Küçük şehrin büyük takımı Trabzonspor’un düştüğü-düşürüldüğü duruma bakın!
Oysa bordo-mavili takımın bu sene yaşadığını, geçen yıl, 2011 yılında Trabzonspor’un şampiyonluğunu çalanların-çalmaya kalkanların başına gelmesi gerekirdi.
Uyursan, korkarsan, takımına sahip çıkmazsan, meydanı emek hırsızlarına bırakırsan; olacağı budur.
Benzer durumda Trabzonspor olsaydı, küme düşürmek bir yana, anasından emdiği sütü burnundan getirirlerdi, resmen süründürürlerdi.
Benzer durumda Trabzonspor olsaydı; o Trabzonspor’u yönetenlerin hiç biri Trabzon’a sokulmazdı. Doğal olarak yöneticilerin hepsi pılını-pırtısını toplayıp Trabzon’u terk ederlerdi.
*
Bizler, iyi gün dostu Trabzonsporlular, siyasiler ve yazarlar ne yaptık bu süreçte?
Korkudan gıkımız çıkmadı!
Trabzonspor’a sahip çıkacağımız, hakkını arayacağımız yerde, futbolcuları yerden yere vurmaya devam ettik; futboldan anlasak da-anlamasak da...
*
Ya şikecileri savunanlar?
O’nlar zatı-muhterem(ler)e iyi gün dostu olmadığını her platformda gösterip sahip çıktılar, çıkıyorlar da...
İşe önce futboldan uzaktan-yakından alakası olmayan siyasi yazarlarla başladılar, daha sonra nöbeti kaşarlı futbol yorumcularına devrettiler. Bu, konu hakkında bilgi sahibi olmayan milyonları ayakta tutmak için büyük bir taktikti ve de başarılı oldular. ( Şimdilik)
Bizde ise durum;
Etliye-sütlüye karışma... Sallabaşı al maaşı...
Aman Ankara’daki ağabey(ler)im kırılmasın. Gazetemin patronuna ayıp olmasın..!
*
“Yönetim mi?” dediniz.
Fazla söze gerek yok, mal kendini gösteriyor; yönet(e)mediler/ beceremediler. Kısacası, tarihi fırsatı kullanamadılar.
Ayrıca, Trabzonsporlu Trabzonspor’un hakkını çalmaya kalkanlarla/ çalanlarla değil aynı mekânda oturmak, yan yana gelmemek için büyük çaba sarf ederken, Trabzonspor’un başkanı, Sivasspor’un başkanıyla tabir caizse sarmaş dolaş olursa...
*
Şenol Hoca’ya gelince...
Üzülmemek elde değil. Bu ülkede adamlıktan ve hocalıktan nasibini almayanlar takım çalıştırmaya devam ederken, Şenol Güneş’in hocalığı tartışılır duruma geldi/getirildi. Aslında sistem onu gerektirdi! Ha, onun da yanlışları olmadı değil...
*
Futbolcular da durumdan etkilendiler. Etkilenmemek elde mi! Memlekette işi bilen o kadar çok futbol adamı (!) var ki...
Hal böyle olunca “Bu takım niye böyle?” Daha ne olsun arkadaş. Futbolcuları taraftarın önüne atan, psikolojisini bozan, onları sıradanlaştıran sen değil misin?
*
Kimse kusura bakmasın, hepimiz sınıfta kaldık. Davasında haksız olanlar avazı çıktığı kadar bağırırken, haklı olan, hakkı yenen bizler yan gelip yatmaya devam ettik. Hepsi bir yana, kabak az kalsın Trabzonspor’un başına patlayacaktı -patlatılacaktı!
*
Trabzonspor’u tanımakta zorlanıyorsunuz. Ne olursa olsun, Trabzonspor’un bu kadar kötü olmaması gerekirdi.
Meydan boş bırakılırsa, yönetici, yönettiği takımın hakkını ara (ya)mazsa, iyi günde “Trabzonsporluyum” diyen malum kişiler görevden kaçarsa sonuç kaçınılmaz olur.
*
Bu takımı ancak taraftar ayağa kaldırır.
Trabzonspor’un biz(ler) e/ hepimize ihtiyacı var.
Herkes önce “Trabzonspor” deyip, o’na yardım etmesi gerekir.
Bitirmeden:
Bugün Trabzonspor’un etrafında görmeye alışık olmadığınız kişileri, yarın bir gün çok göreceksiniz çok. “ Küçük olsun, benim olsun” zihniyetindekiler, siz(ler)den kendileri için yardım isteyeceklerdir ama... Şimdilik ortalıkta yoklar ancak meydana çıkacakları gün pek yakındır. Bekleyin görün...