“ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA, ÇOCUKLARIN ÜÇTE BİRİNDEN FAZLASI YOKSULLUK RİSKİNDE”

Yeni Parti Parti Meclisi Üyesi ve Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü kapsamında yazılı bir açıklama yayınladı.

Türkiye’de yoksulluğun geldiği seviyeye dikkat çeken Suiçmez, yalnızca sağlıklı beslenmek için gerekli gelire bile sahip olamayan milyonların varlığını vurguladı.

Açlık sınırının bir yılda %35 arttığını belirten Suiçmez; ülke genelindeki açlık ve yoksulluk istatistiklerini resmi verilerle gösterdi.

Yeni Parti Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez’in açıklaması şu şekilde:

“Türkiye’de bu günü süslü sözlerle değil, rakamların gösterdiği gerçeklikle anmak zorundayız.

TÜRK-İŞ’in Eylül 2026 araştırmasına göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenmek için yapması gereken aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı, 37 bin 801 liraya yükselmiştir.

BÜYÜKŞEHİR’İN DUYGU ATÖLYELERİ’NDE YENİ DÖNEM BAŞLIYOR
BÜYÜKŞEHİR’İN DUYGU ATÖLYELERİ’NDE YENİ DÖNEM BAŞLIYOR
İçeriği Görüntüle

Gıda dışındaki zorunlu harcamalarla birlikte yoksulluk sınırı 123 bin 130 liradır.

Bekâr bir çalışanın aylık yaşam maliyeti ise 48 bin 885 liraya çıkmıştır.

Bir yılda açlık sınırı yaklaşık yüzde 35 artmıştır; Eylül 2025’te 27 bin 970 lira olan açlık sınırı bugün 37 bin 801 liradır.

Buna karşılık 28 bin 75 lira 50 kuruş olan net asgari ücret, açlık sınırının yüzde 74’üne, yoksulluk sınırının ise yalnızca yüzde 23’üne yetmektedir.

Açlık sınırının yaklaşık 9 bin 700 lira, bekâr çalışanın yaşam maliyetinin ise yaklaşık 20 bin 800 lira altında kalan bir ücretle yaşamaya mahkûm edilen milyonlarca çalışan vardır.

Temmuz ayında asgari ücrete ara zam da yapılmamıştır.

En düşük emekli aylığı olan 23 bin 552 lira ise açlık sınırının yüzde 62’sini, yoksulluk sınırının yüzde 19’unu karşılamaktadır.

Yani çalışan da emekli de açlık sınırının altında bir gelirle hayatta kalmaya çalışıyor.

TÜİK’in 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri de tabloyu doğrulamaktadır.

Medyan gelirin yüzde 60’ı esas alındığında yoksulluk oranı yüzde 20,6’dır.

Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşayanların oranı yüzde 27,9’dur; yani her dört kişiden biri bu risk altındadır.

Bu araştırmadaki gelirlerin 2024 yılına ait olduğunu, son iki yıldaki gıda, kira ve girdi fiyatı artışlarının bu rakamlara henüz yansımadığını da unutmamak gerekir.

En ağır bedeli bir kez daha çocuklar ödemektedir. TÜİK verilerine göre 21,4 milyon çocuğun yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındadır; her üç çocuktan birinden fazlası. Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi verileriyle ortaya koyduğumuz, okul çağında olduğu hâlde hiçbir okula kayıtlı olmayan 1 milyon 934 bin 555 çocuk da bu yoksulluk tablosundan bağımsız değildir.

Yoksulluk Karadeniz’de de aynı yüzü gösteriyor. Tarımsal girdi fiyatları Temmuz 2026’da yıllık yüzde 27,62 artmış, fındık üreticisi TMO’nun açıkladığı 250-255 liralık fiyat yerine piyasada 160-170 liraya ürününü satmak zorunda kalmıştır. Emeğinin karşılığını alamayan üretici de yoksulluğun bir parçasıdır.

Bu nedenle şunları talep ediyoruz:

Asgari ücretin açlık sınırının üzerinde olacak şekilde yeniden belirlenmesi ve yıl içinde ara zam yapılması; en düşük emekli aylığının açlık sınırının altında bırakılmaması; çocuk yoksulluğuna karşı ulusal bir eylem planı hazırlanması; resmî kurumların açlık ve yoksulluk sınırını düzenli ve şeffaf biçimde yayımlaması; fındık başta olmak üzere üreticinin maliyetinin altında satış yapmasını önleyecek kalıcı politikaların hayata geçirilmesi.