SEVİYE DÜŞTÜ, MAKAMLAR BOŞA ÇIKTI
Bir şehri yönetenlerin dili, o şehrin aynasıdır.
Bugün o aynaya baktığımızda gördüğümüz şey ne yazık ki temsil değil, seviyesizliktir.
“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”
Bu cümle bir özgüven göstergesi değil; makamı kişisel güç zannedenlerin itirafıdır.
Belediye meclis üyeliği; sosyal medyada racon kesme yeri değil, millete hizmet etme makamıdır.
Ama gelinen noktada ne hizmet var, ne proje…
Var olan tek şey: Polemik, kibir ve ölçüsüzlük.
Encümen sıfatı taşıyanların, şehrin en küçük sorununa dahi katkı sunamazken kendi partisiyle kavga etmekten geri durmaması; sorunun ne kadar derin olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Daha fazla seçmen kazanması gereken bir muhalefet anlayışı yerine, kendi içinde çatışan, enerjisini heba eden bir tablo…
Ve işin en kritik noktası:
Parti parti dolaşıp, sonunda güçlü bir çatının altına sığınarak kendini dokunulmaz sanan bir zihniyet.
Bu anlayış, siyaseti temsil değil, fırsat alanı olarak görür.
Bu anlayış, makamı hizmet için değil, ego tatmini için kullanır.
Açık konuşalım:
Bu şehir bu seviyeyi hak etmiyor.
CHP başta olmak üzere tüm siyasi yapılar şunu artık görmek zorundadır:
Siyaset devşirme isimlerle değil, sadakatle büyür.
Emek vermemiş, bedel ödememiş, sorumluluk taşımayan isimlerle yol yürünmez.
Çünkü seviye düştüğünde, sadece siyaset kirlenmez…
Şehrin geleceği de zarar görür.
Trabzon’un ihtiyacı bağıranlar değil, çalışanlar.
Tehdit edenler değil, çözüm üretenler.
Kim olduğunu hatırlatanlar değil, ne yaptığını gösterenlerdir.