Muharrem Usta ve ekibi, sportif anlamda sıradanlaşan, ekonomik anlamda da iflas etmiş ancak bunu açıklamamış Trabzonspor’u yeniden eski muhteşem günlerine döndürmek iddiasıyla göreve geldi.
Ekonomik yönden yapılanlar ve yapılmakta olanlar herkesçe malum..
Henüz tam anlamıyla düzlüğü çıkılmadı ancak sürekli olumlu gelişmeler yaşanıyor.. Belli ki bu konuda tünelin ucundaki ışık göründü..
***
Usta yönetimi ayrıca takımı neredeyse sil baştan ederek yeni bir kadro ile yeniden yapılanma yolunu seçti. Ve yüksek maliyetlerine karşın yarar yerine zarar veren oyuncuları gönderdi..
Yerine yeniler alındı.
Takımım başına da teknik adamlığını kanıtlamış, hırslı, hevesli ve sürekli yenilik peşinde olduğu bilinen, en azından söylenen, üstelik de daha önce iki kez görev yaptığı için Trabzon’u ve Trabzonspor’u iyi tanıyan Ersun Yanal’ı getirdi.
***
Buraya kadar olanları hepimiz onayladık, alkışladık..
Dahası umutlandık..
Her ne kadar yetkililer “Bizden bu yıl için bir şey beklemeyin, asıl hedefimiz 50. yılda şampiyonluğa oynayacak bir takımın temelini atmaktır” dese de, en azından iyi futbol oynayıp maçların çoğunu kazanan ve zor yenilen mücadeleci bir takım için heveslendik..
***
Aslında bu düşünceler eminim başkanından, hocasına kadar onların da akıllarının bir köşesinde saklıydı.
Bu arada iskeletini bile kaybeden yeni bir takımda işlerin öyle kolay olmadığı, belli bir zamana ihtiyaç olduğu biliniyor ve bekleniyordu.
Ancak bu kadar çok aksiliğin ardı ardına geleceğini kimse hesaplamamıştı.
Ancak olan oldu. İlk 4 dört maçın üçünde yenildik.
Sezon başındaki umutlar şimdi büyük bir karamsarlığa dönmüş durumda.
İnsanlar şaşkın..
“Abi ne olacak halimiz” diyenlerin hepsine cevap vermeye kalksam 24 saat yetmez..
Çünkü bu takım Trabzonspor’du ve hesapların ileri dönük olsa da bugünü de ihmal edemezsin.
Öyle önüne gelene içeride dışarıda yenilemezsin.
Yenilirken teslimiyetçi bir anlayışa bürünemezsin.
***
Bu millet TV’de hiç tanımadığı boksörlerin maçlarını seyrederken nakavat olacağı aşikar boksörün havlu atmasına bile ‘Niye mücadeleden kaçtı?’ diye isyan ederken, kendi takımının 47. dakikada yediği golden sonra aynı şeyi yapmasını asla kabullenemez.
İşte bu yüzdendir ki şu sıralar her kafadan bir ses çıkıyor.
Elbette çıkacak. Taraftarı, yazarı, çizeri, konuşanı anladığı kadarıyla, dilinin döndüğünce, kaleminin yazdığınca hataları söyleyecek.
Başkanı, yöneticisi, hocası, futbolcusu da bundan alınmayacak, küsmeyecek.
Makul bir süre etekteki taşlar dökülecek, ondan sonra da yeni maç için yeniden havaya girilecek.
***
Çünkü Trabzonsporlunun sevdası takımınadır.
Başkanından 25. yedek futbolcusuna kadar gerisi teferruattır..
Ne kadar kızsa da küsse de bu sevda ancak mezarda biter.
Bu öyle bir aşk ki, satmak istese satamaz.
İçinden söküp atmak istese atamaz..
Ohalde yapılacak tek şey var..
Desteğe devam..
***
Destek olmak, sabretmek demek eleştiri yapmamak değildir.
Bir, ölçüyü kaçırmayacağız..
İki, el frenini ne zaman çekeceğimizi bileceğiz..
***
Ve de önümüzde çok zor bir Konya maçı var..
Bu maçı hayırlısıyla bir atlatalım.
Öbür haftanın yarısına kadar yine tozu dumana katarız!
Lakin maç kazanılırsa üç hafta sonra şöyle rahat bi yatarız..