UEFA Avrupa Ligi’nde tarih yazarak yoluna emin adımlarla yürüyen Trabzonspor'un, ligde bulunduğu yeri asla küçümsememek gerekir.
Şöyle puan tablosuna baktığımız zaman bu gerçeği açık ve net olarak görüyoruz.
Lig yarışında öncelikle UEFA nezninde şikeden tutukluz Fenerbahçe ile aradaki puan farkının hiç ama hiç bir öneminin olmadığını çok iyi bilmek gerekir.
Şike'den suçlu bulunan ve Avrupa kupalarından iki yıl men edilen Fenerbahçe'nin şampiyon olsa dahi şike zanlısı olarak UEFA'da hüküm giymesi Türkiye'deki şampiyonluğunun hiç bir öneminin olmadığını apaçık ortaya çıkarmaktadır. 
Fenerbahçe ligi birinci bitirse bile, Şampiyonlar Ligi’ne katılamayacak olması Trabzonspor'un bu sezon ligi ikinci veya üçüncü bitirmesi halinde bile gelecek yıl Şampiyonlar Ligi’ne katılma şansını yakalayacak olması çok ama çok büyük bir avantajdır.
O nedenle;
İster başkanı, ister yönetimi beğenin veya beğenmeyin şimdi kulübe destek zamanıdır!..
Taraftarından, futbolcusuna, yönetiminden, teknik kadrosuna ve bütün camiasına kadar herkes bu bilinçte olmalı. Çünkü geçen yıl hem sahada hem masada yaşanan ağır deprasyonun, ağır borç yükünün ardından işbaşına gelen başkan ve yönetimi kim ne derse kulübü en zor şartlar altında toparlamıştır..
Tabi ki eksikler, hatalar olmuştur!..
Tabi ki sağlıklı bir yönetim kurulu oluşmamıştır!
Ama bu zor şartlara rağmen ortaya çıkan tablo kim ne derse desin alkışlanacak bir tablodur..
Kulübün beş kuruş gelirinin kalmadığı, bütün gelirlerinin bankalara teminat olarak verildiği, futbolculara ağır borç yükü olan bir Trabzonspor'da işbaşına gelen Başkan ne yapmış;
Hem tarihi bir karar ile kimsenin girmeye yanaşmayacağı riske girerek Mustafa Akçay gibi genç bir teknik adamı işbaşına getirerek hem o büyük riskin karşılığını gururla almaya başlayarak, Türk futboluna genç, idealist bir teknik adamı kazandırmaya başlamış..
Hem Malouda, Bosingwa gibi yıldız transfer yaparken eldeki alacaklı olan oyuncuların ödemelerini yapmış ve onlardan en iyi şekilde verim almaya çalışmış,
Hem UEFA Avrupa Ligi’nde 14 maçtır yenilmeyen, rekorları parçalayan ve yoluna devam eden Türk futbolunun gurur abidesi olmuş bir Trabzonspor'u sahneye sürmüş..
Mayıs ayında yapılan Olağanüstü Genel Kurul’da kulübün borç miktarı 175 milyon 652 bin 541 TL iken bugün 173 milyon 417 bin 444 TL'ye düşmesini sağlayarak Trabzonspor'da ilk kez borçlanma döneminin 7 ayda 2 trilyon lira aşağı çekerek yani geriye doğru gidişini sağlamış.
Ve kulübe karşılıksız 25-30 milyon TL ekonomik katkı sağlamış!..
Yok siyaset kulübe girmiş. Bırakın Allah aşkına Türkiye'de hangi kulüp siyasetin, iktidarların desteğini almıyor. Hacıosmanoğlu kapalı kapılar ardında yapmıyor, açıktan gizlisi saklısı olmadan yapıyor!
F.Bahçe'nin, Beşiktaş'ın, G.Saray'ın iktidarları nasıl kullandığını, nasıl mülkler elde ettiğini, nasıl tesislere sahip olduğunu, nasıl kanunlar çıkardığını, nasıl belediyelerde istediklerini yaptırdıklarını bilmeyen, görmeyen var mı?
O nedenle Trabzonspor'da tartışma ile geçirilecek zaman yok..
Önemli olan Trabzonspor’a almadan verebilmektir!..
Trabzonspor Başkanı da onu yapmaya çalışmaktadır.
Yoksa hiç bir Trabzonsporlunun oyu ipotek altında değil ya!
Trabzonspor hem Avrupa kupalarında yoluna emin adımlarla yürürken, bugün ligde de kaybetmiş hiç bir şeyi olmadığı aşikardır. Fenerbahçe'nin ligi birinci, ikinci, üçüncü yani nerede bitirirse bitirsin hiç bir öneminin olmadığı, ligde Trabzonspor'un en az diğer rakipleri kadar Şampiyonlar Ligi’ne katılma şansı vardır. Hele hele bu akşamki Bursaspor maçının kazanılması halinde Bordo-Mavili takımın önü ligde de açılacaktır..
Başkan Hacıosmanoğlu'nun ligin ikinci yarısı için önemli yabancı transferi için büyük uğraş verdiğini açıklaması Trabzonspor için ligin ikinci yarısının çok daha farklı olacağının da mesajıdır.
O nedenle Trabzonspor'un artık taraftar desteğine de ihtiyacı olduğunun altını önemle çizmemiz gerekir. Bütün Türkiye'nin konuşmaya başladığı 'Bu takım Avrupa’da bu kadar başarılı iken, ligde de yarışın içinde bulunurken neden tribünler boş kalıyor' sorusu artık sorulmamalıdır..
Sorulmaması taraftarın desteğine bağlıdır.
Çünkü Trabzonspor hiç kimsenin malı değil. Bütün Trabzonluların, bütün Trabzonsporluların ortak sevdasıdır. Küçük hesaplar, kişisel ihtiraslar uğruna Trabzonspor'u yalnızlığa itmeyelim.
Zaten başaramayan insanların koltuklarda oturma şansı yok. Dün Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu'nun 'Geçtiğimiz yönetime gösterdiğiniz sabrın birazını da bize gösterin. Zaten başaramazsak; başarılı olamazsak çekilir tribündeki yerimizi alırız' sözlerinin anlamı büyüktür..
Mesele İbrahim, Sadri meselesi değil!..
Mesele Trabzonspor'un meselesi..
İşte tablo ortada..
Bir geçen sezonu düşünün..
Bir de bu sezonu..
Geçen sezon maddi, manevi, sahada ve masada açıkçası her yönü ile çöküşünü seyrettiğimiz Trabzonspor bazılarının beğenmediği 'Trabzonspor başkanlığı ona mı kaldı?' dediği o büyük borç yükünün altına yüreği ile giren İbrahim Hacıosmanoğlu'nun başkanlığında hem borçlanmıyor, hem ödemelerini takır takır yapıyor, hem borç olarak değil karşılıksız olarak kulübe kaynak yaratıyor, hem de UEFA Avrupa Ligi’nde tarih yazıyor, ligde de en az G.Saray ve Beşiktaş kadar iddialı pozisyonda yer alıyor! 
Yani Trabzonspor, öyle ya da böyle en kritik döneminde, en zor şartlar altında adam gibi yönetiliyor!..
Çünkü Allah herkesin kalbine göre veriyor!