Her seçim sonrası  yazdım..
Bu kaçıncı tekrarı olur bilmem!..
Dedim ki;
“Tek başına Recep Tayyip Erdoğan.” Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucu Türk siyasetinde “AK Parti değil, Recep Tayyip Erdoğan” rüzgarının 12 yıldır nasıl estiğinin bir kez daha kanıtı olmuştur!..
İşin özü, seçimin özeti budur.
Gerisi hikayedir..
Bu millet;
12 yıldır olduğu gibi oyunu AK Parti'ye değil, Recep Tayyip Erdoğan'a verdiğini dün ilk kez oy kullandığı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gösterirken, bugüne kadar il başkanlarından ilçe başkanlarına, belediye başkanlarından, belediye meclis üyelerine, milletvekillerinden bakanlara kadar AK Parti koltuklarında oturanların hepsine bir kez daha demiştir ki; 
“Hiçbiriniz bulunmaz Hint kumaşı değilsiniz. O olmazsa o koltuklarda yoksunuz. O nedenle yatın kalkın Recep Tayyip Erdoğan'a dua edin” 
Bunun başka izahı yoktur!..
AK  Parti'de bunu Trabzon'da da görüyoruz. Başbakan Erdoğan'ın verdiği mücadele, yaptığı açıklamalar ölçeğinde tek kelime siyaset yapmaktan çekinen, sadece kendilerini bir yere taşımak için uğraş verenler, bulunmaz  Hint kumaşı olmadıklarını bilsinler!
Bu işin tek kelimelik sırrı “Recep Tayyip Erdoğan'ın milletin damarlarına kadar inmesidir.." hatalar ve kendisi hakkında ortaya atılan iddialar karşısında  bile, doğruluğunu ve yanlışlığını bile araştırma gereği duymadan  gözü kapalı bir şekilde Recep Tayyip Erdoğan sevdasına tutulan “Benim Başbakan’ım bunu yapmaz, yapsa bile ben hizmete bakarım” diyen büyük bir halk  kitlesinin oluştuğunu seçim sonuçları ortaya koymuştur.
O nedenle AK Parti iradesi bütün varlığını ona borçlu..
Herkes kenara çekilirken, hatta kaçarken Gezi Parkı olaylarının, 17 Aralık olayının üstesinden AK Parti değil, tek başına o gelmiştir!
Bu nettir!
Dünya siyaset tarihinde 12 yıl iktidarda olup yaşadığı olumsuzluklara, ortaya atılan iddialara karşı milletin gözünde adeta “Altın çamura düşse de altındır” denircesine girdiği her seçimi oylarını artırarak kazanan bir lider olmadığı gibi, bir partinin varlığını böylesine borçlu olduğu bir lider de görülmemiştir..
O nedenle AK Parti demek kayıtsız şartsız Recep Tayyip Erdoğan demek!..
Şimdi de Çankaya'ya milletin seçtiği Cumhurbaşkanı olarak çıkarken, yine AK Parti'nin bundan sonra varlığını 12 yıldır olduğu gibi devam ettirme mücadelesinin sigortasının o olacağı aşikardır!..
Recep Tayyip Erdoğan'ın Özal'ın Çankaya’ya çıkışı ile klasik Cumhurbaşkanı modeli doğrultusunda partisine uzak kalışı ile ANAP'ın nasıl tarih sahnesinden silindiğini, Demirel'in de Çankaya’ya çıkışı ile DYP'nin nasıl ortadan kaybolduğunu bilerek, yani o dönemleri çok iyi analiz ederek  Cumhurbaşkanlığına aday oldu.
O nedenle de Anayasa’nın kendisine verdiği tüm yetkileri kullanacağını, partisi ile ilişkisini koparmayacağını, bakanlar kuruluna başkanlık yapacağını, icraatın içinde olacağını yani yerinde oturmayacağını, partisinin de iplerinin  kendi elinde olacağını hiç tereddütsüz açıkladı!..
Yani  Türkiye'de Anayasa'da olmayan ama Anayasa’nın Cumhurbaşkanına verdiği yetkilerin ‘Yarı Başkanlık’ çağrışımı yaptığını iddia ederek bir başkan gibi Çankaya'da oturacağını açık ve seçik söylüyor..
Hiç tartışmasız Türk siyasi tarihi iktidarı ve muhalefeti ile  yeni bir tartışmalı sürecin içine girecek. Bu arada başta CHP olmak üzere muhalefet de kendi iç döngüsünde önemli kırılmalar, hesaplaşmalar yaşayacağı sürecin içinde kendini bulacaktır!..
Çünkü çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığının açıklanmasının ardından özellikle CHP'de  ortaya çıkan sessiz hoşnutsuzluğun krize dönüşmemesinin nedeninin ‘Şu seçimin sonucu bir bekleyelim’ olduğu aşikardı..
Hele hele CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun CHP seçmeninin sandığa gitmeme ihtimali karşısında çıkıp kürsüden ‘Tıpış tıpış gideceksiniz?’ sözleri bile acınacak bir durum. Bugünkü sonuçlar için sözün bittiği yerdi aslında!
O nedenle
bir tarafta CHP'nin teklifi, MHP'nin de 'Çok iyi olur' dediği 9 partinin 'ÇATI ADAY' olarak buluştuğu 'Ekmek için Ekmeleddin' sloganı ile yola çıkış ve sonunda yaşanan hüsran karşısında büyüklü küçüklü ‘14'e yakın  partinin bir Recep Tayyip Erdoğan etmedi’ mesajına cevap vermek özellikle de CHP ve MHP için de hiç kolay olmayacaktır.
İhsanoğlu'nu aday çıkarıp bu ülkede 5 şehirde miting dahi yapmayan bir muhalefet anlayışı için söylenecek tek kelimelik özet ‘Sözde Ekmeleddin’ciler’ olmalı..
Yani muhalefet baştan kendi kalesine gol attı..
Uzun lafın kısası..
Türk siyasi tarihinde 12 yıldır olduğu gibi bir kez daha kazanan,  şapka çıkarılacak bir şekilde Recep Tayyip Erdoğan olmuştur..
Ve bu başarı ayrıca AK Parti'de “Erdoğan Köşk’e çıksın partiden elini çeksin” diyen sessiz parti içi bir kitleye de “HAYIR...AK PARTİ DEMEK RECEP TAYYİP ERDOĞAN DEMEKTİR. BUNDAN SONRA DA  PARTİDE  O NE DERSE O OLACAK” cevabı oldu.
Yani 12 yıldır olduğu gibi yine tek başına Recep Tayyip Erdoğan..
CHP ve MHP mağlup olmuştur..
Eğer 12 yıldır tartışmasız  Türkiye'de siyaseti her açıdan Recep Tayyip Erdoğan yönlendiriyorsa,  girdiği bütün seçimleri adete tek başına kazanıyorsa, dünkü seçimle de zirve yaparak Çankaya Köşkü’ne ikinci tura kalmadan rahat bir şekilde çıkıyorsa, bu başarıda Erdoğan kadar CHP ve MHP yönetiminin de payı vardır!..
Çünkü onlar da böyle istiyor!
12 yıldır Erdoğan karşısında girdiği bütün seçimleri kaybeden muhalefet, Türk siyasetine resmen AK Parti tekeline teslim etmiştir..
Görülüyor ki ezeli iktidar karşısında ezeli muhalefet ile 8 ay sonraki seçimde de tablo değişmeyecektir.