Gazetede bir haber;  
Haberin başlığı şuydu:
“Bu köyden 66 doktor, 135 öğretmen ve çok sayıda hemşire çıktı!..”
Bu köy neresi diye merak ettim.
Güneydoğumuzun bir köyü...
Diyarbakır’ımıza yaklaşık 60 kilometre uzaklıktaki Eğil İlçe’mize bağlı Görünlü Köyü’müz!...
Bugün Görünlü Köyü eğitime verdiği önemle doktor, öğretmen, avukat, mühendis ve hemşire yetiştirmenin haklı gururunu yaşıyor yıllardır!
Öğrenim dilleri ne? Türkçe...
Görünlü Köyü, 62 yıldır eğitimdeki başarısıyla bölgede sık sık adından söz ettiriyor. Köyde, 1949 yılında kurulan okul, köyün çocuklarının kaderinin tarlaya mahkum olmasını önledi. Köyün ilköğretim okulunda okuyan 15 öğrencinin, öğretmen olması köydeki diğer çocuklara da örnek oldu.
15 öğretmene özenen köydeki çocuklar da büyük bir azimle tarlaya değil, okula gitti.
62 yıl içerisinde köyden bugüne kadar 135 öğretmen, 66 doktor ve yüzlerce hemşire yetişti.
Türkiye’yi  dil üzerinden de  ayrıştırmaya çalışanlara çok güzel bir yanıttır Diyarbakır’ın Görünlü Köyü...
Muhtarı Ergül Tekeş de Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun..
Köyün ilk öğretmenlerinin köydeki diğer çocuklara örnek olduğunu anlatan Tekeş, öyle diyor:                                    :
“1949 yılında açılan okuldan mezun olanlardan 15’i öğretmen olunca, köydeki herkes onlara özenerek okumaya başladı. Özentiden her aileden okuyanlar çıktı. Çocuklar babalarına, amcalarına bakarak özenerek okudu. Çocuklarımızın hepsi okumuş, en az lise mezunudur. Bu yıl köyümüzde üniversiteye giriş sınavına 10 çocuk girdi. Bu yıl sınava giren 10 öğrencimiz de üniversiteye girmeye hak kazandı. 9’u 4 yıllık üniversiteye yerleştirildi. Biri ise 2 yıllık ziraat bölümünü kazandı. Biz buna okumamış diyoruz. Bu köyden bugüne kadar 66 doktor, 135 öğretmen, yüzlerce hemşire, avukat, mühendis her daldan insan yetişti. Köyümüzle gurur duyuyoruz.”
Muhtar köyü ile gurur duyuyor...
Ama bütün Türkiye’de bu köy ile gurur duymalı.
Etnik kökenleri Kürt olabilir, Kürtçe konuşabilirler...
Ama ;
Türkçe konuşarak  ilk ve ortaokulu bitirdiler. Türkçe konuşarak yüksek öğretim gördüler. Türkçe konuşarak Doktor, öğretmen, hemşire,  oldular..!
Bu köy  cennet vatan Türkiye’mizin köyü!..                                                    

TUNCER KONUŞMALI..        

Haber merkezindeki arkadaşlarımız günlerdir Trabzon’da Karayolları tarafından ortaya  konan, eleştiri alan  bazı uygulamaları  habercilik  açısından gündeme taşıyorlar!
Hiç  kuşkusuz  bu haberlerin  odak noktası Karayolları 10.Bölge Müdürlüğü var.
Dolaysıyla Bölge Müdürümüz Ahmet Hulki Tuncer !..
Eğer bir şehirde   medya, o şehrin sorunlarını  özellikle de sivil toplum örgütlerinin de açıklamaları ile gündeme getiriyorsa bununla beraber bir tartışma  ortamı oluşuyorsa  o kurumu yönetenlerin   o eleştirilerin doğrululuğu ve yanlışlığı ile ilgili cevap vermesi sorumluluk değil midir?
O nedenle Bölge Müdürümüz   Sayın Tuncer Trabzon’da yaşanan, sık sık gündeme getirilen sorunlara cevap vermekten kaçmak yerine  ya  yüz yüze ya da yazılı açıklamalarla cevap vermesi  gerekir düşüncesindeyiz!..
Çünkü  her şeyin artık şeffaf olduğu Türkiye’de  devletimizin kurumlarını yöneten bürokratların da   toplumu bilgilendirmek  görevleridir, sorumluluklarıdır!.
               

AYASOFYA ÜZERİNE…

Ayasofya Müzesinin Camiye dönüştürülmesiyle ilgili yaptığımız  haber yalanlatılmaya çalışılsa da ortada olan bir gerçek  var. Kültür Bakanlığı  Ayasofya’yı müze statüsünden çıkararak Vakıflar Genel  Müdürlüğüne tahsis etti. Vakıflar Genel Müdürlüğü de  ‘Burasının tapu kaydı Fatih Sultan Mehmet Vakfı üzerindedir.Ve Camiidir’ diyerek   Ayasofya’yı Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis etti.           
Bunlar birer  gerçektir..
Bizim de burada yaptığımız bir haberciliktir!..
Ve gerçektir!.
Bu noktada  yazımda   Ayasofya’nın cami olamayacağını söyleyenler  referans olarak  Trabzon’un yetiştirdiği ünlü tarihci  hocamız Veysel Usta’nın daha önce yazdığı bir yazıyı gündeme getirerek bana ulaştırdılar.
Ben de  o yazıdan önemli kesitleri köşeme  taşıdım.
Vakıflar Bölge Müdürü  Mazhar Yıldırımhan’a  Veysel Hoca’nın bu görüşlerini sorup   kendi  düşüncesini öğrendik.
Bu  Veysel Hoca’mızı  üzmüş ve  arkadaşlarımız aracılığı ile bizlere sitem etmiş.
Ortada Fatih’in bir belgesi olmadığını  dile getirmiş.
Veysel  Usta Hoca’mızın görüşlerine gazetemizin sayfalarının  her zaman açık olduğunu belirtelim. Burada bir art niyet aranması bizleri üzer!