Yönetiminden teknik adamına, futbolcusundan, çalışanına  kadar herkes için gerçek anlamda dönüm noktası  olan bir maçta  İstanbul’da Galatasaray’ı mağlup eden Trabzonspor, Bordo-Mavili camiada yaşanması  muhtemel  büyük bir depremi de önlemiş oldu.
Çünkü bu maç da  kaybedilseydi, 7 puanla sondan üçüncü sıraya inecek olan Trabzonspor, 16. sırada yer alacağı puan cetvellerinde kırmızı renkle gösterilen küme adayı takımlar arasında bulunacaktı.
Ve de artık  hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı..
Ne ileri dönük hesaplar dinlenecekti..
Ne de ekonomik yönden yapılmakta olan olumlu işler konuşulacaktı..
Ve kimse ağzına sabır kelimesini alamayacaktı..
Çünkü sabır taşı çatlayacaktı..
Bu yüzden Galatasaray galibiyeti  Trabzonspor’la birlikte ilgililer ve yetkililer için de gerçek  bir dönüm noktasıdır.
Bu yüzden getirisi 3 puanın çok ötesindedir.
Can suyudur.
Abı-ı hayattır..
Tam kabuslarla kaplı dünyaya girmek üzereyken uyanmaktır.
Ve de elbette sevinci de çok olacaktır..
Nitekim tüm camia  önce kendisinden geçti, sonra da kendisine geldi..
Trabzon’un üzerinden ölü toprağı kalktı.
İzlenmeyen spor programları, okunmayan spor sayfaları aranır oldu..
Şimdi  antrenmanlar bile futbolcular için farklı olacak.
Hatta aralarından, ‘Hocam ne çabuk bitti, biraz daha çalışsaydık’ diyenler de çıkacak..

***

Lakin lig devam ediyor ve de Trabzonspor’un hedefleri tek maçlık galibiyetle sınırlı değil.
Üstelik her maçın galibiyetine de 3 puan veriyorlar..
Pazar günü Rizespor maçını  da kazanırsak, tıpkı Galatasaray maçında olduğu gibi 3 puan alacağız.
Kimse ‘Bu maça 1.5 puan yeter’ demeyecek!
Bu yüzden sevinmeyi bir kenara bırakıp işimize bakacağız..
TT Arena’da çakılı kalırsak  Avni Aker’de de maçtan sonra skor tabelasına bakakalırız.
Üzgün ve şaşkın..
O zaman;
Sevinmeyi bırakalım tadında.
Zorlu maçlar var yakında..

***

Zafer eksikleri örtmemeli..
Şimdi işin magazin kısmından gelelim sahanın içine..
Trabzonspor’un bu maçtaki artılarını ve eksilerini biraz irdeleyelim.
Öncelikle bu zafer, futbolcuların mücadele azminin, inançlarının, Ersun Yanal’ın taktiğinin ve oyuncuların bu taktiğe sadık kalıp başarıyla uygulamalarının sonucudur.
Şimdi bazıları diyor ya, ‘ Trabzonspor  yendi ama iyi oynamadı’..
 O  laflar hikaye..
Eğer Trabzonspor onların istediği gibi oynasaydı  bu maç 5-1, 6-2  filan biterdi. Tabi aleyhimize.
Belli ki Galatasaray’ı iyi analiz eden Yanal, hafta boyu planını oyuncularına işledi, onlar da bu planı iyi uygulayarak  Cim-Bom’u dişledi..

***


Bunlar artılarımız..
Eksilerimiz ise malum şeyler..
Orta sahada yine doğru dürüst pas yapamadık..
İki kez başardık, birisi gol oldu, diğerini N’Doye atamadı.
Büyük mücadeleler sonucu kaptığımız topları yine çok çabuk kaybettik..
Ondan sonra yine kapmak için olağanüstü mücadeleye giriştik..
Oysa  fazla değil iki  kısa yan pastan sonra çizgi halindeki  Galatasaray defansının arkasına topu bıraksak  Sarı-Kırmızılıların her atağından sonra pozisyona giren Trabzonspor olacak..
Bu yüzden Mehmet Ekici artık sahneye çıkmalı, bu işlere el atmalı..
Tabi bunları söyleyince bir başka eksiğimiz daha çıkıyor ortaya..
Oyunu karşı kaleye taşıyacak, dripling  yapacak oyuncu.
Bunu bir parça Yusuf yaptı o kadar..
N’Doye de yapmaya kalktı ..
Demek ki, ocak transferinde ilk sıraya değilse de ikinci sıraya böyle bir isim yazacaksın..
Sonra gel keyfim gel.. İki yan bir ara, at golünü  git saçını tara..
Eminim iki sakatlık olmasa Yanal, en azından son 10 dakikada  sırf bunu yapsın diye  fuleli Jun Suk’u sürecekti sahaya..
Semih gibi canlı bir bomba stoperle ofsayt taktiği yapan Galatasaray’ın çizgi defansı karşısında  çabuk ve süratli forvetler bir maçta milli olur!
Şimdilik benden bu kadar..
Bize böylesine büyük sevinç yaşatanları bir kez daha canı gönülden kutluyorum..