Trabzonspor maçın ilk yarısında diğer maçlarına oranla daha iyi bir görüntü verdi.
Topa sahip olup oyunu yönlendirdi..
Yardımlaştı..
Değerlendiremese de en azından gol pozisyonlarına girdi.
Maçı izlerken ‘Ha attık ha atacağız’ havasındaydık..
Lakin o gol bir türlü gelmedi.
Oysa bir gol atıp öne geçsek, fark olurdu..
Bu arada Mustafa’ya yapılan bir hareket var. Hakem Meler penaltı çalsa kimsenin itirazı olmaz.
Ancak penaltıyı kullanacak olan Trabzonspor olunca hakemlerin genlerine işleyen ‘Devam’ yine devreye girdi.
‘Olsun’ dedik, ilk yarının görüntüsüne bakarak.
Nasıl olsa ikinci yarıda atarız..
***
Ancak ikinci yarının hemen başında beklenmedik şekilde yenilen gol her şeyi değiştirdi.
İşte ne olduysa bundan sonra oldu..
Koskoca Trabzonspor bu golden sonra dağıldı.
Oysa uzatmalarla birlikte daha 48 dakika vardı.
Vardı ama canlanan aksine Alanyaspor oldu..
***
Böyle bir sonuçtan sonra  bu şöyle oynamış, o böyle oynamış diye irdelemenin anlamı yok.
İlk başta Trabzonspor’un takım olarak direnci, oyuna asılması yok.
Oyuncular mücadele etmiyor..
Rakipten top kapan, ileri doğru oyunu zorlayan yok.
Sanki halı sahada oynuyorlar.
Al sağdan ver sola..
Olmadı dön geriye..
Arada bir araya top atayım diyen çıkıyor ancak ne bu topları alıp doğru dürüst atan var.
Ne de atılanı alacak olan..
***
Onu bunu bilmem..
Bu gidişat hiç iyi değil..
Çünkü sabrın da bir sınırı var..
Ve bence bu sınır aşıldı, aşılacak..
***
Önümüzdeki maçta Avni Aker’de Konyaspor ile oynayacağız.
İnşallah o maçı kazanırız..
Yoksa yine her şey sil baştan olur.
 Ve saha dışında yapılan iyi işlerin de bir hükmü kalmaz..
Çünkü bu işin kantarı sahadadır.
Orada her hafta boyunun ölçüsünü alırsan, dışarıda yapılanlar da kimseyi ilgilendirmez.