçlü bir takım olabileceğini hem kendisine hem de futbol kamuoyuna yeniden hatırlattı.

'KEYİF HERKESİ BOĞAYİ'

Yine çok kıymetli aile büyüğüm abim Şenol Bahadır'ın Trabzonspor'un derbi galibiyeti ve kentimizin insanın Trabzonspor aşkıyla ilgili şu önemli tespitini de paylaşmak istiyorum. Şöyle diyor Şenol abi:

"Günlerden pazar.
Ortam aynı, aşağı yukarı yüzler aynı.
Ama sanki sihirli bir değnek değmiş yüzlere.
Herkesin gözlerinin içi gülüyor, herkeste bir tebessüm.
Yediden yetmişe herkes akşamki maçtan söz ediyor.
İlgisiz hatta bilgisiz kimse yok.

Kimsenin fındık fiyatından, enflasyondan, geçim derdinden, çözüm sürecinden, fonlardaki dolandırıcılık olayından, hatta camda yürüyen kokarcadan bile derdi yok.

Sanki tarihinde hiç Galatasarayı yenmemişiz gibi bir doping etkisi yapmış dün akşamki galibiyet.
Herkes hamamda keselenmiş gibi öyle bir rahatlamış ki inanılmaz.
Trafikte bile kimse kimseye kızmıyor şehirde.
Keyif herkesi boğayi.

Eminim ki dünyanın hiçbir ülkesinde bir galibiyet bu denli kutsanmaz. Hiçbir tarihte Spor programları Trabzon'daki reyting rakamlarına ulaşamamıştır.

Sözün özü bugün Trabzon'da herkes başka bir mutlu, yarınlarından başka bir umutlu.

Ben de kendime bir kahve ikram ettim."

Evet durum bundan ibaret.
Şenol abinin tespiti tam isabet...
Hak vermemek elde değil...
Kalın sağlıcakla...