Dede, torununun meşin yuvarlağa vurmaya başladığını görünce, öğretmen olan kızına vasiyet eder:
Bu uşak topçu olursa Trabzonspor’dan başka takımda oynatırsanız hakkımı helal etmem.
***
Baba ( Karslı) fanatik Fenerli, anne ( Trabzonlu) Trabzonsporludur.
E, nasıl olacak bu iş? Şunu da söyleyeyim; Doğukan (dede sayesinde)Trabzonsporludur ama.
Gel zaman-git zaman, 10 yaşına gelir Doğukan.
Bu arada dede ( annenin babası) rahmetli olur.
***
Bir müddet sonra baba çocuğunun elinden tutup (İst.) Trabzonspor futbol okuluna getirir.
Doğukan yeteneklidir... Hoca Trabzonsporlu ama çaresizdir...
2-3 sene sonra babanın ısrarı ağır basınca, Doğukan, kendini Fenerbahçe’nin seçmelerinde bulur.
Bin kişi arasından seçilen Doğukan’a ilgi o biçimdir. Anlayacağınız bizimkiyle bayağı bi ilgilenilir.
Doğukan artık Fenerbahçe’nin oyuncusudur.
***
Kolay mı Trabzonspor aşkını silip atmak!
Bizimki tam 3 yıl hem idmana-hem de maça çıkarken bordo-mavi formayı içine giydi. Şu da var; maç ve idman biter-bitmez bordo-mavi bilekliği takmayı da ihmal etmemiştir.
Takım arkadaşları “Fener” derken, o içinden “Trabzonspor” demiştir.
***
Her akşam eve geldiğinde, Fenerli babasına- Trabzonsporlu olan annesine bu durumu kabullenemediğini hatta çok zoruna gittiğini defalarca söyledi, Doğukan Topkaya. 10 ila 13 yaş aralığında hep bu duygularla boğuştu durdu.
Canına ‘tak’ etmiştir artık.
Bir gün ailesine “ ben Trabzon’a, Trabzonspor’un seçmelerine gidiyorum” deyip, deyim yerindeyse ‘rest’ çekti.
Baba şaşkın “ Dur!” demek ister ama anne her şeye rağmen mutludur...
Doğukan’ın kanı kaynıyor. Öyle ya, kalbi Trabzonspor için atan, her nefes alışverişinde Trabzonspor’u sayıklayan birini kim durdurabilir!
Faroz’da ikamet eden akrabalarla temasa geçilir. Teyze, “Boncuk gözlü yeğenine çocuğu gibi bakacağını, üstelik mutlu olacağını” söyler.
13 yaşından gün alan Doğukan kuş gibidir, valizi eline aldığı gibi soluğu Trabzon’da tesislerde alır.
***
Sıra hayallerini süsleyen takımın seçmelerine gelmiştir.
1,2,3 derken, yüzlerce kişi arasından dört kişiden biri olur yüreği büyük, yaşı küçük Trabzonsporlu. İzleyenlerin ( uzman) bilgisi: “ Tepeden tırnağa futbolcu” olduğu yönündedir.
Aile mutlu, Doğukan daha da mutludur. Karar anı beklenmektedir artık; kararı, alt yapıdan Trabzonspor’a her yıl en az bir futbolcu veren hocalar verecektir(!) Hem de bu karar Fenerbahçe takımının lisanslı futbolcusu için verilecektir:
“Bak Doğukan iyi oyuncusun ancak... Biraz zayıfsın. Şimdilik git, kendine iyi bak biz seni seneye alacağız. Ayrıca tesislerde yatacak yer de yok-muş” Falan da filan.
( Bu cümleler yeterli olmayan oyuncular için kullanılır) “Yatacak yer yok” denmesi ise tam bir komedi.
Her şeyi anlarım. Lakin şunu sormamız gerekir: Doğukan’a o cümleleri sarf eden zihniyet, bu zamana kadar alt yapıdan Trabzonspor’a kaç oyuncu vermiştir?
Trabzonspor için annesinden, babasından, kardeşinden ve arkadaşlarından ayrı yaşamayı göze alan genç bir futbolcunun Trabzon’da karşılaştığına bakın. Burası Trabzonspor’un alt yapısı mı, yoksa birilerine hizmet veren bir ‘üs’müdür ki alt yapıdan oyuncu çıkmıyor? ( Doğukan’ınki kadar olmasa bile benzer hikâyeleri çok kişiden dinliyoruz)
Bazıları o yaştaki çocuğun ‘psikolojisinden’ bahsedebilir. Aile, Doğukan için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırdı. Fakat Doğukan’ın durumu asıl bundan sonra zor, çünkü o gidişin bi de geri dönüşü var!
( Hikâye geçen yıl yaşanmış olup, köşemde yayımlanmıştır)
***
Alt yapıdan niye oyuncu çıkmıyor dimi? İşte size en canlı ve en basit örneği.
Feyyaz Uçar’a, Trabzon’da “Kadronda niye Trabzonsporlu oyuncu yok?” diye soranlara en güzel cevaptır bu hikâye.
Aslında o sorunun Trabzonspor’da yıllardır yan gelip yatanlara sorulması gerekirdi ya!