Trabzon şehri uzun süredir siyaset açısından bu kadar yavan, bu kadar çaresiz ve proje üretmekten uzak bir dönem yaşamamıştır. Özellikle iktidar milletvekillerinin vatandaşla ve sahayla olan bağının ciddi şekilde zayıfladığı açıkça görülmektedir.
Bugün gelinen noktada, kamuoyu tarafından geçmiş dönemlerde çok da benimsenmeyen bazı milletvekilleri bile, mevcut tabloyla kıyaslandığında adeta “mumla aranır” hale gelmiştir. Bu durum siyasetin toplumla bağının zayıfladığını gösteren önemli bir göstergedir.
Zaten uzun süredir iktidar partisinin il başkanı Sezgin Mumcu ile iletişim konusunda sıkıntılar yaşandığı dile getiriliyordu. Şimdi bu tabloya milletvekilleriyle yaşanan iletişim problemleri de eklendi. Vatandaşın temsilcisine ulaşamadığı, ulaştığında ise sağlıklı bir diyalog kuramadığı bir siyasi ortam oluşmaktadır.
Bize ulaşan iki farklı vatandaşın yaşadığı olay bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.
Beşikdüzü Duygulu Mahallesi’nde yaşayan bir kadın vatandaşımız, çocuğuna destek olabilmek için iktidar milletvekillerinden birini arayarak yardım ister. Ancak aldığı tepki karşısında büyük bir şaşkınlık yaşar. İddiaya göre vekil, Ramazan günü kendisini aramasına öfkelenerek sert bir şekilde konuşur ve telefonu yüzüne kapatır.
Benzer bir olay Tonya’nın Yakçukur Mahallesi’nde yaşanır. Yine bir kadın vatandaşımız çocuğuna burs imkânı bulabilmek için aynı milletvekiline ulaşır. Ancak bu görüşme de kısa sürede olumsuz bir şekilde sonlanır. Vatandaşın ifadesine göre vekil, “Bu telefonları nereden bulup arıyorsunuz, burs ayarlayamam” diyerek görüşmeyi sonlandırır.
Bu örnekler, vatandaşın temsilcileriyle kurduğu iletişimin ne kadar zayıfladığını göstermesi açısından dikkat çekicidir.
Oysa AK Parti’nin yaklaşık çeyrek asırlık siyasi yolculuğunda en güçlü yönlerinden biri, vatandaşla kurduğu doğrudan ve sıcak iletişim olmuştur. Mahalle teşkilatından genel merkeze kadar, vatandaşın bir sorunu olduğunda çözüm üretmek için adeta seferberlik ruhuyla hareket edilirdi.
Ancak bugün ortaya çıkan tablo, bu anlayıştan giderek uzaklaşıldığını düşündürmektedir. Siyasetin temelinde vatandaşla kurulan güven ve iletişim vardır. Bu bağ zayıfladığında siyasi irtifa kaybı kaçınılmaz olur.
Eğer aynı tutum ve yaklaşım devam ederse, bunun siyasi sorumluluğunu en çok milletvekilleri ve parti yöneticileri taşımak zorunda kalacaktır. Aksi halde geçmişteki başarılar yalnızca hoş bir seda olarak hatırlanan bir hatıraya dönüşebilir.
BU TAKIMDA GENÇLERE YER YOK MU?
Trabzonspor – Kayserispor deplasmanında takım aslında maçı güle oynaya, zorlanmadan kazanabilecek bir görüntü veriyordu. Üstelik rakip 10 kişi kalmış, skor da 3-0’a gelmişti. Böyle bir senaryoda teknik direktörün yapması gereken şey oyunun dengesini korumak, genç oyunculara fırsat vermek ve takıma güven kazandırmaktır. Ancak Fatih hocanın yaptığı bazı enteresan değişiklikler hem oyunun ritmini bozdu hem de Trabzonspor gibi büyük bir kulübe yakışmayacak bir görüntü ortaya çıkardı.
Özellikle maçın son bölümlerinde yapılan tercihler ciddi şekilde sorgulanmalı. Çünkü 3-0 öndesiniz, rakip eksik kalmış ve maç büyük ölçüde bitmiş durumda. Böyle bir anda altyapıdan gelen genç oyunculara süre vermek hem kulübün geleceği açısından önemli hem de oyuncuların motivasyonu açısından değerlidir. Fakat bunun yerine devre arasında sözleşmesi feshedilen ve artık takım planlamasında olmadığı konuşulan Nwakaeme’nin oyuna alınması, ister istemez “gençlere bu takımda yer yok” mesajı verilmiş gibi bir algı oluşturdu.Trabzonspor yıllardır altyapısıyla, genç oyuncu yetiştirme geleneğiyle övünen bir kulüp.
Futbolda teknik direktörlerin kararları elbette tartışılmaz değildir. “Ben yaptım oldu” anlayışı modern futbolda artık çok karşılık bulan bir yaklaşım değil. Taraftar da, camia da artık sahadaki kararların mantıklı ve uzun vadeli planlamaya uygun olmasını bekliyor. Trabzonspor gibi hedefi her zaman zirve olan bir kulüpte hem sonuç almak hem de geleceği inşa etmek birlikte yürümek zorunda.
Bu yüzden Kayserispor maçındaki değişiklikler sadece o maçın içinde değerlendirilecek basit bir taktik hamle olarak görülmemeli. Aynı zamanda kulübün genç oyunculara bakışı, kadro planlaması ve teknik yönetimin tercihleri açısından da önemli bir mesaj niteliği taşıyor. Trabzonspor taraftarı hem sahada güçlü bir oyun görmek hem de kulübün geleceğini oluşturacak gençlerin bu tür maçlarda sahne almasını istiyor. Bu beklentiyi karşılamak da teknik heyetin en önemli sorumluluklarından biri.