Bugün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın teyzesinin oğlu Adnan Er'den bahsedeceğim. Kadim dostumu çok ihmal ettim. Arkadaşıyla 'mesaj veriyor' suçlamasına maruz kalmamak içindi bu duruşum. Oysaki duruşuyla, insani tavrıyla birçok yazıyı hakediyordu.
Nasıl dost olmuştuk? Adresi tamamen kadere havale edilen bir dosluk çünkü. Yıl 1995 ve Osmanlının ilk başkenti Yenişehir'de iki hemşehrinin edebiyat paydasındaki arkadaşlığı.. O zaman da yazılılarımla Yenişehir'in yerel gazetesinde başyazarlık yapardım. Yazılarımdaki ilhamımı çiğ köfteli buluşmalarda derin mevzulara dalıp sohbetin belini kırdığımız o uzun geceler beslerdi.
İyi saz çalar, şairden şiirden, sanatın birçok dalından haberdar olan, spora yatkınlığyla da temayyüz etmiş olması onu doyulmaz bir dost haline getirdi kısa zamanda benim için..
Bursa'nın Yenişehir İlçesi'nde edebiyat öğretmeni olarak çalışırken okulumuza Rizeli bir edebiyatçının daha geldiğini müdür bey bana söylediğinde içten içe bir sevinç duydum. Kendisiyle tanıştığımda ve benim de köken itibariyle Rizeli olduğumu öğrendiğinde o da memnuniyetini alenen ifade etti. Kağıt üstünde stajerimdi ama stajerliği bırak asıl öğretmen gibi aslında geldiği günden başlayan dersleri yoğun bir temponun içine düşürdü kendisini.
Ailecek görüşmelerimiz oldu. O yeni nişanlıydı ben ise birkaç yıllık evliydim. Hanımlarımızın arasında iyi bir diyalog vardı. Zorunlu hizmet göreviyle tayinim ata değil de baba toprağım Artvin Borçka'ya çıkınca yolumuz ayrıldı.
Baki olan bir şey hep ilk günkü gibi sıcak kaldı. O da dostluk. Bazı gazetelerde okudum basamakları hızlı çıktı diye..
Mütevaziliğinden asla şüphe edilmez bir kişilik olarak basamakları hiç de anlatıldığı gibi hızlı çıkmadı. Türkiye'nin çeyrek asırlık kaderini elinde bulunduran birinin teyzeoğlu olacaksın, edebiyat tahsili yapmış olacaksın ve uzun süre öğretmenlikte devam edeceksin. Şahsen ben olsaydım daha erken bazı hedeflere koşardım.
O, aman Tayyip Bey'e bir zarar getirmeyeyim diye hep dikkatli oldu, hep özverili davrandı.
Beş altı yıl önce Güneysu'daki evlerinde rahmetli annesinin elini öptüğümüzde ağabeyi Recep Ali de oradaydı. Adnan'la Bursa Yenişehir'de, ağabeyiyle Trabzon'da çok hasbihaller ettik. Birgün dahi enaniyetli davrandıklarını görmedim.
Zaman zaman Trabzon siyasetini bana sorduklarını, benim de onlara Trabzonspor hassas nokta dediğimi eski Başbakan şimdinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ilettiklerini biliyorum.
Bazı maceraperest siyasi atraksiyonlardan da gerçeklik zemininde bahsettiğimi, bunların da adrese vardığını biliyorum.
Şahsi bir şey hiç beklemedim, dostluktan başka.
Şimdi kendisi Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Genel Sekreterliği görevini yürütüyor. Açıkçası rahmetli Meliha teyzenin oğluna yakışıyor bu makam. Adnan Er'e başarılar diliyor yolun açık olsun diyorum.