Bugün efsane stada efsanelerin maçıyla veda ediliyor. Çok anlamı bir organizasyon. Usta, ustaca bir hemleyle insanların takımına sahip çıkması için iyi adımlar atıyor. Eğer bu adımlarına herkes destek olmazsa çok yazık olur.
Bugün Avni Aker dolmaz ise burada Trabzon'un başta Büyükşehir başkanı olmak üzere tüm şehreminlerinin vebali olur. Her belediye başkanı beş yüz, bin kişilik bir ekiple o stada gelirse bırakın stadın dolmasını orada izdiham yaşanır.
İlk görev Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu'na düşüyor. Bütün belediyelerin başı olması hasebiyle hepsine bazı görev taksimleri yaparak bu şehrin birliğini bütünlüğünü ülke sathına göstermek bakımından stratejik bir hamle yapmak durumundadır.
Sonraki görev Ortahisar Belediye Başkanı Av. Ahmet Metin Genç'indir. Genç, tam bir genç olduğunu göstererek şehrin merkez dinamiklerini harekete geçirmek yükümlülüğündedir.
Parantez açmamız gereken bir diğer isim Akçaabat Belediye Başkanı Şefik Türkmen'dir. Akyazı'nın Akçaabat'a yakın olması onun sorumluluğunu ikiye katlıyor. Akçaabat Sebatspor'u sorumluluk üstlenmeyerek yanlış ellere nasıl düşürdüğü herkesin malumudur. Hiç olmazsa bu kez elini taşın altına sokmaktan imtina etmesin.
Diğer başkanların hepsi Of'tan Beşikdüzü'ne aynı sorumluğu üzerlerinde hissetmelidir. Bugün efsanelere vedadayla da vazife bitmiyor. Özellikle Akyazı'ya geçildikten sonra bu takımı bütün başkanlar, seyirciyi organize etmek bakımından mutlaka desteklemek mecburiyetidedir.
Bakınız bir Konya örneği karşımızda duruyor. Araştırdığımızda oradaki seyirci potansiyelinin çoğalması için Konya Büyükşehir’in canhiraş çalıştığı görülür.
Biz hakikatleri çıplak şekilde söylemek durumundayız. Trabzonspor'u seviyorum demekle mesele bitmiyor. Sorumluluk makamlarını dolduranların işi göbeğinden yakalamak gibi mesuliyetleri vardır.
Bugün efsanemizin başını dik tutma günüdür. Efsane olmaya aday yeni takımı da ancak böyle motive edebiliriz. Yönetim takımının büyük hedeflere ulaşması için devasa adımlar atarken onların şevkini, heyecanını kırmamak gerekiyor.
Ağzını açan olumsuz eleştiri yapıyor. Halbuki herkes iyi dese, bu kırk gün sürse inanın her şey iyi olacak. Malesef kötü enerji yayma gibi bir nakısamız var. Bu epey seneler böyle.
Ayağa kalkmak için debelenen hastaya 'iyisin, maşallah' demeden kalkabilir mi?