Ve Şenol Güneş iki hafta önce istifa etti. Birkaç seveni dışında sanırım herkes rahatlamıştır!
Rahatlayanlara ben de dahilim ama bir farkla...
Öncelikle ifade etmek isterim ki Şenol Güneş, Trabzonspor tarihinin en önemli figürlerinin başında olduğunu bilirim. Bu kulüp ‘büyük’ damgası taşıyorsa, burada Güneş başrol oyuncularından biridir. O, bu kulübe ne kadar borçluysa, camia kendisine aynı oranda borçludur ve tarihi başarılara imza atan bir isim olarak hem futbol tarihinde, hem de kalbimizde yerini almıştır.
Sanırım bu satırlara itiraz edecek hiç kimse çıkmaz her halde! Ancak O’nun liderlik sorunu yaşaması, cesur davranamaması, kararsızlığı onun zirvede gelip, sıradanlaşarak gitmesine neden olmuştur. Dün böyleydi, bugün de değişmedi!
Neyse, Güneş gitti, peki sorun bitti mi?
Sanmam!

Sadri Şener Gitsin de
Yerine Ne Koyulacak?

Şenol Hoca gittikten sonra camiada yükselen ses Sadri Şener ve ekibinin bir an önce gitmesi şeklinde yükseliyor.
Bana göre de Şener ve ekibinin de tutarlı bir tek icraatı yok. Yapılan bunca harcamalara, şişirilen kadrolara rağmen takım berbat sonuçlar alıyor. Geleceğe dönük hiçbir umut ışığı belirtisi göremiyoruz. Trabzonspor kurumsal olarak yerlerde sürünüyor. Ekonomisi felç geçiriyor. Ya kredilerle, ya da hisse satışıyla ayakta durmaya çalışıyor. Futbolcu satışından gelen para deliğe yama bile olamıyor.
Böyle bir yönetimin görev başında olması kimi memnun eder ki, ben de ‘kalsın’ diyeyim.
Tabii ki gitmeleri gerekir!..
Doğru da, ya sonrası... Şener ve ekibi ayrılırsa, yerine kim gelecek, neyi önerecek, uygulayacak? Yani sistemsel bir değişim olacak mı?
İşte sıkıntı burada...
Trabzonspor’da aslında sorun ne tek başına Şenol Güneş, ne de Sadri Şener!
Son 30 yılda yaşanan en önemli sıkıntı kulübün tutarlı bir sistemi olmaması. Çağdaş kulüplerin yönetim biçiminden esinlenip, kendi gerçekleriyle bunu bütünleştirecek ve yola koyulacak bir anlayışın iş başında olmaması...
Kendi kimliğinden uzaklaştırılan, borçlandırılan, yabancılaştırılan, personel kadrosu şişirildikçe şişirilen, gelirleri füze gibi fırlarken, borcu bunun iki katı yükselen bugünkü Trabzonspor’un yerine farklı bir anlayışı kimler getirecek?

Gelin Anayasa Yapalım!
Gelen de bugünkü yapıyı sürdürürse değişen ne olacak?
Hiçbir şey!
Hatta çöküş daha da hızlanıp, kesin iflası getirecek!
O nedenle diyorum ki; Trabzonspor’a gönül verdiğini söyleyen herkesin şapkasını önüne koyması, düşünüp, taşınması ve kulübün değerlerini yeniden oluşturup, bunları hayata geçirecek bir yönetim kurulunu iş başına getirmesi gerekir. O anayasa çerçevesinde hareket edecek yönetimin teknik ekibinde, ya da kurumsal yapının içinde kimlerin olduğunun çok fazla önemi kalmaz.
Bunu anlamadığımız sürece acıları yaşamaya, kişileri hedef yapmaya devam edeceğiz.
Kişilerin kimliğinde kurtuluşu arayanlar, Trabzonspor’u o kişilerin daracık ufuklarıyla sınırlar. Oysa Trabzonspor’un ulaşacağı nokta tüm dinamiklerinin üreteceği fikirlerle, sonsuz ufuklar olmalıdır!
Yoksa bir 30 yıl daha hayallerimizi, gerçek hayatta değil, rüyalarımızda gerçekleştirmeye devam ederiz.
Ben buna razı değilim, ya siz!..