Berat Albayrak, genç yaşta siyasetin en önemli makamlarından birine kadar yükseldi. Görev yaptığı dönemde hem eleştirildi hem de, desteklendi. Ancak Trabzon ve Trabzonspor söz konusu olduğunda ortaya koyduğu yaklaşımı inkâr etmek kolay değil.
Trabzonspor'un ekonomik olarak en zor günlerinde kulübün nefes alabilmesi için önemli destekler sağlandı. Borçların sürdürülebilir hale gelmesi adına atılan adımlar, kulübün önünü açtı. Sonrasında gelen şampiyonlukta elbette birçok kişinin emeği vardı; ancak o sürecin ekonomik zemininin oluşmasında Berat Albayrak'ın katkısını görmezden gelmek de hakkaniyetli olmaz.
Ne var ki bakanlık görevi sona erdiğinde tablo bir anda değişti. Dün övgüler dizenler sustu. Dün her fırsatta yanında fotoğraf vermek isteyenler ortadan kayboldu. Bir teşekkür etmeyi, bir vefa göstermeyi bile fazla gördüler. Adeta dilleri tutuldu. Bakanlık bitmişti; onlar için her şey de bitmişti.
Oysa insanlara makamlarına göre değil, yaptıklarına göre değer verilmelidir. Vefa tam da zor zamanlarda belli olur. Güç elindeyken alkış tutmak kolaydır; asıl karakter, güç gittiğinde gösterilen duruştur.
Günün sonunda acı gerçek şu oldu: Berat Albayrak, Trabzon'a ve Trabzonspor'a gösterdiği sahiplenmenin binde biri kadar sahiplenilmeyi maalesef Trabzon'da göremedi.
Şimdi düşünüyorum da... Yarın öbür gün Berat Albayrak yeniden önemli bir göreve getirilirse, bugün suskunluğa gömülenlerin nasıl bir anda saf değiştireceğini, nasıl övgü yarışına gireceğini hep birlikte göreceğiz. Çünkü bazı insanların ilkesi yoktur; onların tek ilkesi, gücün yanında durmaktır. Dün de öyleydi, yarın da öyle olacak. Takla atmayı alışkanlık hâline getirenlerden başka bir tavır beklemek de zaten gerçekçi olmaz.