Hatırlayalım..
Gezi Parkı olayları ile Türkiye'nin bir anda gündeminin değişmesini.
Türkiye'nin günlerce adeta yangın yerine çevrilmesini!
Günlerce süren olaylar zinciri halkasında hükümet üyeleri de dahil iktidarı destekleyenlerin büyük çoğunluğunun adeta suçluluk psikolojisi içine girerek sessizliğe bürünmesini hatırlayalım.
Hatta iktidar cephesinden özür dileme bile yaşandı!..
Kamuoyunda 'Gezi Parkı olayları iktidarın sonunu getiriyor' türünden söylemler ortaya çıktı!.
Muhalefet, bazı sivil toplum örgütleri, Gezi Parkı olaylarının tek sorumlusu olarak AK Parti’yi değil, Başbakan Erdoğan'ı gösteriyordu. Çünkü AK Parti demenin Recep Tayyip Erdoğan demek olduğunu bilmeyen, görmeyen, duymayan olmadığı gibi onların da bilmemesi mümkün değildi!..
Başbakan'da yurt dışında olunca AK Parti sessizliğe bürünmüştü!
Çünkü ortada bir yangın vardı!.
Herkes köşe bucak kaçak gibiydi..
Tek bir kişi hariç!
O kişi Recep Tayyip Erdoğan'dı!.
Gezi Parkı olaylarının Başbakan için bir kırılma anı olduğu ortaya çıkacaktı..
Türkiye'de olaylar yaşanırken iktidar mensupları, parti yetkilileri sessizliğe bürünürken Tunus'ta resmi ziyarette olan Başbakan Erdoğan, dönüşünde Türkiye'ye ayak basar basmaz kendisini gece yarısı havaalanında karşılayan on binlere partili karşısında gecenin alacakaranlığında otobüsün üzerine çıkarak yaptığı miting bir anda ters esen rüzgarı çevirdi.
O bir hamleydi..
Ardı ardına miting bombardımanı yaptı!.
'Kısasa kısas' dercesine geri adım atmadan yaptığı açıklamalarla ve ardı ardına yaptığı mitinglerle, o karizmatik, halkın dilini en iyi şekilde kullanan liderlik özelliği ile bir anda bütün ipleri eline alırken, Gezi Parkı eylemleri ile AK parti için ters giden işleri yeniden rayna soktu. Partisinin üzerine çöken karabulutları adeta tek başına dağıtırken, o köşesine çekilen, belkide gemiyi terk etme eğilimine giren partilileri de 'Ne oluyor. Biz haklıyız' diyerek ayağa kaldırdı.
Liderlik işte bu olsa gerek!.
Zor bir süreci kazasız atlattı!..
Varan 2!..
Bu kez gündeme yolsuzluk operasyonu bombası düştü!.
Yine AK Parti'nin başı sıkıntıdaydı..
Bu kez çok daha büyük sıkıntıdaydı..
Bir sabah başlayan operasyonla parti yine büyük bir şaşkınlıkla büyük bir sessizliğe büründü!
Yine bir kişi hariç!
Recep Tayyip Erdoğan!..
Yaşananlar malum. AK Parti için çok ama çok kritik bir süreç daha yaşanmaya başladı. Bir anda partisi, bakanları, devletin bankası şaibelerle karşı karşıya kaldı!..
Milletin en hassas olduğu, iktidarları götüren yolsuzluk suçlaması yenilir yutulur gibideğildi!..
Rüzgarın yeniden AK Parti aleyhine esmeye başladığı ortamda ‘Herkes ne olacak şimdi’ derken yine ipleri eline aldı.
Asıl hedefin Recep Tayyip Erdoğan'sız bir AK Parti olduğu iyiden iyiye konuşulduğu bir ortamda yaşanıyordu gelişmeler. Başbakan yine 'Bu bir oyun' diyerek tıpkı Gezi Parkı olaylarında olduğu gibi 'Acaba millet ne der' demeden meydanlara indi..
Çünkü biliyorduki Recep Tayyip Erdoğan sevgisi seçmenine damardan girmişti!.
Parti fanatikliğinin çok ötesinde bu kişisel bir sevgi olsa gerek!..
Türkiye yolsuzluk operasyonunu tartışırken, tutuklamalar olurken, o cumartesi günü Ordu, dün de Giresun ve Görele'de halkla buluştu.
Böyle bir ortamda risk olabilirdi..
Ama kendine güvenin bir genel başkan bir Başbakan olgusu vardı.
Dün Giresun ve Görele mitinglerini takip ettik!.
Yine hınca hınç kalabalık!
Yine seçmeni dün olduğu gibi ortada.
Böyle bir ortamda bir düşünün yarım saat önce Giresun'da, yarım saat sonra Görele'de iki miting.
Ve görülmemiş kalabalık.
Milletten destek istedi, bakanlarına sahip çıkmaktan geri adım atmadı.
İşte bunun adı Recep Tayyip Erdoğan farkı.
Partisi bu kadar zor günler geçirirken, yolsuzluk doğru mu, yanlış mı türünden kafaları karıştıran operasyonlar tartışılırken, yine millete koştu.
Dün miting alanında konuştuğumuz halkta şunu gördük ki aslında ortada 'AK Parti seçmeni değil, bir Recep Tayyip Erdoğan seçmeni, bir Recep Tayyip Erdoğan fanatizmi oluşmuş'
Meydanın dili onu söylüyor..
Oraya gelenlerin AK Parti değil, o umurunda!..
Yani AK Parti demenin Recep Tayyip Erdoğan demek olduğu bilinci ile hareket eden bir halk kitlesi meydana koşuyor!
Başbakan da bunu en iyi şekilde bildiği için her zora düşüldüğü, her kritik aşamalarda 'Adres millet' diyerek onlara koşuyor!..
Enerjiyi de oradan alıyor.
Bugüne kadar hep öyle oldu.
Bir siyasi analiz yaparsak gerçek olan bu!
Bu gerçeği CHP'lisi de, MHP'lisi de diğer partilileri de biliyor..
Gezi Parkı olayları sonrası da bu oldu..
Yolsuzluk operasyonu sonrası da bu oluyor!.
Görülüyor ki Gezi Parkı olaylarını kazasız atlattığı gibi, yolsuzluk olaylarını da kazasız atlatmak için seçmen kitlesine güvenerek büyük bir çaba sarf ediyor.
Meydanlarda gördüğüm bu!
'Allah ona zeval vermesin' diyen bir seçmen kitlesi var arkasında!
AK Parti’nin Recep Tayyip Erdoğan’sız düşünülmesi imkansız gibi!
Miting alanında karşılaştığımız AK Parti Çarşıbaşı eski ilçe başkanı Belediye Başkan Aday Adayı Zekeriya Karaçengel, ‘Başkan ne zaman belli olacak adaylığınız’ sorusuna bakın nasıl cevap verdi. 'Adaylık hiç önemli değil. Benim için önemli olan bu insanın huzuru (Başbakan). O huzursuzsa ne önemi kalır bizim adaylığımızın. Önemli olan Tayyip Bey. Allah ona uzun ömürler versin.'
Aslında bu cevap AK Parti seçmeninin bütününün sesi gibi!.
Yani bugün Türk siyasetinde birileri beğenir, birileri beğenmez, takdir eder veya etmez ama ortada bir Recep Tayyip Erdoğan gerçeği var..
Bu gerçek AK Parti'nin çok ama çok ötesinde koşuyor!
Dedim ya bir siyasi idol fanatizmi oluşmuş!
Bunu dün miting alanında gördük..
Bu idol, bu fanatizm AK Parti'yi yanlışlarında bile bütün badirelerden koruyor!..
Hem Gezi Parkı olayları.. Hem yolsuzluk operasyonu olayının üzerinden tek başına gelmeye başlayan bir gerçek varsa o gerçek Recep Tayyip Erdoğan'dan başkası değil..
'İşte sandık geliyor' sözüyle millete güvenerek meydan okuyor.
Ama hani bir söz varya damardan girme..
İşte Türk seçmeninde bugün AK Parti'yi güçlü kılan kitlede görülüyor ki Recep Tayyip Erdoğan fanatizmi damardan işlemiş!..
Bütün yaşanan ve muhtemel yaşanacak gelişmelerden sonra 30 Mart ne gösterir onu sandıktan çıkacak sonuç söyleyecek..