Henüz pazarlık masalarının, İmralı marangozhanesinde üretilmediği günler..
Garip bir Anadolu köylüsü olan Mehmet amca, oğlu İsmail Aksoy’u Elazığ’da şehit verdi.
Acılı babaya mikrofon uzattılar.
‘Vatan sağolsun’ dedi ve ekledi:
“Bu ülkede hep fakirler mi askerlik yapacak? Ülkemizi zalimlere karşı savunmak, parayla yapılır mı? Eğer Genelkurmay Başkanı bunu kabul ediyorsa karargâhları boşaltsın.”

***

Bir başka şehit babası Hayrettin Şahin..
Yüksekova’da şehit olan oğlu Regaip Şahin’in cenazesini, bir dondurma firmasına ait şemsiyenin altına koydular.
Taziye çadırını bile çok gördüler.
Üstelik, cenaze törenine dönemin Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün de katılmıştı.
Şehit babası duruma içerlendi:
 “Hiçbir şehit ailesi bizim kadar sabırlı değil. Ama garibanız, fakiriz. Zenginin oğlu olsaydı burada kimse kapımızdan ayrılmazdı. Biz garibanız buraya niye gelsinler ki” diyerek gözyaşı döktü.
Kimsede çıt yok!

***

Bir başka örnek!
Giresunlu anne Yüksel Abanoz.
Oğlu Şahin Abanoz’u, Tunceli’de şehit verdi.
Cenaze töreninde oğlunun tabutuna sarılıp haykırdı;
“Hiç başkan ya da milletvekili oğlu şehit olmuyor. Sınırlara gariban ailelerin evlatlarını yığıyorlar. Bu ülkede zengin fakir ayırt ediliyor”

***

Bizzat taziyesine gittiğim başka bir örnek daha vereyim.
Trabzonlu şehit Ali Yasin Erosmanoğlu..
Hakkari’de şehit düştü..
Yenimahalle’de derme çatma yapılmış baba evinde, gözü yaşlı annesi Nurten Erosmanoğlu feryat ediyor:
“Garibandı oğlum, Hakkâri’ye yolladılar.”
Görüntüleri yayınlamazlar diye, TRT muhabirleri bu feryata oralı bile olmadı.

***

Son olarak;
2011’de Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeleri, şehit aileleri üzerine lisansüstü çalışma yapan doktora öğrencisi Burcu Şentürk’ü dinlemişti.
Şentürk’ün komisyon üyelerine dağıttığı bilgi notunda en dikkat çeken ayrıntı, bir astsubay babasına aitti: “Şehitlerimiz vatan toprağı için canlarını verdiler. Vatan sağolsun da, bu vatanı hep fakirlerin çocuklarımı savunacak”
O vakit üç maymunu oynayan basın, bunu da yazamamıştı.

***

Velhasıl kelam;
Nişantaşı gençliğinin koltukları kabarsın..
Şimdi bedelli askerlik çıktı!
28 yaşından gün almışsan eğer, bayılıyorsun 18 bin TL’yi, yırtıyorsun askerlikten..
Ne karavan yemek, ne soğuk süt, ne de üç-beş nöbeti..
             
***

Askerlik anılarına gelince,
Onu da bir zahmet siz uydurun muhterem.
Her şeyi devletten beklememek gerekir.
Çünkü devlet yeterince uyduruyor zaten..
Eyvallah!