Aslında yazacak o kadar şey var ki…

Başkan Sadri Şener’in hemen hemen her konuda yaptığı yanlışlar…

Asbaşkan Nevzat Şakar’ın geçmişteki duruşuyla hiç de uyuşmayan bugünkü yönetim biçimi…

Teknik Direktör Tolunay Kafkas’ın oyuncu tercihlerindeki hataları…

Futbolcuların hem tek tek hem de bütün olarak ortaya koydukları sorumsuz futbol anlayışı ve gelinen nokta…

Daha nice olumsuz gündem var aslında yazabileceğimiz.

Fakat!...

Takım öyle bir noktada ki, aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık…

Sonuçta geldiğim nokta şu!

Trabzonspor kötü bir süreçten geçiyor ve ateşe bir odun da atanlar arasında yer almayacağım.

En azından takımın kümede kaldığını ilan etmesi gerekiyor. İşte o gün siz seyreyleyin gümbürtüyü… Bugünkü tablonun sebebi olanlara asla af söz konusu olamaz. Her eylemleri, her söylemleri didik didik edilecek bu kalem tarafından…

Ama sırası şimdi değil.

 

NEDİR BU ÖLÜM UYKUSU!

 

Şimdi yapılması gereken tek şey var. Bu takımın ayağa kalkmasında bir nebze olsun katkı sunmak. Ve ben kendi üzerime düşeni en azından eleştiri dozajını şu anda en aza indirerek yapmaya çalışacağım. Bir de takımı ateşlemek adına kalem oynatacağım.

Bu noktada camianın tüm katmanlarına da sorumluluklarını hatırlatacağım. Aslında hatırlatıyoruz da ama çok cılız ve bölük pörçük ses çıkarıyorlar!

Divan ve diğer kurulların, eski başkan ve asbaşkanların bütünlüğe dönük açıklamaları güzel de, hem Trabzonspor’un bütününü temsil etmiyor, hem de eyleme dönüşecek geniş bir vizyon çizmiyor. 

Ne yazık ki söze geldiğinde mangalda kül bırakmayanların, TFF’nin siyaseti de arkasına alarak Trabzonspor’u lime lime doğradığını görüyor ama net ve keskin bir tavır ortaya koyamayor.

Trabzonspor küme düşme mücadelesi veriyor. Evet bu doğru ama bu kulübü oluşturduğunu söyleyen tüm unsurlar da aslında yerlerde sürünüyor.

Nerede Belediyemiz, nerede milletvekilleri, parti il temsilcileri, parti üyeleri ve sempatizanları! Yoksa sizler de mi Oktay Saral gibi, ‘Trabzonspor, Trabzon’un önünü kapatıyor’ diye düşünenlerdensiniz. ‘Küme düşsün de hep birlikte rahat edelim’ mantığı mı egemen sizin de beyin hücrelerinize?

Nerede sivil toplum? Nerede Meslek Odaları? Sizin de yurt içi-yurt dışı gezilerinde kartvizit olarak kullandığınızı Trabzonspor’a ihtiyacınız kalmadı mı artık?

 Hani Onursal başkanı… Hep ayağına gidilsin, biat edilsin ve sonra da, ‘Bak nasıl da bana mecbur kaldılar?’ densin diye mi bekliyor?

Ya, Divan Kurulu, Disiplin Kurulu, Sicil Kurulu, Müze Kurulu… Kulübe gidip, takımın yarısı yokken, destek vermek veya basın açıklamasıyla geçiştirilecek noktada değiliz.  Önemli olan tüm Trabzonspor camiasının dinamizmine öncü olmak ama bu noktada büyük bir vizyon eksikliği gösteriyorlar.

 Nedir bu bölünmüşlük-parçalanmışlık?

Eğer Trabzonspor bugün zor duruma düşmüşse bunun sebebi yönetim olduğu kadar, sizin, bizim başından beri eyyamcı, idare eder tavırlarımız ve eylemsiz duruşumuzdur da…

 Yazık ki, Türk futbolunu yerle bir eden TFF’ye, kurullarına ve hakemlere gür bir sesle, yekvücut olarak, ‘Biz Trabzonspor’uz, buradayız, büyüğüz ve yaptıklarınızın hesabını sorarız’ diyemedik. Onların kıllarını kıpırdatacak ses çıkaramadık.

 

TARAFTARI NEREDE?

 

‘Trabzonspor için canımızı veririz’ diye hamasi nutuklar atan, futbolculara da, ‘En büyük taraftar, futbolcular sahtekar’ diye bağıran, ‘Formaları çıkarın, çıplak oynayın’ diye haykıran tribün gülerine de bir çift sözümüz olacak.

Neden sokağa çıkamıyorsunuz? Niçin tüm taraftar grupları bir araya gelip, büyük eylemler düzenleyemiyorsunuz? Hani bir Fenerbahçe maçında 3 puanımız elimizden alındı diye 40 bin kişi sokağa çıktığınız için övünüyordunuz ya…

Bordo-Mavili takımın 2010-2011’de şampiyonluğu çalındı… Geçen sezon puanları gasp edildi. Bu sezon küme düşme hattına doğru itiliyor. Neden siyasete, TFF’ye, kurullarına, hakemlerine adam gibi, yüreklice ses çıkaramıyorsunuz?

 

KORKUYORMUSUNUZ?

 

Trabzonspor taraftarı 2006 yılının 6 Mayıs’ında 40 bin kişi sokağa çıktıysa, son 2 yılda uğradığı haksızlıklar nedeniyle en az 200 bin kişi doldurmalıydı caddelerini…

Hem de bir değil, en az 10 eylem yapmalıydı bu büyüklükte… Trabzon’da, İstanbul’da, Ankara’da…

Ama yoksunuz!

Neden?

Korkuyormusunuz?

Kimden, niçin?

Eğer taraftarsanız, bugün kulübün etrafında kenetleneceksiniz, haksızlıklara karşı ilk başkaldırıyı sizler gerçekleştireceksiniz. Toplumu peşinizden sürükleyeceksiniz. Her maçın 61. Dakikasında ‘istifa’ diye bağırmak, ya da hava alanında protesto etmek iş değil bu aşamada!...

Bunlar tali şeyler. Asıl olan ise yok edilmeye çalışılan Trabzonspor’a sahip çıkmaktır şu an!...

Bugün sahip çıkmadığınız Bordo-Mavi kulübün etrafında yarın çıkar hesabı yapıp fır-fır dönmeyin, rakipleri perişan ettiği günlerde de övünmeyin, ‘Bize her yer Trabzon’ demeyin sakın!

Bırakın ‘Bize her yer Trabzon’ demeyi… Çünkü görüyorum ki; ‘Trabzon bile size Trabzon değil artık!..

Bunu da silikliğinize, eylemsizliğinize, bölünmüşlüğünüze, ilgisizliğinize, taraftar kimliğinin ne demek olduğunu bilmemenize bağlıyorum.

 

‘EFSANE ÖLDÜ’ DEMEDEN!

 

Sonuç olarak Trabzonspor dinamikleri parçalanmış ve her kafadan bir ses çıkaran görüntüsüyle, kriz ortamlarında hep sınıfta kalmıştır. Son iki yıldaki şike sürecinde de, küme düşme hattına indiği bugünlerde aynı tablo ile karşılaşmak sürpriz değil!..

Trabzonspor’u temsil edenler; Unutmayın ki küçük eylemler, büyük davalarda hiçbir sonuç üretmez!

Bu aşamada bile kış uykusundayız, umarım uyanırız.

Ama iş işten geçmeden…

Ve bugün yerlerde süründürülen Efsane için ‘sizlere ömür’ demeden!

**---