Aradım, bütçe görüşmelerindeydi, o an cevap veremedi. Sonra kendisi döndü, uzun uzun Trabzon'un meselelerini konuştuk. Trabzon denince sesindeki frekans adeta neşe kazanıyor, duyduğu özlem dudaklarından her cümlesine yansıyordu.
Ben ilk başta ağız alışkanlığıyla sayın başkanım diye başladım söze, sonra gafımı anladım sayın vekilim demeye kalmadan "Turgut'çum biz abi kardeşiz, başkan vekil bunlar gelip geçici, kalıcı olan duygularımız ve Trabzon" deyip konuşmaları tamamen senli benli bir kanala akıttı. Ben de bir patavatsızlık yapmamak için özenli konuşma niyetimi sıfırlayıp bütün doğallığıma büründüm.
Sordukça, hiç takılmadan Trabzon şehrinin ve bölge illerinin dertlerini öyle bir anlattı ki açıklama getirmek istediğim noktaları es geçerek konuşmasını bölmek istemedim. O anlattı ben dinledim. Masallarla uyutulan bir şehir olduğumuzu, tek başına iktidarın beklendiği ölçüde şehrimizin sorunlarına merhem olamadığını örnekler vererek aktardı.
Dedi ki..
"Yatırım adası dediler ses yok, seda yok.. Halbuki bu zaman zarfında Kıbrıs'ı Karadeniz açıklarına çekip 'al sana yatırım adası' denecek zaman geçtiğinin farkında bile değiller.
Sürmene Çamburnu tersanesi dediler, Karadeniz'de işsiz genç kalmayacak diye besmeleyle süslü cümleler kurdular, kimi kandırdıklarını halkımızın taktirine bırakalım.
İkinci pist dediler, şimdi bir mania alanı çıkarıp kendilerinin değil de koşulların buna mani olduğunu bu sefer farklı öykülerle anlatacaklar.
Güney çevre yolu zaten unutuldu.. Onu Hatay'dan Suriye içlerine uzanan bir yol zannetmeye başladılar.. Halbuki bu yol Trabzon'u kuşak gibi saracak bir yol. Sıkışmışlığı arkaya doğru genişleyip ferahlatacak bir yol..
İkinci devlet üniversitesi dediler, şimdiye kadar başka illerde açtıkları lise düzeyinde olsa da Trabzon'da onu bile hayata geçirecek kıratta bir adım atamadılar. Sözle mangalda köz bırakmayanlar yalancılıkta sözlükte sözcük bırakmadılar.
Şehir hastanesi dediler, kendileri yer buldu kendileri inkar ettiler. Cumhurbaşkanı'nın temennisini bile olmayacak dua diye tariflendirdiler.. Hastane işi de sizlere ömür..
Trabzonspor'un elinden stadını, Akçaabat'ın elinden stadını ve bir sürü yeri aldılar yerine bedava arsaya bir stat yapıyorlar, yapsınlar ama kimin malıyla kime caka sattıklarını da anlatsınlar.
Birkaç kavşak, birkaç tünel başlamış ama yol nereden başlayıp nereye varacak tam belli değil. Saldım çayıra Mevlam kayıra anlayışına devam ediyorlar ve buna hizmet adını takmışlar.
Oysaki Hizmet'le kavgalı bunlar..
Ne diyeyim Turgut'cum, sana sevgilerimi saygılarımı sunuyorum. Seni anbean Ankara'dan takip ediyorum. Bizi de budadığın oluyor ama haksız budama yaptığını görmedim.. Başarılar..”
Bunları anlattı Volkan Canalioğlu..
Aklımda tutabildiklerimi sizinle paylaşayım dedim.