Varşova maçına Trabzonspor açısından bakıyorum Avrupa kupalarında grup liderliğini elde edip başarısını artırma fırsatı vardı. Ama Trabzonspor’a maçtan önce bu konsantreyi yaşamamış bir takım görüntüsü veriyor. Trabzonspor’un kazanma arzusu, mücadele gücü ve de rakibe üstünlüğünü kabul ettirip maçtan galip çıkma kalitesini hiç yansıtmadığını gördük.
Trabzonspor’da ne bir takım oyunu ne bir kalite artışı var, ne de bireysel futbolcuların bireysel formunda bir gelişme görüyorum.
Keçiören, Beşiktaş ve Varşova maçının genel değerlendirmesine baktığımda Trabzonspor’un takım performansıyla, futbolcuların bireysel kuvvet durumlarında da düşüş gözlüyorum. Ve de Ersun Yanal’ın takım olgusu yaratmadaki isteklerinin ne olduğunu anlamakta da zorlanıyorum. Şunu da söylemek istiyorum; anlayan varsa bizim göremediklerimizi bize de anlatsın.
Trabzonspor’un defans güvenirliliği noktasında hem teknik kadro hem de futbolcuların sorumluluğunu hissettikleri kanaatinde değilim. Allah’tan rakibin beceriksizliği Trabzonspor’un maçta farklı mağlubiyetten kurtulmasına yardımcı oluyor. Ama Trabzonspor’da mağlubiyetten kurtulma azmi maalesef yok. Hücumu yönelik bir Trabzonspor’a bakıyorsun Trabzonspor’un yakaladığı gol pozisyonları var.
Yakalanan pozisyonlarda Trabzonspor’un futbol kalitesini yansıtan bir şey yok. Şansa doğan pozisyonlar var. Rakibin sunduğu pozisyonlar var. Son haftalarda bazı oyuncular formsuz ve Trabzonspor’un hedefine ulaşmada takıma katkı yapacak gibi görünmüyorlür.
Trabzonspor’un bu form grafiğini yükseltemediği sürece, bundan sonraki Avrupa kupasındaki turda ve ligdeki mücadelesinde işini oldukça zor görüyorum. Son olarak Mustafa Yumlu’nun ve Zeki’nin kadro dışı kalmasına sebep olanların, ve bunların yerine tercih edilen oyuncuların form grafiğiyle kıyasladığımda kendi çocuklarımıza yazık olduğu düşüncesindeyim.