18 Mart 1915 Türk insanının yaşamında önemli bir dönüm noktasıdır. Günümüzde bazıları için bu tarih bir anlam ifade etmese de 18 Mart 1915 Türk toplumunun silkiniş ve var olma mücadelesinin kilometre taşıdır.
18 Mart, dönemin sömürgeci güçlerinin ‘hasta adam’ diye tanımladıkları Osmanlı Devleti’nin bir travma periyodu sonunda batıya karşı kazandığı önemli bir zaferin 98. yıl dönümüdür.
19. Yüzyılı Osmanlı Devleti’nin en sıkıntılı ve problemli yüzyılı diye tanımlamak mümkündür. Osmanlı Devleti öncelikle dönemin süper güçleri olan İngiltere, Rusya ve Fransa’ya karşı mücadele etmişti.
Bunun yanında Osmanlı bünyesinde yer alan farklı etnik unsurların isyanları ve bağımsız devlet kurma mücadeleleri de Osmanlı Devleti’ni yormuş ve yıpratmıştı.
19. Yüzyılda alınan yenilgiler ve toprak kayıplarına ilaveten, 1912 Balkan Savaşları, geçen asrın başında yıkılma sürecini hızlandıran diğer önemli bir unsurdu. 1912’de Türk Ordusu Balkanlarda önemli bir yenilgi almış ve bölgenin Müslüman ahalisinin bir kısmı katliama uğrarken, bir kısmı da göçmen konumuna düşmüştü.
Bu sürece ayrılıkçı Ermeni ve Rum çetelerinin faaliyetleri de eklenince, Türk toplumu ağır bir travma içine sürüklenmişti. Bütün bunların bir sonucu olarak bu dönem, Türk insanının hafızasında savaş, açlık, çatışma ve kaos dönemi olarak silinmeyecek izler bıraktı.
1914’de başlayan I. Dünya Savaşıyla beraber Osmanlı Devleti, Fransa, İngiltere ve Rusyayla farklı cephelerde savaştı. Bu cephelerden birisi de Çanakkale Cephesi’dir. Fransa ve İngiltere, Çanakkale Boğazı yoluyla İstanbul’a ulaşmak ve Osmanlı başkentini ele geçirmek istiyordu. Çanakkale Cephesi’nde Türk Ordusu ve Donanması dönemin süper güçleriyle kahramanca mücadele ederek onları mağlup ettti.
Türk askeri, 18 Mart 1915’de çağının en güçlü donanması olan Müttefik donanmasını yenerek Türk tarihinin akışını değiştirmiştir. Başka bir deyişle 98 yıl önce 18 Mart, Türk toplumunun yeniden silkinişinin bir sembolüdür.
Günümüz gençliğine mücadele azmi kazandırma ve zor şartlarda bu toplumun neler yapabileceğini göstermek adına, 18 Mart’ı daha iyi anlatmamız gerekmektedir.
Bunun için bu tarihi, kuru törenlerden ziyade diziler, tarihi romanlar ve diğer görsel etkinliklere dayalı olarak öğretmeliyiz.
- - - - -