Boğaziçi aşk diyarı, seni söyler dalgaları, ömre bedel kadınları, unutulmaz anıları...
Yabancı müzikler üzerine Türkçe söz yazmanın sanat olarak görüldüğü,
“Aranjman” denen furya’nın tavan yaptığı,
Batıcılık ve Amerikancılığın “erdem” kabul edildiği altmışlar Türkiye’sinde,
Fecri Ebcioğlu ile birlikte bu ”sanat”ın kurucu iki isminden birisi olan Sezen Cumhur Önal tarafından 1966 yılında aranje edilmiş bir şarkıydı...
Bestesi, “yüksek erdem merkezleri” Batı ve Amerika’yı, sözleri ise “Boğaziçi ”ni yani İstanbul’u anlatıyordu.
İstanbul’u ve Boğaziçi’ni anlatıyordu ama hamurunda Türk’e dair de pek bir şey yoktu.
Çünkü “Beyaz adam” için yapılmış bir “sanat” ürünüydü. Dinleyince kendini inkâr da etmiyordu.
Etkisi yüksekti; ortaya çıktığı tarihe yaşım yetişmese de, çocukluk yıllarımın kulağımda ki tınısıydı...
İleri ki yıllarda inşa edilecek bir projenin lansman ürünüydü ve onun içinde “Beyaz Adam”ın adresi “Boğaziçi” kelimesiyle başlıyordu.
Birkaç yıl sonra devreye girecek olan o proje ise; dost ve müttefik Birleşik Devletlerin, sınırları dışın da Chirstopher Robert isimli bir Hristiyan misyonere 1863 yılında kurdurduğu ilk Amerikan okulu olan Robert Koleji isimli okulun üzerine inşa edilecek olan üniversitenin adıydı.
Adı Boğaziçi’ydi,1971 de kurulmuştu. Kurulmuştu kurulmasına ama kafa kağıdında ki doğum tarihi,misyoner Robert’in kendi adına kurduğu kolejin kuruluş tarihini taşıyordu.
Devlet üniversitesi olarak kurulmuştu ama Misyoner Robert’in gölgesini bir türlü aşamıyordu.
Nasıl aşsın ki, 163 yıldır memlekete “koç gibi adamlar” yetiştiren kadim bir eğitim yuvasının üzerine inşa edilmişti.
Üstelik o kadim eğitim yuvası çok ama çok mezun vermişti. Birçok “ünlü ve büyük adam” yetiştirmişti.
Daha çok, adresi “Boğaziçi” olanları yetiştirmiş olsa da, Türk siyasi tarihinde en yüksek sol oyu alan Halkçı Karaoğlan’da oradan mezundu.
Kurulduğu tarihten itibaren, önce Osmanlı’nın ardından Cumhuriyet Türkiyesi’nin zahir de gözükmeyen ama gölge de hep var olan yönetim ve yönlendirme merkeziydi .
Kolej’den öte işlevleri vardı…
60’ın baharında, 80’nin hazanında, 90’nın soğuğunda ve Temmuz yanığında gölgesi vardı.
İlerleyen yıllarda işlevlerinin bir kısmını, arazisinin ve mirasının üzerine inşa edilen bu üniversiteye devretmişti.
Bilimsel ve akademik olanları değil, “sanatsal tamamen sanatsal” işlevlerini…
Otpor ve Canvas’ı gösterip kendini saklayan, “gezi gölge oyunu” gibi sanatsal faaliyetlerini, özellikle de Temmuz yanığında ki beceri ve hünerlerini...
Ve Temmuz’dan önceki arayışlarını…
Bu gün, hamileri toplanıp Türkiye’ye şantaj ve tehditler savuran AB isimli fitne merkezinin gayri meşru çocukları bölücü hainleri, 7 Haziran 2015 seçimlerinde projelendirip barajı aşmaları için kampanyalar düzenleyen, solcuların aklını başından alıp oy devşiren merkezin üssünün burası olduğu devletin istihbarat kayıtlarında mevcut…
Kayıtlar da sabit olan başka gerçekler de mevcut,
Geçen yıl böyle zamanlar, kampüsünde bombalı araçlar park ettirip, “double ajanlar”la dirsek temasında isyan ve kalkışma projelerinde görevlendirilmiş öğretim üyeleri de,
Devletin istihbarat kaynaklarınca izleme ve takibe alınmış, 300’ün üzerinde öğretim üyesi de,
“Gezi”yle başlayıp 7 Haziran ile ivme yakalayan bu merkezin 15 Temmuz’da ki final arayışı da, Devletin gizli kayıtlarında mevcut…
Ama bir türlü gizleyemediler bu “Fitne Bezirganbaşı”lıklarını.
“Bu iş FETÖ’nün tek başına yapacağı iş değil” diyen memleket sevdalılarının hedefinden kurtaramadılar kendilerini.
Bahsettiğimiz üniversite adı altındaki fitne üssüne, geçtiğimiz günlerde bir rektör atandı.
Üyelerinin üçte ikisi istihbarat takibindeki senatosundan 447 üyenin 348’nin oyunu alanı değil, seçime katılmayan bir öğretim üyesini Rektör olarak atadı, 15 Temmuz’un ana hedefi Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı.
Hemen gayri meşru çocuklarına, 30 senedir oynattıkları “demokrasi oyunu” nun aynısını sahnelemek için tam tiyatro başlatacaktılar ki, Oval ofise bir dosya gitti sonra, dut yemiş bülbül görüntüleri…
Ardından, AB meclisinde Türkiye’ye içi boş şantaj ve tehdit mesajları…
Ve yıllar sonra benim kulaklarımda, yine bir “Boğaziçi boğaziçi, aşk diyarı….” tınıları Esenkalın.