Fransız Filozofu imanuel Cant: "Tarih aynaya benzer. Öne bakarız, arkayı görürüz" der. Türk tarihinde öyle olaylar vardır ki; geçmiş hakkında kesin bilgiler verir. Geleceğe de ışık tutar. Bunlardan birisi, belki de en acıklısı Dersim olaylarıdır. Bu olaylar dünya üzerinde en çok istismar edilen olaylardır. İlgili ilgisiz tüm devletler Dersim olaylarını - kendilerine yontarak - değerlendirmeye çalışırlar.
Büyük Millet Meclisi’nde bile Seyit Rıza vatan haini mi, yoksa mahzun bir kahraman mı? Yıllarca tartışıldı.
Son yıllarda bu tartışmaların dozu daha da arttı. Acaba gerçek nedir? Rusya ve Avrupa basınında yer alan olayları -tarafsız bir gözle- sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Yorum sizin.
Yıl 1937, Başbakan Celal Bayar.. Atatürk'ün rahatsızlıkları yeni yeni başladı.Yakın aradaşları Gazi'yi yormama adına onu, bazı olaylardan uzak tutmaya çalışıyorlardı. Devlet Doğu Anadolu'ya - olanakları zorlayarak - yatırım yapmaya, Kürtleri devlete bağlamaya çalışıyordu.
İlk defa Murat Nehri üzerinde Singeç köprüsünü yaptırdı. Singeç köprüsü Dersim için medeniyet ışığı olarak Cumhuriyetin ilk nimeti olacaktı.
Açılış töreninde Atatürk de - hasta olmasına karşın - bulunacaktı. Devletin şefkatli eli bundan sonra doğuya her zaman uzanacaktı. Törenden bir akşam önce adı geçen köprü bazı aşiretler tarafından bombalandı. Böylece devletin Dersim'e girişi: önlenecek, Dersim devlet içinde devlet anlayışını sürdürecekti.
Ağalık - şıhlık saltanatı devam edecekti. İlk bombalama olayında otuzüç askerimizi de şehit ettiler. Daha sonra jandarma taburuna saldırarak ellialtı jandarmamızı da katlettiler.
Elebaşı Seyit Rıza idi. Devlet sert tedbirler alınca Seyit Rıza İngiltere Kraliçesine baş vurarak yardım istedi. Yardım mektubunu Suriye’deki İngiliz Elçiliği’ne gönderdi.
Böylece bu işte İngilizlerin de parmağı olduğu ortaya çıktı.
Bu mektup bugün The National Archives'te mevcut. Tarihi bu mektuba ulaşmak için internette kayıt ofisine giriyorsun F0 371/20864/E5/229 numaradaki belge... Buekhingham sarayının arşivine ulaşmak çok kolay...
Seyit Rıza suçlu mu, mahzun mu ? Kahraman mı? Bizler Türk Devleti’ni velinimet sayan Kürt kardeşlerimizi her zaman baştacı yapanlardanız.
Şu kesin ki..
Dersim bir başkaldırıdır.
Eğer bir başkaldırı değil de alelade bir eşkıya vakası olsaydı bunun dış bağlantıları olmazdı. Görülüyor ki ta o zamanlar İngilizlerle böyle sıkı fıkı olmak bile olayın anlaşılması adına bütün gerçekleri deşifre etmeye yeter de artar bile.
Olay öncesi Dersim'e Akil insanlar göndererek kan dökülmesini önlemeye çalışan devlet bu girişimde de başarılı olamadı.
O yıllarda tarihçi Murat Belge'nin babası da o Akil insanların başkanıymış.
Ülkemizde o yıllar da Akiller varmış. Gerçek vatanseverler onlarmış. Nereden nereye?.. Yorum sizin...