Dün gazetemizde Diyarbakır'ın Bağacık Köyü’nün bütün fertlerinin 1970'li yıllardan bu yana Trabzonspor'un birer fanatik taraftarı olduğu haberini okumuşsunuzdur..
Duygulanmamak mümkün değil!
Diyarbakır'ın böyle bir köyü gündeme gelince yıllar önce yine Diyarbakır'ımıza 60 km uzaklıkta yer alan Eğil İlçesi’nin Görünlü Köyü aklıma geldi..
Hele hele ülkemizin Güneydoğusu’nda ikame edilmek istenen özerklik, bir başka deyişle bölünme arzuları ve Türkçe karşısında ikinci bir resmi dil veya ana dilde eğitim söylemleri güncel masum bir istek gibi sunulduğu bir ortamda Görünlü Köyü çok anlamı bir bayrak gibi duruyor.
Çünkü anadilde eğitim adı altında Kürtçe dayatması yapanlara, Doğu ve Güneydoğu’da insanlarımız üzerinden nasıl devletin bekasının istismar edildiğine ithaf olacak bir olaydı.
O köyü de bugün yeniden sizlerle paylaşmak istedim!
***
Diyarbakır’ımıza yaklaşık 60 kilometre uzaklıktaki Eğil İlçesi’ne bağlı Görünlü Köyü.
Etnik kökeni Kürt olan ama Türk milletinin birer parçası olarak hayatlarını burada idame eden insanlarımızın yaşadığı bir köy.
Görünlü Köyü eğitime verdiği önemle doktor, öğretmen, avukat, mühendis ve hemşire yetiştirmenin haklı gururunu yaşadı, yaşıyor.
Dil olarak sorunları mı oldu?
Türkçe okumaktan rahatsız mı oldular?
Hayır.
Güneydoğumuzun bir ilinde, bir ilçesinde değil bir köyünde Türkçe okuyarak, Türkçe duyarak ülkemizin batı bölgelerindeki köylere de taş çıkartırcasına eğitimde büyük bir başarıyla imza attılar.
Peki nerede Türkçe eğitime karşı duruş gösterip bölge insanımızı anadilde eğitim üzerinden sürekli istismar eden bölücü şahsiyetler?
Bu insanlar hangi bölgenin insanı?
Bu insanlar hangi dili konuştular?
Göğsümüzü kabartan bu tablo, bölücüler tarafından istismar edilmek gibi kadersizlikle karşı karşıya bırakılan insanlarımıza karşı ne kadar sorumlu olduğumuzu göstermektedir.
Eğitim seferberliğimizin tükenmeksizin sürmesi kaçınılmazdır.
Görünlü Köyü en güzel örnektir.
62 yıldır eğitimdeki başarısıyla bölgede adından sık sık söz ettiriyor. Köyde, 1949 yılında kurulan okul, köyün çocuklarının kaderinin tarlaya mahkum olmasını önledi.
Köyün ilköğretim okulunda okuyan 15 öğrencinin, öğretmen olması köydeki diğer çocuklara da örnek oldu. Genç ve zinde beyinleri yönlendirdi.
15 öğretmene özenen çocuklar da büyük bir azimle tarlaya değil okula gitti. 62 yıl içerisinde köyde bugüne kadar 135 öğretmen, 66 doktor ve yüzlerce hemşire yetişti.
Türkiye’yi ikinci bir resmi dil dayatmasıyla ayrıştırmaya çalışanlara çok güzel bir yanıt verdi.
Görünlü Köyü Muhtarı Ergül Tekeş de Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun.
Eğitim uzanabileceği en ücra yere kadar uzanmak zorundadır.
Örnek mi? İşte Görünlü.
Köyün ilk öğretmenlerinin yöredeki diğer çocuklara örnek olduğunu dile getiren Muhtar Tekeş, şöyle diyor:
“1949 yılında açılan okuldan mezun olanlardan 15’i öğretmen olunca, köydeki herkes onlara özenerek okumaya başladı. Özentiden her aileden okuyanlar çıktı. Çocuklar babalarına, amcalarına özenerek okudular. Çocuklarımızın hepsi okumuş, en az lise mezunudurlar. Bu yıl köyümüzde üniversite sınavına 10 çocuk girdi. Bu yıl sınava giren 10 öğrencimiz de üniversiteye girmeye hak kazandı. 9’u 4 yıllık üniversiteye yerleştirildi. Biri ise 2 yıllık Ziraat Bölümü’nü kazandı. Biz buna okumamış diyoruz. Bu köyden bugüne kadar 66 doktor, 135 öğretmen, yüzlerce hemşire, avukat, mühendis her daldan insan yetişti. Köyümüzle gurur duyuyoruz.”
Bütün Türkiye bu köyle gurur duymalı. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu köyün muhtarına ve burada yaşayan her aile reisine devlet baba adına birer şükran plaketi vererek onları onurlandırmalı ve örnek olarak anlatmalıdır.
Bu örnek, bölücülük yaparak ikinci bir resmi dil arayanlara tokat gibi cevaptır.
Türkçe konuşarak büyüdüler.
Türkçe konuşarak eğitime başladılar.
Türkçe konuşarak yükseköğretim gördüler, üniversite bitirdiler.
Doktor, öğretmen oldular.
Bu köy bizim köyümüz!
Onlar bizim doktorlarımız, öğretmenlerimiz, hemşirelerimiz.
Söylenecek tek söz var:
İşte Güneydoğu insanım.
İşte ana dilde eğitim
İşte size Türkçe cevap.
Gerisi laf-ı güzaf!
Anadilde eğitim sorunu olanların o bölgede yaşayan insanlarımız değil ama o bölgenin ayrılıkçı, bölücü propagandaları yapanların bir tezgah bir aracı olarak bu milleti nasıl ayrıştırma sorunu!
Ve o köy şunu da gösteriyor ki devletimizin,bu ülkeyi yılladır yönetenler orayı çok amaçok ihmal etmiş resmen bölücülerin kucağına itmiş!
Türkçe okumaktan, duymaktan, yetişmekten en küçük rahatsızlık duymayan, devletin her kademesinde herkes gibi yerlerini alırken hiç sorun yaşamayanların bugün neden ana dilde eğitim adı altında Türkçeyi bırakıp Kürtçeyi benimsemek istemelerinde en büyük suç bu devletindir!
O Türkçe ile doğup Türkçe ile büyüyüp Türkçe ile yetişen Görünlü Köyü en güzel mesajdır!.