Öncelikle şunu baştan belirtelim; komşu kentin dost takımı Çaykur Rizespor’un 3-0’lık galibiyetine gölge düşürmek, haksız kazandılar demek gibi bir niyetimiz yok. Hikmet Karaman yönetiminde belirgin bir aşama yapan Yeşil-Mavililer, Trabzonspor karşısında haddini ve gücünü  bilerek, sabırlı ve sakin oynadı. Ve yakaladığı fırsatları da iyi değerlendirerek Galatasaray’dan sonra Trabzonspor’u da mağlup etti. Kendilerini kutluyor, bundan sonraki maçlarda da başarılar diliyoruz.

Böyle oynayın razıyız!..

Bizim konumuz başka.. Sezon başından beri Trabzonspor’u hiç utanmadan, sıkılmadan budayıp en az 10 puanına el koyarak icraatlarını sürdüren hakemler, değişen yönetime rağmen aynı tutumlarını sürdürüyor. Şimdi diyeceksiniz ki yani Trabzonspor Rize’de hakem yüzünden mi yenildi?
O işin ayrı tarafı..
Önceki gün Rize’de son yılların en iyi futbol oynayan Trabzonspor’unu izledim.
Topa sahip olup ileri doğru pas yapan, oyunu yönlendiren, sağlı sollu ataklarla gol arayan,
bunları yaparken de özellikle evinde etkili futbol oynayan Rizespor’a 40 dakika top bile göstermeyen bir takım vardı sahada.
Öyle ki Yeşil-Mavililerin en etkili silahı Kweuke bile neredeyse topla ilk kez golü attığı 40. dakikada buluştu.
Trabzonspor ayrıca bu yarının 20 dakikasında Cardozo ile bir de penaltı atışını gole çeviremedi.

***


Bordo-Mavililerin bu görüntüsü  ikinci yarının ilk yarım saatlik bölümünde de sürdü. Bu kez de İtandje çıktı sahneye. Belki de kariyerinin en iyi maçını çıkaran deneyimli kaleci  inanılmaz kurtarışlar yaparak gole izin vermedi.
Trabzonspor  skor  2-0 aleyhindeyken bile bir gol bulabilse bu maçı yine alırdı.

Yani Trabzonspor hakem Ali Palabıyık’a rağmen bu maçı çok rahat  kazabilirdi. Hele Cardozo penaltıyı gol  yapsa maç ilk yarıda bile kopardı.
Yani bu maçın gollere yer verilmeyen bir kaseti yapılsa da sonucu bilmeyen berine izlettirilse, “ Beyaz formalı takım herhalde açık farkla kazanmıştır” der.
Bunlar işin bizi ilgilendiren boyutu.

***

Haram lokma yiyorsunuz!

Şimdi gelelim olayın hakem boyutuna..
Türk futbolunun yeni yıldızı olacak denilen Ali Palabıyık’a..
Fırtına’yı sezon başından beri budayan diğer meslektaşları gibi, o da futbol kurallarına yen bir madde ekledi;
Trabzonspor’un maçlarında rakiplerine topa elle dokunmak serbest..
Bir değil, iki değil  tam üç adet, penaltının değil babası sülalesi gibi penaltıyı iki metreden es geçmek ne demek oluyor ya..
Ya kale arkasında maç başı birkaç bin lira alarak  görev yapan 5., 6. hakemlere ne demeli?
Beyler orada  dekor olsun diye mi duruyorsunuz?
Ya da etliye sütlüye karışmadığına göre siz orada ne iş yaparsınız?..
Ortası, yardımcısı  ve  kale arkalarında  fuzuli  para alanlar 5., 6. hakemler sizlere sesleniyorum..
Hadi hiç sıkılmanız, mesleğinize  saygınız, ve de arkanızdaki güçlere güvenerek korkunuz yok da..
Allah’tan da mı korkmazsınız.
Çünkü bal gibi kul hakkı yiyor evlerinize haram lokma götürüyorsunuz.
Ve de sürekli beddua alıyorsunuz..
Yani işiniz çok zor!

Ahmet Çakar’DAN BEDDUA

Bu arada İbrahim Hacıosmanoğlu döneminde Trabzonspor’a karşı malum tavrı bilinen TFF ve kurumları  değişen başkan ve yönetime rağmen  bir pozisyon değişikliğine gitmemiş olacak ki hakem cephesinde değişen bir şey yok.
O zaman eski hakem ve şimdilerin  futbol yorumcusu Ahmet Çakar’a katılmamak mümkün mü?
Ne demişti Sayın Çakar maçtan sonra pozisyonları izlerken;
“ Böyle Türk hakemliğinin Allah belasını versin!”