Günümüzde insanlar için hazır olan hiçbir şey yoktur. Herkesin kendi emeği vardır. Kendisi için çalışması gerekir. Çalışarak, hizmet ederek, hayatı paylaşarak yaşantımızı sürdürebiliriz.

Barışın sağlanmasında sosyal adaletin önemi kavranmış, ülkelerin sanayileşme sürecinde işçilerin maruz kaldıkları sömürünün önlenmesi fikri ‘insani bir düşünce’ olarak kabul edilmişti.

Adaletsiz, zorlu ve yoksullaştırıcı çalışma koşulları dünyadaki barışı ve uyumu tehlikeye düşürebileceği için bu koşulların düzeltilmesi gerekliliği her zaman sorun teşkil etmiş ve bu yolda çalışmalar yapılmıştır ve de yapılmaktadır.


Bir ülkenin insancıl çalışma şartlarını sağlayamaması durumunda ya da adil şekilde gelir dağılımı yapamadığı durumlarda ülke içinde belirli huzursuzlukların yaşanacağını görmemek veya anlamamak büyük aptallık olur.

Çalışma süreleri, işgücü arzı, işsizlik, yeterli ücret sağlanması.
İşi sebebiyle işçinin, ortaya çıkabilecek sağlık sorunları.
Hastalıklar ve kazalardan korunulması.
Çocukların, gençlerin ve kadınların korunması.
Yaşlılık ve malullük.
Emeklilikte adil davranılması.

Ne bir günle 17 yıllık bir fark yaratılsın ne de ücret farkları adaletsiz olarak dağıtılsın.

Sonuç olarak çalışmayı seven insanlara değer verdi mi insan, insanı seven kendi maksadına ulaşır. Ne derler zahmetsiz rahmet olmaz. Sevgi göstermeden sevgi beklenmez.