Belediyelere bağlı NAFA müdürlükleri olarak kurulan; sonra adı değiştirilip Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na bağlanan kısa adı YSE olan Yol, Su, Elektrik Genel Müdürlüğü, bu ülkenin tüm il ve ilçelerinde teşkilatlanan, köye, mahalleye, yayla ve mezeresine yol, su ve elektrik getirdi. 1984 yılında başbakan Turgut Özal’ın çıkardığı bir kararname ile YSE, TOPRAKSU, TOPRAK İSKAN ve Orman ana tamirhane müdürlüklerinin birleşmesiyle Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü adı altında bütünleşerek Tarım, Orman ve Köy İşleri Bakanlığı’na bağlandı. Yalnız köylüye su ve yol değil, sulama göletleri ve orman köylüsüne yol yapan bir kurum haline getirildi.

Merhum Özal kuruma binlerce greyder, dozer, asfalt plentleri, konkasör makineleri alarak TCK Genel Müdürlüğü ile yarışır hale getirdi. Merhum başbakan Süleyman Demirel ve merhum başbakan Bülent Ecevit koalisyon hükümetlerini kurarken bu kurumu bir devlet bakanına bağlayarak başbakanlığa direkt bağlı hale getirmişlerdi.

Bu kurum çok önemliydi. Köye, köylüye direkt hizmet eden oy deposuydu. Biz o günlerde “Bu kurumu merkezi yapıdan arındırın, illerde valilere bağlı birer kurum haline getirin. Programlarını il genel meclisi muhtarların taleplerine göre yapsın. Ankara’da oturan bürokrat nereye köprü nereye menfez yapılacak bilmez, bu paralar boşa gitmesin” dedik, yazdık, çizdik.

AK Parti iktidarı da bizim düşüncemizin doğru olduğunu teyit edercesine ilk olarak genel müdürlüğü kapatıp bu kurumu valilere bağladılar. Yerelde planlanıyor ve programlanıyor, kurumu valilere bağlı genel sekreterler yönetiyordu. Her şey güzel giderken büyük şehirlerde bu kurum fesh edilerek büyükşehir belediyelerine bağlandı. Elemanlarıyla, dozer operatörleri, greyder operatörleri, vagon diril operatörleri, tabancacılarıyla top gibi oynanmaya başlandı.

“Yapmayın etmeyin, bunlar çok zor yetişen elemanlardır. Bu işin okulu yoktur, kursta yetişmezler bunlar kendi kendilerine yetişirler. Bunları yetiştirenlerin çoğu ebediyete intikal etti, geri çağıramazsınız, bir daha bulamazsınız. Çalışan çarkı kırmayın tekrar kaynak yapamazsınız” dedik. Biz dedik, biz dinledik.

Bu operatörleri okullara, hastanelere ve hatta sağlık ocaklarına eleman çaycı, çöpçü, bekçi olarak dağıttılar. Makinelerini hurdaya sattılar. Sorsanız çok ucuza asgari ücretle, hatta 1 ayda yetişen İŞKUR’dan 6 aylık elemanlar aldılar. Aldıkları şev kesmeyi, bıçak vurmayı, yol sermeyi beceremedi. Taşı tarlaya kumu kanavaya attı. Çamura asfalt serdi, yollar patates tarlasına döndü. Kar yağmadan kürekle kazma ile renkli yağmurlukla poz da verdiler. Kar yağınca zincir saracak kar küreyecek operatör bulamadılar. Olan benim vatandaşıma oldu. Esnaf dükkanına, insanlar işine gidemedi. Kalkmayan kar buza dönüştü.

Tamirhaneler çarpışan otomobillerle hastaneler kırık vakalarıyla doldu. Olan benim vatandaşıma oldu. Yazıktır günahtır ebedi mahşerde bunu hesabını nasıl vereceksiniz inanın merak ediyorum.

Allah yar ve yardımcınız olsun diyorum!