Bu işin lamı cimi yok. Tabii ki futbolcular oynayacak. Ama Avni Aker’de o havayı-ortamı yaratacak ve de
skoru belirleyecek olan taraf seyircidir..!
Lafı eveleyip gevelemeden konuya girelim.
Her Trabzonspor-Fenerbahçe maçı öncesi Trabzonspor taraftarının sinir uçlarıyla oynanmaya başlanır.
Aslında bu, son yıllarda rakipler tarafından uygulamaya sokulan sistemli ve de çok etkili bir taktiktir.
*
1996 Mayıs’ında durum daha farklıydı.
Ben “kısmen” diyeyim, siz “resmen” deyin, sıkıyönetim ilan edilmişti. Polis copu, asker dipçiği kodu mu oturturdu!
Sıkıysa gıkını çıkar, çıkartırsan-itiraz edersen doğru eve, ısrarcı olursan hadi yavrum kodese!
Ee, yapılacak fazla bir şey yoktu hani, Ali ağabey’in de bi ağırlığı ve hatırı vardı gayri..!
*
Seneler ilerledikçe...
Devir ve taktik değişti.
Asker ve polis kalabalığının yerini laf kalabalığı aldı;
Demeçler, vaatler, üstü kapalı-altı açık tehditler...
Dahası,
Saha içinde profesyonelliğe yakışmayacak hareketler...
Sonrası,
İster istemez tribünlerde yükseliyor hararet, doğal olarak başlıyor ufak-tefek hareketlenmeler.
*
Bu işler böyle; kimsesiz olunca, savunanın da olmayınca...
Nihayetinde insansın, eninde-sonunda bir yerde patlayacaksın...
Uzmanlara göre en sabırlı adamın tahammülü 4 dakika. Varın Trabzonsporluların sabrını siz hesap edin.
İşin içine, yerini bulmayan adaleti de ekleyin.
Sen gel de böyle bir durumda isyan etme, kahretme...
Tamam da, Trabzonspor sahada yalnız bırakılıyor ama... ( Gerçi dışarıda da öyle ya..!)
*
Trabzonspor nasıl kazanır, biz ona değinelim.
Bir kere seyirci yukarıda yazdıklarımızın, yani yaşananların hepsini ( 90 dakika) bir kenara bırakıp, sadece ve sadece takımını desteklemesi gerekir. Zira bordo-mavili takım sahada yalnızlığa terk ediliyor. ( Rakibin de amacı budur zaten!) Bu durumda rakibin ekmeğine yağ sürülmüş oluyor.
*
Demem odur ki; seyirci duygu dopingi yaparak, futbolculara bu maçın ölüm-kalım maçı olduğunu hatırlatması gerekir.
Etkisi ne olur, onu açıklayalım:
İnsan var olan gücünün ancak yüzde 75’ini kullanabilir. Geriye kalan yüzde 25’lik bölüm otomatikman korunan rezerv olarak, hücrelerde kodlanmış olarak muhafaza edilir. Bu güç; ölüm korkusu, bir meseleyi, var olma, yok olma konusu yapma veya ilaç kullanma yoluyla ortaya çıkarabilir.
Bilim adamlarına göre, bir şeyle özdeşleşmiş futbolcu, eğer özdeşleşmiş değeri temsil eden mekanda maç yaparsa, yuvasını savunan varlık duygusu organizmasına hakim olurmuş. O duygu ise, organizmada aşırı erkeklik hormonu ( Testosteron) salgılamasına yol açarmış. Özetle;
Avni Aker’de o havayı-ortamı yaratacak ve de skoru belirleyecek olan taraf seyircidir..!