Bir Ülkü'cü gençten bir mektup aldım. Adresi benim adresimi gösterse de aslında adres ben değildim. Ben sadece bir aracıyım. Kim kastedilmiş, kimi tenkit için bu genç kalem oynatmış onu da varın siz tahmin edin...

Tek satırını dahi değiştirmiyorum...

***

Biz kurdu “BOZ” iken sevdik “AK” iken değil.

Dünya’da evcilleştirilmemiş tek hayvan kurttur. Kurtlar bağımsızlıkları için yaşar ve bağımsızlıkları için ölür. Kurt hiçbir zaman kelepçeye, prangaya gelemez. Eğer kelepçe vurulacağını anlarsa boğazındaki ödünü parçalar ve kendini öldürür.

Kurda yemek vermek kurdu dostunuz değil aksine düşmanınız yapacaktır. Çünkü kurt için yemek yemek sadece mideyi doldurmak anlamına gelmez. Kurt avının canını kendi pençeleriyle alarak açlığının yanında öldürme içgüdüsünü de doyurur. Bir kurdu beslemeye çalışmak onu evcilleştirmeye çalışmak anlamına gelir. Vahşi yaradılışı olan kurtların doğası gereği insanlara en fazla saldırdığı an kendisine yemek vermeye çalıştıkları andır. Kurt kendi hemcinsinin avlamış olduğu ve hazır olarak önüne gelen et yığınını da yemez. Eğer yerse bu da açlıktan ölmek üzere olduğu zamandır. Son çaredir, başka çıkış yolu kalmamış demektir. Bu durum sadece açlık hissini doyurur; duygularını, içgüdülerini değil.

Kurdun fıtratında ‘’Ataerkillik’’ vardır. Önemli olan sürünün lideri olan kişi değil liderlik makamıdır. Lider kurt ölünce veya liderlik yapamayacak kadar hasta olunca yerini hemen birisi doldurur. Yeni lider asena veya erkek fark etmeden kim güçlüyse o olur. Böylece sürünün devamlılığı sağlanır ve sürü dağılmaktan kurtulur. Kurt sürüsü birliktelik duygusuyla hareket eder. Bu durumu şöyle açıklayayım. Kırk tane kurdun olduğu bir sürü karda gittiğinde ardında sadece 4-5 kişilik bir ayak izi bırakır.

Allah kurdu panik ve korkuyu sezme yetisiyle donatmıştır. Kurt bu sezgilerinden yola çıkarak hareketlerine yön verir. Kurt panik ve korku halindeki avından daha fazla zevk alır, daha fazla iştahı kabarır. Kendisini ise hiçbir zaman panik ve korku durumunda göremeyiz. Bu durumlarda olsa bile bunu dışarıya belli etmez. Kendini vahşi ve büyük gösterek rakibini sinsice korkutmaya çalışır.

Kurt puslu havayı sever. Puslu hava sürüsünü görünmez kılar ve saldırılarında avantajlı bir konuma getirir. Fakat hava ne kadar puslu olursa olsun sürüdeki herkes birbirini net görür. Demem o ki kurtlar başkalarına puslu, kendilerine pir-ü pak görünür.

Söylediklerimin kısaca manası biz kurduz çakal değil! Eğer kurt çakallaşırsa ne ardında yiğit “BOZ”kurtlar bulabilir ne de asil duruşlu alperenler. Biz kurdu “BOZ” iken sevdik “çAKal” iken değil!

***

İnsanlar demek ki aynı dünyadan farklı sesler verebiliyor. Bir aileden değişik görüşler çıktığı gibi aynı insandan da farklı zamanlarda farklı görüşler çıkabilir. Hürriyet baraj tutmaz. Özgürlük var memlekette. Bu nedenle herkese yer var bizim köşemizde.