DEVRİM HACISALİHOĞLU (ÖZEL RÖPORTAJ)-Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yönetimi bir dizi gelişmenin ardından her gün başka bir “son dakika” haberiyle gündeme gelen, ahlaki ve hukuki tükenmişlik hissi veren olaylarla bir skandalın merkezinde yer alıyor.
Yaşanan “yönetememe” krizinin büyüklüğü, ne içinde yaşadığımız siyasi iklimden bağımsız, ne de Cumhuriyet’in kurumlarının yıllar içinde aşınmasından ayrı görülebilir.
“Anayasa’yı bir kez delmekle bir şey olmaz” ve “benim memurum işini bilir” sloganlarıyla belleklere kazınan Özallı yılların mirasıyla da ilgili.
Dizi filmlerden şarkı sözlerine kadar popüler kültürde izleri sürülebilecek olan değerler dünyasındaki yozlaşma ile de sıkı sıkıya bağlı.
TFF krizinin kurumsal, sportif ve toplumsal yönlerini, hakem camiasının en saygın isimlerinden, siyasi kimliği ile de kamuoyunun yakından tanıdığı, FIFA hakemlerinden Selçuk Dereli ile konuştuk. Manşet TV’deki bu söyleşimizi, kanalın Ankara’daki stüdyosunda gerçekleştirdik.
Devrim Hacısalihoğlu: Türkiye Futbol Federasyonu'nun merkezinde olduğu ve son günlerde daha çok konuşulan skandalın ardından gözlerin üzerine çevrildiği ve ne söyleyeceği merak edilen birisiniz.
Önce bir son dakika gelişmesi olarak TFF Yönetim kurulu üyesi Mevlüt Aktan’ın biraz önceki istifası ile başlayalım. İstifasını duyurduğu açıklamada da şeffaflıktan, liyakattan bahsetti ve seçimli genel kurul çağrısı yaptı. Bunu nasıl yorumlamak lazım?

Selçuk Dereli: Mevlüt Aktan’ın açıklaması hakikaten önemli. Tebrik ederim. Çok güzel ifadeler kullanmış. Süreci çok güzel özetlemiş. Federasyon Başkanı ve diğer yöneticileri istifaya davet ediyor. Genel Kurul delegelerine gereğini yapması çağrısında bulunuyor.
“Artık Türk futbolunun önünü açalım” diyor. İçeride yaşanan o sıkıntıları kısaca değiniyor.
“Federasyon, futbol “bir aile şirketi olarak yönetilemez” diyor. Doğru söylüyor. Yani aile şirketi olarak yönetilecekse o zaman bu kadar yönetim kurulu üyesine ne gerek var? Değil mi? Böyle bir büyük organizasyon ne gerek var? Dolayısıyla süreci çok güzel özetlemiş.
Devrim Hacısalihoğlu: Peki Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu'nun tutuklanması bütün bu olayların arkasından nelerin gelebileceğini çağrıştırıyor size?
Merkez Hakem Kurulu (MHK) hem tüzel kişiliği itibariyle nasıl bir öneme sahip? Ne anlama geliyor? Neden bu kadar önemli ve skandalın odağında?
Hacıosmanoğlu’na katılmıyorum. Elbette Federasyon sorumlu olacak!
Selçuk Dereli: Merkez Hakem Kurulu, Türkiye'deki futbol organizasyonun tüm kademesindeki hakemlerin en başındaki yapı. Merkez üyeleri vardır, bölge sorumluları vardır ve il hakem kuruları vardır. Hakemlikte bir dernek yapılanması da vardır.
Geçmiş dönemlerde ben de genel başkanlığı yaptım Hakem Derneği'nin. Sosyal bir yapı olarak hakemlerin sosyal haklarını aramak adına, etkinlikleri düzenlemek, planlamak adına kurulmuş bir yapıdır. Ama sonrasında başka amaçlar içinde kullanıldığı görüldü bu çıkan soruşturmada. İstanbul Hakem Derneği Başkanı da şu an tutuklandı.MHK Başkanı öylesine kıymetli, öylesine tecrübeli ve hak eden bir kişi olması gerekiyor ki Türk futbol hakemliği bir yere gelsin. Bu organizasyonu yapmak kolay değil.
Bu ülkede hakem kökenli olmayan insanlar bile MHK Başkanlığı yaptı. Türk futbolu yıllardır yapılan yanlışlıklarla buraya geldi. Evvelden, geçmişten kaynaklanan... Ama 30 yıl değil yani ben katılmıyorum İbrahim Hacıosmanoğlu’na. “30 yılın pisliği bize fatura edilemez!” dedi. Son iki yılında siz varsınız. Geçmiş dönemde kulüp başkanı olarak siz varsınız.
Bu olaylar, yaşanan olaylarla hikayelere, tapelere ya da konuşmalara ya da işte gözaltı sebeplerine baktığımız son iki yılı kapsıyor. Dolayısıyla bundan kim sorumlu olacak? Siz mi sorumlu olacaksınız, ben mi? Elbette Federasyon sorumlu olacak.
Devrim Hacısalihoğlu: Kaldı ki son 30 yılın futbol geçmişinin içinde olan bir figür olarak da aslında bir yanıyla itiraf da etmiş oluyor. Son 30 yılı kirlidir diyor ki. 30 yılda önde gelen aktörlerden en azından bir tanesi ya da o aktörlere yakın.
İstifa için daha ne olması lazım?
Selçuk Dereli: Şimdi Merkez Hakem Kurulu Başkanı tutuklandı. En önde maçları yöneten, bana göre en önde hakem değildi hiçbir zaman Yasin Kol ama birileri tarafından en öne taşınarak derbiler yönettirilen Yasin Kol tutuklandı. Yardımcı hakemi tutuklandı, Yunus Yıldırım tutuklandı, Dernek Başkanı tutuklandı. Federasyon hala görevde. Böyle bir şey kabul edilebilir mi? Daha ne olması lazım? Yani TFF yönetiminin istifa etmesi için daha ne olması lazım? A Milli Takım son 4 maçta 11 gol yemiş. Bir tane galibiyeti yok. Hakemler tel tel dökülüyor, yaşanan skandallar ortada. Federasyon’un bir an önce istifa etmesi lazım.
Devrim Hacısalihoğlu: Orada bir tür pervasızlık da göze çarpıyor aslında. Dünya Kupası'nda kendisini eleştirenler karşısında yargıyı göreve davet eder tutumu bile aslında bir nevi o kamusal sorumluluğundan bihaber olduğunu da ortaya koyuyor.

Selçuk Dereli: Dünya Kupası'ndaki organizasyonda da Federasyon’un büyük eksikliği var.
Kaldıkları otel, tesis olarak kullanılan sahaların yetersiz olduğu ve Federasyon’un bu organizasyonu yapamadığı şikayetleri geldi kulaklarımıza. E şimdi ne doğru yapıldı? Yani işte Mevlüt Aktan, Federasyon Yönetim Kurulu üyesi diyor ya, “bir aile şirketi gibi yönetilemez” diyor.
Ben demiyorum. Yani Mevlüt Aktan söylüyor bunu. İçeride bulunan bir kişi.
O kadar güzel ifade etmiş ki “şeffaflıktan uzak bir yapı” diyor. O yüzden Türk futbolunun önüne açılması için bir an önce İbrahim Hacıosmanoğlu ve ekibinin istifa etmesi gerekiyor.
Hacıosmanoğlu AK Parti içindeki güç mücadelesinde hedefte mi?
Devrim Hacısalihoğlu: Siz sadece FIFA eski hakemi olarak futbol kamuoyunun yüzünü dönmüş biri değilsiniz. Siyasete dair önermeleriniz, Türkiye siyasi gündemine dair söyledikleriniz de gündeme geliyor zaman zaman.
AK Parti içinde bir güç mücadelesi olduğu ve Hacıosmanoğlu'nun hedefe alındığı yönünde, ciddiye aldığımız bazı mecralarda açıklamalar yayınlanıyor.
Siyasetçi olarak bunları nasıl yorumlarsınız? Var mıdır böyle bir durum?
Selçuk Dereli: Şöyle söyleyeyim, siyaset her dönem, her iktidar döneminde futbol içinde olmuştur. Neden? Orada bir güç var. Hem toplum nezdinde çok ilgi gören bir organizasyon hem maddi olanaklar arasında ilgi gören bir organizasyon.
Bunu sadece AK Parti dönemine yıkmak haksızlık olur
Yani sadece bu döneme, AK Parti iktidarı dönemine bunu yıkmak da haksızlık olur, onu söyleyeyim. AK Parti'den önceki dönemlerdeki siyasi partiler de bu işin göbeğindeydi ama bu dönem biraz fazla oldu, onu söyleyeyim. Dolayısıyla bir an önce önlem alınması lazım.
Sayın Spor Bakanı'na sesleniyorum buradan. Sayın Bakanım, lütfen tüm federasyonların genel kurulu delege yapısını gözden geçiriniz, düzenleyiniz. Bakın ben Avrupa'da finaller yönetmiş, Türkiye'de derbiler yönetmiş, Hakem ve Gözlemciler Derneği Genel Başkanlığı yapmış, UEFA'nın Yetenekli Hakem programı bitiren ilk Türk hakemi olarak benim Futbol Federasyonu başkanı seçiminde oy hakkım yok. Geçmişte vardı ama elimden aldılar. Niye? Neden aldılar elimden? Neden? Ben ve benim gibi futbola yıllarca emek vermiş insanlar bir kenara itildi ama parası olan, kulüplerde yöneticilik yapanların çoğu, ayağına top bile değmemiş insanlar gelip federasyon başkanlarını seçti. Sayın Bakan, lütfen bunu değiştirin.
Bizlerin oy hakkı oraya gelsin. Biz orada futbolu en iyi yönetecek insanı seçeriz. Çünkü o sahadan geliyoruz. Emek verdik, yaşadık o süreci ama bu süreçleri yaşamayan, bu işin kıymetini bilmeyen, maddi imkanlarıyla kulüplere gelmiş yönetici olmuş insanlar nasıl seçecekler? İşte seçtiklerini görüyoruz son dönemlerde. Dolayısıyla siyasete en büyük önerim bu olur.
Muhalefette kaç parti yasa dışı bahislerle ilgili açıklama yaptı? Muhalefet futbola ilgi duymuyor
Ama muhalefetin bazı partileri ilgi duymuyor maalesef. Futboldan kopuk, ben muhalefeti eleştiriyorum bu anlamda. Futbol bu kadar önemli Türkiye'de gündemdeyken, kaç tane muhalefet partisinin yasa dışı bahislerle ilgili açıklaması var? Türkiye'de futbolda hakemlikte yaşanan bu süreçlerle ilgili kaç tane partinin açılaması var? Buyurun soruyorum, muhalefeti eleştiriyorum buradan. Tamamen uzaklar. E hal böyle olunca meydan da birbirine kalıyor. Onlar böyle istedikleri gibi bu süreci yönetiyor. Kurullara neden muhalefetten bir aday çıkıp, kurularda bulunmuyor? Niye yok Federasyon Yönetim Kurulu’nda? Yıllardır bakıyoruz Türkiye Futbol Federasyonu yönetimlerinde, iktidar partilerinin eski yöneticiliğini yapmış insanlar, bir bağı olan insanlar. Neden muhalefetin yok?
Devrim Hacısalihoğlu: Biraz önce ayağına top değmemiş insanların belirleyici olabildiğini söylediniz. Bir araştırmada delege profili incelendiğinde futbolcu ya da teknik direktör geçmişi olan sayısının % 1-2'lerde olduğu daha çok sanayici, inşaatçı, müteahhitlerin delege profilinde öne çıktığı görülüyor. “Müteahhit futbolu” tanımına uygun olarak Türk futbolunun aldığı hali gösterir bir şekilde...
“Müteahhit futbolu” ve TFF’de delege yapısı: Seçim değil “Seçin”
Selçuk Dereli: Neden? Çünkü mevcut iktidar, mevcut irade, özellikle son seçim hariç ondan öncesinde bir kişiyi işaret ediyordu, o seçiliyordu. Yani bir seçim değil. Ne oluyordu: “Seçin” oluyordu. “Seçin.”
Şimdi Selçuk Dereli o “seçin”e uymaz. O yüzden oyum vardı, bunu iptal ettiler. Yani şeyi değiştirdiler, o… Ne derler? Yönetmeliği değiştirdiler.
Oy kullanma hakkımı elimden aldılar. Ne münasebet alabilirsiniz ya? Bana bunu UEFA vermiş, Avrupa'da final yönetmişim. Siz kimsiniz de elimden alıyorsunuz? Siz bunu elimden aldığınızı zannedersiniz ama futbolu elimizden alıyorsunuz.
Futbolu kaybediyor. İçinde bulunduğumuz şu gündeme bakın. Türk hakemliği için çok acı, çok karanlık günler yaşıyoruz hepimiz.
Devrim Hacısalihoğlu: Ferhat Gündoğdu'nun tutuklanmasının ardından hakemlere mobbing yapılmasından tutun da Merkez Hakem Kurulu'nun hakem raporlarını değiştirmesine kadar bir dizi iddia var. Orada mobbing nasıl yapılıyor? Mesela elit kategoriye geçecek hakemler geçirilmiyor ya da puanlar mı değiştiriliyor?
Selçuk Dereli: Gerçekten yapılabileceğine adım gibi eminim. Bu, 2008'den bugüne Türk futbol hakemliğine maalesef reva görülen bir anlayış. Yıllarca bunu söyledim. 2008'den başlayan süreçte çok kıymetli hakemler kadro dışına itildi, bilinçli olarak.
İnsanlar ayırt edildi. Çok değerli gözlemcilere gözlemcilik yaptırılmadı. Kurullarda görev alması gereken çok kıymetli isimler bu işin dışında bırakıldı.
Niye? Orada bir yapı kurmak istediler kendilerine yakın. Türk futbol hakemliğinde iki tane çok önemli herkesin bildiği bir yapı vardı. Yani hakem camiasında herkes bunu bilir. Bir Abdurrahman Arıcı yapısı, bir Serdar Çakır yapısı...
Orada bir yapı kurdular kendilerine yakın. Hakem kurumu içerisinde kendi yandaşlarını güçlü tutmak adına. Rant var çünkü burada. Bir güç var.
Sonuçta bu işin nerelere yansıdığı ortada.
Bir yıl önce “Yasin Kol’un bahis hesabı var” dedim. Hacıosmanoğlu beni aradı
Devrim Hacısalihoğlu: Bu arada Yasin Kol'la ilgili sizin daha bir yıl önce bir iddianız vardı. Bahis hesabı olduğu iddiası var demiştiniz.
Selçuk Dereli: Elbette. Evet bir yıl önce ben aldığım bilgilere istinaden Yasin Kol’un da bir hesabı (bahis) olduğu , böyle iddialar olduğunu ve bunun Federasyon tarafından bilindiği ama bunun üzerinin örtüldüğü iddiaları var dedim. Bunu tamamen iddia olarak söyledim.
Sonrasında beni Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu aradı. “Ya işte bunlar nereden çıkıyor” falan. Ben bilmem nereden çıkıyor. Siz bunu varsa gereğini yapın. Yoksa çıkın kamuoyuna açıklama yapın böyle bir şey yoktu...

Devrim Hacısalihoğlu: Ne oldu peki? Denilmiş miydi o dönem? Yoktur denilmiş miydi o dönem?
Selçuk Dereli: Elbette yaklaşımlarına göre. Peki ne oldu şimdi? Keşke ben haksız çıksaydım.
Keşke ben yanılsaydım da bir hakemin böyle işlere karıştığını duymamış olsaydım.
Çok özgürüm. Bakın Türk hakemliğinde geçmiş dönemlerde de bazı spekülatif işler olmuştu. Mesela Ali Fevzi Bir. O dönemi hatırlar mısın? Ali Fevzi Bir'in bazı hakemleri İstanbul'da konuk ettiği hatta bir fuhuş olayına aracılık ettiği iddiaları biliyorsun kamuoyuna düşmüştü. Peki bunların içinden bir tanesi kim? Ferhat Gündoğdu. O da var o işin içinde.
Getirdiler, MHK Başkanı yaptılar. Şimdi kına yakabilirsiniz arkadaşlar. Türk futbolunu bu duruma getirenler hepiniz kına yakabilirsiniz.
Hepinizin suçu var. Yıllardır feryat ediyorum benim elit kategoriye yükselmemi haksız bir şekilde elimden aldınız diye. Feryat ediyorum. Hiç kimse umursamadı bunu. Hiç kimse bunun peşinde olmadı. Zannettiler ki ben kendimi öne çıkarmak için yapıyorum.
Elit kategori dünya kuruluşuna gitme yolunda yolum açılıyordu benim. Şimdi yıllarca bunu söyledik. Zannettiler ki ben kendimi öne çıkarmak için yapıyorum.
Hayır alakası yok. Ben kendimi de öne çıkacağım. Ben yeterince öne çıkmış bir adamım zaten futbolda. Önemli görevlerde bulunan bir aktörüm. Türk hakemliğindeki bu hak yemelere ben parmak bastım. Sonrasında birçok hakeme yapıldı bu.
Hakemlerin koşu testlerini açıklayın! Testi geçmeden görev yapan hakemler var mı?
İşte biraz önce söylediğim gibi yazılı sınav kağıdından müdahale edilmesiyle ilgili bilir kişi raporları yansıyor. Koşu testleri çıksın ortaya. Ben şimdi çağrıda bulunuyorum.
Geçici MHK, sizden rica ediyorum. Hadi bakalım bu koşu testlerini canlı yayınlarında görelim. Buyurun hadi bakalım yayınlayabilecek misiniz? Merakla bekliyorum. Halil Umut Bey'in UEFA’ya gitmekle ilgili bir testi geçemedi Türkiye'de. Hatırlar mısın bilmiyorum.
Sonrasında oraya çok böyle apar topar bir test yaptılar. Sabah 5 mi 6 mı ne? Medyaya yasak.
Niye? Niye yasak kardeşim? Niye yasak? Acaba koşmadan bu liglerde yani koşu testini geçmeden bu liglerde görev veren hakem var mıdır yok mudur? Lütfen çıkın açıklayın. Tüm o testlerin kayıtları vardır. Siz de açıklayın.
Hadi hodri meydan bir de buradan bakalım olaya. Neler var neler? Neler var? Üzüntüyle izliyorum. Yani sahada adaleti test etmesi gereken hakem kurumu adaletsizlikle anılır hale geldi.
Bunu yapanlar da belli zaten.
Devrim Hacısalihoğlu: Sanki şu anda ortaya çıkanlardan çok daha fazlasını biliyor gibisiniz hocam. Belki ileride çıkacak mı diyorsunuz?
Selçuk Dereli: Çok şey biliyorum. Bazı şeyler sigara dumanı gibi. Tutamazsınız.
Ama biz bu camiada kimin böbreğinde kaç taş var hepsini çok iyi biliriz. Herkes birbirini bilir.
Devrim Hacısalihoğlu: Peki belli ki hocam sizin şimdiye kadar anlattıklarınız şunu ortaya koyuyor bir yandan da: Bütün bunlar Türkiye'de değerler sisteminin erozyonundan bağımsız değil. Türkiye'deki siyasi iklimden bağımsız değil. Genel manzaradan bağımsız değil.
Sosyal medyada ve bazı görüşlerde “Selçuk Dereli düzeltebilir” şeklinde yorumlara da rastlıyoruz. Selçuk Dereli'nin ismi dillendiriliyor bazı mecralarda. Diyelim ki oldunuz. Bu düzelir mi gerçekten? Bu mevcut şartlar altında?
Selçuk Dereli: Yöneten bir MHK başkanı… Türk futbolunun bir hakemi başına gelirse düzeltir tabii.
Bana bu görevi versinler. Şu anki Federasyon’dan böyle bir teklif gelse asla kabul etmem. Ama yeni bir Federasyon’da bana böyle bir görev gelsin, bir buçuk yılda düzeltirim. İlk altı ayda “kan gövdeyi götürür”, ortalık sertleşir. Çünkü genç hakemlerle, yeni isimlerle yürünür.
Ama bir buçuk yıl sonra Türk hakemliğine güven oluşur ve bu işler rayına oturur. Ne yaparsınız? Mesela bir buçuk yılda ne yapılacak? Yeni kadro, güvenilir isimlerle. Hakem camiası çok akıllıdır, çok zekidir.
Onun için hakemleri toplayın. İçinde yeteneği olan, kalbi ve vicdanı tertemiz olan hakemleri toparlayın. Gelin kardeşim çıkıp A takımı B takımı ayırt etmeden gördüklerinizi çalın.
“VAR’da bulunanlar… A takımı, B takımı futbolcu ismi ayırt etmeden gördüğünüzü yapın. Gördüğünüzü yapmazsanız ben gördüğümü yapar, size ceza veririm, maç vermem” dersem size güvenirler…
Şehrin adının geçmesine en çok Trabzonlular üzülüyordur!
Ama şöyle derseniz, “ya çıkın da işte A takım da işte B takım da futbolcu ismi de aman da çok da karşımıza almayalım” duruşu ya da görüntüsü hakem camiasının kafasını karıştırır. Bakın yansıyan konuşmalar geliyor. Maçtan önce hakemlerle konuşmuş MHK Başkanı.
Hakemleri aradığı iddiaları var. Gözlemcilerle görüşüldüğü iddiaları var. İşte ben zannettim ki o tapelere bakınca MHK Başkanı Yasin Kol zannettim.
Düşünebiliyor musunuz?
Ne münasebet ya Yasin Kol. Ya son 6 aydır zaten Türk futbolunda herkes şunu konuşuyordu. “MHK bitti, bütün işlerin başında Yasin Kol var” diyordu.
Size gelmiyor muydu? Geliyordu. Üzülüyorum. Trabzon'dan çıkmış bir hakemin, Trabzon gibi Türkiye'de futbolda devrim yapmış, şampiyonluklar kazanmış, şampiyonlar çıkarmış bir Trabzon'un da böyle bir olayla anılması da tabii en çok Trabzonluları üzüyordur.
Ben de bir Maraşlı, Kahramanmaraşlı olarak bir kardeş şehrimde böyle bir tablonun ortaya çıkmasını tabii ki üzüntüyle üzüyorum. Yani olmaz böyle şeyler. Umarım bunlar doğru değildir ancak tutuklama kararı çıktı.
Devrim Hacısalihoğlu: Kaldı ki Trabzon futbolda haksızlığa başkaldırısıyla bilinir.
Selçuk Dereli: Başkaldıran yerdir Trabzon. Trabzon'da çok kıymetli dostlarım var, konuşuyorum, çok büyük üzüntü içerisindeler. Ama futbol bir an önce bunlardan arınıp, Federasyon’un ve MHK'lerin gereğini yapıp hemen onun dışında kalması lazım.
Kaldı ki şimdi geçici MHK olarak Ferhat Gündoğdu'nun ekibi devam ediyor. Yani bu yanlışlıklara imza atan, altında imzası olan MHK yine devam ediyor. Ya ayıptır ya, yazıktır.
Yapmayın. Bu kadar zor mu? Hemen atayın bir MHK. Ne var ki? 10 dakikada ben size MHK yapayım. Vereyim listeyi, başlayalım göreve. Bunu yaparsanız güven duyulmaya başlanır değil mi?
Sonuçta bir irade bunları ortaya çıkarıyor, bu olumlu
Devrim Hacısalihoğlu: Peki bütün bu olumsuz manzaradan, genel manzaranın dışında şu olumlu değil mi? Eninde sonunda bir irade var. Ve bunların açığa çıkmasını sağlayan siyasi irade olabilir. Bir takım güç odakları arasındaki mücadelenin yansıması sonucu olabilir… Sonuçta; evvelden çıkmıyordu, bugün ortaya çıkıyor bunlar. Sizce, birincisi neden şimdi ortaya çıkıyor? İkincisi bu olumlu bir şey değil midir?
Selçuk Dereli: Elbette bunların ortaya çıkması olumlu. Hatta ben 15-20 yıl öncesinden başlanarak bu işlerin araştırılması yanlısıyım..
Çok net. Lütfen araştırın, bakın. Mesela benim hakemlik dönemimde dahil olmak üzere ben bu çağrıda bulunuyorum.
Acaba başka hakemler, başka kulüp başkanları, başka TFF yöneticileri bu çağrıda bulunabilecekler mi? Haydi hodri meydan, haydi ben çağrıda bulunuyorum. Tamamını açsınlar baksınlar, devletimiz büyüktür. Devlete hiçbir şey kaybolmaz.
Tüm hesap hareketleri, görüşme trafikleri her şey devletin elindedir. Lütfen hepsi ortaya çıksın.
Ama bu arada sahada maç yönetirken hata yapan hakemin her verdiği kararının da bir art niyetli davranış olduğu düşünülmesin.
O dönemin hakemlerine haksızlık yapılmasın. Elbette bizler de hakemlik döneminde hata yaptık. İki tane gözle… Teknik imkanlar yetersiz. VAR yok, bir şey yok…
Ama yıllardır haksız eleştirilerde bulunulan hakemler var onu söyleyeyim. “Şu maçta penaltımızı vermedi!” Kardeşim göremedim... Göremedim ya! Göremedim veremedim... Mesela Yozgat - Galatasaray maçı, Sergen Yalçın'ın pozisyonu. Dördüncü hakemin gözünün önünde. Dördüncü hakeme sordum ne var burada? “Sarı” dedi. Halbuki kırmızı göstermemiz gerekiyormuş.
Olabiliyor bunlar. Bakın tek tek pozisyonlara bakarak değerlendirmeyelim hakemlik kurumunu.
Önce sistemi düzeltmek zorundayız hakemlik kurumunda…
Hiç kimse bu sürecin kısa zamanda tamamlanacağını düşünmesin.
Bu işin devamı gelecek…
Gözlemciler didik didik incelensin! Kimler kimlerle konuşmuş maçlardan önce?
Gözlemci notu. Şimdi gözlemcilere de bakılması lazım. Çok net.
Gözlemcilik kurulunda didik didik incelenmesi lazım. Kimler kimlerle konuşmuş maçtan önce, maçtan sonra. Maç sonunda acaba gözlemcilerden bir kişi arayıp MHK Başkanı’nı? Onun görüşünü almış mıdır hakeme vereceği notla ilgili?
Var mıdır böyle görüşmeler? Ya bir Alanya Beşiktaş maçı oynandı. Bir boks maçı gibi oynandı. Ama hakem oyuna avantaj dedi.
Atılan yumruk var. Maçın gözlemci Yunus Yıldırım en yüksek notu vermiş. Yüksek not vermiş. Aldığımız bilgiye göre. Onu da teyit etmek lazım tabi. Ama basına yansıdığına göre yüksek not vermiş.
Yunus Yıldırım nerede? Tutuklandı. Bu mudur şimdi Türk futboluna reva görülen? Bu insanları buraya kim getirdi? Bunların arkasındaki güç nedir? Oraya baktığımız her şeyi görürüz. Bu yapıları kuran insanların arkasındaki güç nedir? İşte Türk futbolunun sorunu orası….
Neden hep müteahhitler ? TFF Başkanı neden bir futbolcu, bir hakem olmasın ?
Bakın ben genel kurul delegelerinden şunu istiyorum. Kamuoyundan... O sahadan, o dikdörtgenin içinden çıkan birisi yönetsin. Bir futbolcu neden Türkiye Futbol Federasyonu'nun başkanı olmasın? Bir hakem neden Türkiye Futbol Federasyonu'nun başkanı olmasın? O dikdörtgenin içinden çıkan bir teknik direktörlerden birisi neden olmadı bugüne kadar? Neden? Söyledik ya biraz önce.
Genel Kurul delegeleri kimlerden oluşuyor? Müteahhitlerden, para gücü olanlardan... Kim kulüp başkanı oluyor bu ülkede? Var mı eski futbolcudan olan? Birkaç tane vardır.
Genelde kim? Maddi imkanı olan, parası olan, futbolla uzaktan yakından ilgisi olmayan, topu görse bombazlanacak adamlar, kulüp başkanı yapılıyor.
Yapılmıyor mu? Kimler bunu öneriyor? Siyasi iradeler öneriyor. Bu siyasi iradeler diyor ki “Ya Ahmet, sen geç de buraya. Belki buradan vekil olursun.Ya da bizimle lehimize bir algı yaratırsın. Bizi pohpohlarsın. Oraya bir siyasi geldiğinde kulüp başkanı olarak bizi orada alkışlatırsın” derdinde herkes.
Bırakın bu işleri. Futbol bir şov aleti değil. Bunu şov haline getiren eski hakemler de var.
Onların da bu konuyla olan işleri incelenmeli. Çağrıda bulunuyorum.
Devrim Hacısalihoğlu: Şimdi siz, bu neden bir futbolcu başkan olmuyor deyince... Aslında Türk futbol tarihinde çok nadide örneklerini gördüğümüz Süleyman Seba ve Özkan Sümer gibi futbolun içinden gelen başkanların ne kadar değerli olduğunu, başka bir dünyanın mümkün olduğunu aslında anlatıyor bize öyle değil mi ?
Selçuk Dereli: Tanıdım Özkan Sümer'i? Ne büyük bir futbol dehasıydı. Müthişti.
Çok önemli değerlerdi. Ama neden Türkiye'de futbolun başında bu isimlerden, sahanın içinden çıkan bir kişi yok? İşte futbolun sorunu bu. Ama Avrupa'nın önde gelmiş ülkelerinde bunlar var.





