Türkiye ne çektiyse yüksekten bakmaktan çekti. Bu ülkede genelde tahsilli tahsilsizi, zengin fakiri, imam cemaati, öğretmen öğrenciyi beğenmez. Kimliği, konumu, statüsü ne olursa olsun insan insandır gerçeğini çoğumuz içselleştirebilmiş değiliz.
Sözü kime, nereye getireceğim diye düşünüyorsunuz değil mi?
Haklısınız..
Açalım o zaman.
Trabzonspor'un eski başkanı Sadri Şener Hacıosmanoğlu'nun "Futbolcunun ayağına sadece ben mi gittim, bir önceki başkan futbolcuyla resim çekilip futbolcu Moskova'ya gitmişti" diyerek kendi eylemine dayanak olacak bir örnek verdi. Sadri Bey de Hacıosmanoğlu'na "Evet biz resim çekildik ama hiç olmazsa futbolcuyla İngilizce konuştuk" diyerek cevap verdi.
Şimdi iki demeç de sağlıklı değil ama Sadri Bey'in verdiği demeçte gurur, kibir, kıyas kabul etmez bir üstünlük gibi mesajlar var.
Sadri Bey kibarca diyor ki benim diplomam var, seçkin bir tahsil sahibiyim, sen ise ilkokul mezunusun demeye getiriyor.
Transferi söz konusu olan oyuncu Erkan, onunla İngilizce mi konuşulacak be başkan!.. Belli bir hırs biriktirmiş olabilirsin ama eğitimli bir zihinden bu kadar alakasız bir cümle nasıl çıkabilir, inanın hafızam almıyor.
Başkan Hacıosmanoğlu eylemine dayanak yapıp ironiyle Sadri başkana yaptığı göndermenin üstünden hafta geçmeden Tolgay adlı futbolcuyla resim çektirip oyuncuyu Beşiktaş kapıyor. Allah'ın işine bak ki anlamsız mesajlaşmalara kader denen değişmez gerçeklikle doğal bir cevap verilmiş oluyor.
Dememiz o ki Sadri Bey hiç konuşmasa dahi cevap doğal olarak kaderin bir cilvesi şeklinde veriliyor.
Biz, ilgisiz konuşmalara, birbirini yaralayıcı ve küçük düşürücü açıklamalara kökten karşıyız.
Kimsenin kimseden bir kağıt parçası farkından başka bir üstünlüğü yok.
O zaman hayatın koşullarını doğru işletmek gerekiyor. Cevap haklarını şahsi kinlerle değil, belli bir dolulukla vermek gerekiyor. Bazen cevap vermemekle cevap hakkını kullanmak da bir tercih olabilmelidir.
Mikrofona dayanamayan anlayış, yerini zamanlı zeminli konuşmaya bırakmalıdır.
Konuşmak güzel bir haslettir. Yalnız bir ilkesi vardır, o da şudur; söz ağızdan çıkıncaya kadar senin esirin, çıktıktan sonra sen onun esirisin, anlayışıdır.
Bu ana kaideye uyuldu mu?.. Hacıosmanoğlu'nun ifadeleri Sadri Bey'e göre daha makul.
Tabii bizim tercihimiz daha makul yerine makul olanıdır..
Çünkü oldum olası daha, zira, çünkü gibi edatlarla konuşmayı sevmem.
Düz olmak gerekir. Yunus Emre'nin şeyhinin dergahına taşıdığı odunlar gibi düz..