Bizler işin hep saha kısmına bakıyoruz. Türk futbolunun canlı bombaları haline gelen hakemleri gözardı ediyoruz. Maçları Çakırlar, Abaylar, Palabıyıklar yönettikten sonra Barcelona’yı Trabzonspor diye sahaya sür, Ronaldo ile İbrahimovic’i de transfer et çifte forvet oynat.. Pek bir şey fark etmez!.

Trabzonspor’un  44  orta  yapıp 26 şut çektiği,  15 korner  kullanıp bir de penaltı kaçırdığı, ayrıca üç mutlak penaltısının verilmediği maçta Çaykur Rizespor’a 3-0 mağlup olması 40 yılda bir gerçekleşecek futbol mucizesidir.
Elbette bu  mucizenin gerçekleşmesinde 7 net gol pozisyonunu önleyen Kamerunlu kaleci Charles İtandje ile maçın  hakemi Ali Palabıyık’ın da büyük rolü vardır.
Nitekim 33 yaşındaki kaleci bu maçtaki performansıyla sezonun en çok kurtarış yapan kalecisi unvanını  da eline geçirdi.
Kendisini ve Rizespor’u kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz..

***

Maçı  tribünden izleyen birisi olarak  böylesine muhteşem bir istatistiğe rağmen maçı 3-0 kaybetmemizi anlamakta elbette zorluk çektim ancak yenilgiye de fazla üzülemedim..
Çünkü Bordo-Mavililer  epeyce uzun bir aradan sonra  maçın çok büyük bir kısmında  ikinci yarı için umut ışığı yakan bir futbol sergiledi.
Futbolda elbette önemli olan kazanmaktır ve maçtan sonra  kimse  de ‘Hangi takım  daha iyi oynadı’ diye sormaz..
-Kim kazandı? der.
Eğer şampiyonluk hedefiniz varsa, elemeli bir maç oynuyorsanız,  ye da kümede kalmak gibi bir amaçla mücadele ediyorsanız  bu mantık da doğrunun da doğrusudur.
Nitekim  bence Trabzonspor’un kuruluşundan  şimdiye kadar oynadığı en iyi maç diyebileceğimiz 1996’daki Fenerbahçe maçında berbat bir  futbol oynasaydık da maçı en azından berabere bitirebilseydik.
Çünkü bu sonuç Trabzonspor’u şampiyon yapmayla yetecekti.
Ancak Fırtına o gün 7-8 golle kazanacak kadar pozisyon  yakalayıp futbol resitali sundu ama 2-1’lik yenilgi avucumuzdaki şampiyonluğunun kaçmasının yanında bu şehri en az 20 yıl geriye attı. 
Şimdi diyeceksiniz ki  uzatma, sadede gel.

***

Demek istemem o dur ki bu sezon için ‘Şampiyon oluruz, ye da küme düşeriz’ diyenimiz var mı?
-Yok..
O zaman benim düşüncem şudur; sol bekte direk oynayabilecek, forvette de gerçekten gol atabilecek iki iyi  takviye ile (Kaleyi şimdilik yazmıyorum) Trabzonspor  ikinci yarının flaş takımı olur!
Şampiyonluk özlemini de Türkiye kupasıyla giderebilir..

***

Böyle diyorum ama  içimden de bir ses  de ‘Sen öyle san’ diyor...
Çünkü bizler işin hep saha kısmına bakıyoruz.
Dışarıdaki abidik gubidik işlere aklımız basmıyor.
Türk futbolunun ve kulüplerin  canlı bombası  haline gelen hakemleri hep göz ardı ediyoruz.
Bu mantık sürdükçe  istersen  Barcelona’yı Trabzonspor diye sahaya sür..
İstersen Ronaldo ile  İbrahimoviç’i de transfer et  çifte forvet oynat..
Pek bir şey fark etmez..
          
***

Maçları Cüneyt Çakırlar, Süleyman Abaylar, Ali Palabiyıklar yönetmeyecek mi?
Bugün Palabıyık..
Yarın kaytan bıyık!..