Tarım Bakanlığı bu ülkenin tarımının baş sorumlusudur.
Her türlü mahsulün yetişmesi için tüm şartların mevcut olduğu iklimin bulunduğu ülkemiz, tarımda en verimli toprağı ve hava şartlarını bulundurmaktadır.
Ancak bu şartlarda, ülkenin tarımında devrim niteliğinde çalışmaları yapacak, çiftçiye o imkanı sağlayacak, ona bu desteği verecek, maalesef şimdiye kadar bir Tarım Bakanlığımız ortada yoktu.
Ülkemizde geçmişte, kanserleşen yarayı pansumanla tedavi etmeye çalıştılar.
Bu anlayış terkedilmelidir.
Bu anlayış ve bu yapı ile bakanlık mevcudiyetini sürdürmeye devam ederse durum hiç de iyi olamayacaktır.
Ben böyle bir tarım bakanlığı ve geçmişte uygulanan bir yapı istemiyorum.
Ülke olarak her türlü sebze, meyve, tahıl, tarımsal olarak aklınıza ne gelirse bu topraklarda yetişen bir ülke olarak, geriye baktığımda, bu manzara beni hiç mi hiç memnun etmiyor.
Her türlü hububat ve ürünün, tohumun, gübrenin en az %70-75 ini dışarıdan alan bir ülke konumundayız.
Bu durum hiç kabul edilebilir bir durum değildir.
Tarım için, bu ülkedeki hava şartları ve su imkânları başka ülkelerde olsa, bu ülkeyi tarım cennetine çevirirlerdi.
Şimdiye kadarki uygulamalar ve çalışmalara baktığımızda tarım bakanlığımız, bu çerçevede tüm yapılması gerekenleri bırakmış, basit, basit işlerle uğraşmıştır. Geçen sene öyle bir uygulamaya imza attılar ki büyük bir devrim yapmış gibi, Sayın Bakan tüm mikrofonlar karşısına geçerek, TV ekranlarından sanki ilk defe Türkiye tarihinde, fındık üreticisinin alın terinin karşılığı olan bir fındık fiyatı açıklaması yapacak, sanki 7 sene devam eden, bu zamana kadar da hiç değişmeyen alan bazlı desteğin 170 TL’den 500, 600 TL’ye çıkarıldığının açıklamasını, çiftçimize uzun vadeli, faizsiz destek kredilerinin verileceğinin açıklamasını yapacak.
Hep bunu sabırsızlıkla bekliyorduk.
Gel gör ki, sayın Bakan TV ekranlarından, doğal olarak, çiftçinin gerçek temsilcisi olan, Ziraat odalarına kayıtlı çiftçimize, anayasal hak olarak, çiftçilik işlevini sürdürmesi  için, ÇKS Belgesi, (yani çiftçi kayıt belgesi) veren ziraat odalarından bu belgenin alınmasını kaldıran açıklamasını hayret ve üzüntü ile izledik.
Bu uygulamayı 10,15 sene önce yine yapmışlardı.
Bu yanlış ve haksız kararı ve uygulamayı, düzeltmek için anayasa mahkemesine baş vurmak zorunda kalan ziraat odalarının, bu haklı talebi, Anayasa Mahkemesi tarafından anayasaya aykırı bularak düzeltti.
O günden geçen seneye kadar uygulanan bu hakkı elimizden alan Bakanlık, tekrar adaletin önünde bizi hak aramaya mecbur bırakmıştır.
Anayasal hak olan bu yanlış tekrar düzeltilip bize teslim edilecektir.
Biz bir seneden beri adaletin vereceği karara saygı gösteren bir kurum olarak, hiç bir olumsuz tavır sergilemedik. Çiftçimizin en doğal hakkı olan ÇKS Belgesi’ni, ziraat odalarından almasını, bir anayasal hak olarak hiç bir kimse engelleyemez.
Bu yeni dönemde, çiçeği burnunda, yeni tarım Bakanımızın bu anayasal hakkını gasp eden, yanlış uygulamayı düzelteceğini umut ediyor ve bekliyoruz.
Evet beklentimiz, çiftçimizin kangren olmuş sorunlarını, pansuman tedbirlerle değil, bu sorunları iyi bilip, yaralara neşter vurarak çareler bulmalısınız.
Bütün mesele, ülkede çökmeye yüz tutmuş tarımın ayağa kaldırılması olmalıdır.
Bu alanda devrim niteliğinde radikal kararlar alınmalıdır.
Çiftçimizin rahat üretim yapabilmesi, işine, yani üretimine devam edebilmesi için cesaretli adımlar atılmalıdır.
Türkiye’de tüm Ziraat Odaları olarak, tarım sektöründe ve tarımın Türkiye’de dünya tarımında ilklerin arasında olması için elimizdeki imkânlarımızla, her türlü desteği verdiğimiz gibi yine vermeye devam edeceğiz.