Yavuz Ağıralioğlu, İYİ Parti milletvekilliğinden ayrıldıktan sonra Anahtar Partisi’ni kurarak siyasi yolculuğuna bu güzergâhta devam etme kararı aldı. Sağ siyasette yeni bir alternatif oluşturma iddiasıyla çıktığı bu yolda doğal olarak istişareler yapılır, bir yol haritası belirlenir ve sağlam temeller atılmaya çalışılır. Ancak siyasette en önemli başlangıç noktası her zaman “baba ocağı”dır.
Bir insan yeni bir yolculuğa çıktığında ilk desteği, ilk morali ve ilk gücü baba ocağından alır. Baba ocağındakiler size sahip çıkar, moral verir, enerjinizi yükseltir ve önünüze set olmaz; aksine daha güçlü olmanız için çaba gösterir. Bu yüzden siyasette de baba ocağı son derece kıymetlidir.
Yavuz Ağıralioğlu için bu baba ocağı Trabzon’dur. Fakat görünen o ki Anahtar Partisi Trabzon’da, yani baba ocağında oldukça sancılı bir süreç yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek gibi duruyor. Kurucu il başkanının görevden alınacağı konuşuldu, ardından küskün ve kırgın bir grup oluşmaması adına olağanüstü kongreye gidildi. Kamuoyuna “kriz yok” mesajı verilmeye çalışıldı. Ancak dün kadın kollarının da istifa etmesi, aslında teşkilat içinde ciddi bir sorun yaşandığını açıkça ortaya koydu.
Zaten siyasi kamuoyunda ve vatandaş nezdinde uzun zamandır şu soru soruluyor:
“Acaba Yavuz Ağıralioğlu da Sinan Oğan veya Ümit Özdağ örneklerinde olduğu gibi seçmeni yarı yolda bırakır mı?”
Bu soru vatandaşın zihninde zaten yer etmişken, bir de teşkilat yapısındaki bu tür krizler ortaya çıktığında güven meselesi çok daha ciddi bir şekilde gündeme geliyor.
Eğer bir siyasi hareket baba ocağında kısa sürede il yönetimi ve kadın kolları gibi önemli birimler üzerinden istifalarla karşı karşıya kalıyorsa, burada ciddi bir sorun olduğu açıktır. Böyle bir tabloyu başka illerde anlatmak, seçmeni ikna etmek ve güven tesis etmek de kolay değildir.
Çünkü siyasette en kıymetli şey güvendir.
Güven can gibidir; bir kez çıktığında geri getirmek çok zordur.
Görünen tabloya bakıldığında Anahtar Partisi’nin önündeki yolun oldukça zorlu, sancılı ve ciddi sınavlarla dolu olacağı anlaşılıyor. Siyasette kapıları açan şey güvendir; ancak güven kaybolduğunda o kapıları yeniden aralamak sanıldığı kadar kolay olmaz.
Kısacık ömürde iyi insan olmaktan daha güzel hiçbir şey yok.
Orhan Kaynak, hem futbolculuğunda hem de yardımcı hocalık döneminde çok kıymetli hizmetler verdi. Orhan Hoca ile temas etmiş, onu yakından tanımış herkes; mütevaziliğini, iyilikseverliğini, hoşgörüsünü ve kimsenin kalbini kırmamak için gösterdiği olağanüstü gayreti anlatıyor.
Ne güzel… İnsan olmanın en kıymetli tarafı, geride iyi anılmaktır. Orhan Hoca da aramızdan iyi anılarla ayrılırken, saygıyla ve minnetle yad edilecek bir isim olarak kalacak.
Ailesine ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin, nurlar içinde uyusun.