Yalan-dolan-dalavere, ne arasan var bu filmde.
Hırsızlık, arsızlık, vicdansızlık..
Yüzsüzlük; istemediğin kadar..
İkiyüzlülük; sürüsüne bereket,  saymakla bitmez tek tek..
Yalakalık-dalkavukluk-yağcılık-üçkâğıtçılık? Ne siz sorun, ne biz söyleyelim; almış başını tam yol gidiyor..

 ***
Bu film Hollywood yapımı olsaydı bu derece izlenmezdi.
Amma velâkin...
Kişi yumurtasını pişirme uğruna komşusunun evini yakmaya kalkınca,
Senaryoyu kırkayaklı yerli iblisler yazınca,
Oynayanlar insan kılıklı şeytan olunca,
Her gün farklı entrikalara başvurulunca,
Bin bir çeşit sanatçı, artist, aktris, siyasi yazar-çizer, eski kaşar futbolcu takımı ekranlara, dolayısıyla konuya davet edilince;
Dök dök ye...

Ne de olsa İstanbul yapımı;
İşin yoksa gece yarılarına dek çiğne...
Yazılarımızı sürekli takip edenler “ Emek hırsızlarına destek verenler, üzerine düşeni nöbetleşe yapıyorlar... Trabzonsporlular da birbirleriyle uğraşmaya-didişmeye, farklı işlerle uğraşmaya devam etsinler!" dediğimizi hatırlarlar.

 ***
Görevini çok iyi yapanlar, yaptığının karşılığını ama öyle, ama böyle bir şekil alıyorlar.
Dikkatinizi çekmiştir; kodeste yatanların hepsi hiçbir şey yokmuş-olmamış gibi, bıraktıkları/kaldıkları yerden aynen devam ediyorlar...
 
 ***
Ümit Karan, yayıncı kuruluşta yorumculuğa başlayınca şansı birden açıldı, şak diye ulusal gazetelerden birinde bir köşe kaptı. Uzun kamp döneminin faydası böyle bir şey olsa gerek! Hani TV programcısı Fenerli bir çocuk var ya, Acun mu nedir, kampı uzun uzadıya onun programında yaptı, hem de dünyanın bir ucunda! Kamp dönemi çok uzundu ama olsun..  Kolay değil bazı şeyleri kısa dönemde unutturmak/atlatmak..!

“Bülent Uygun da Gaziantep’i bıraktı” diyorlar.
Bekleyin ve de görün, iki ya da bilemedin dört hafta sonra TV kanallarının birinde cilalanmaya başlanacak.
Bu işler böyle arkadaş; bal tutan parmağını yalar..  Gerçi yalatana da bakmak lazım.. Siyasiler de bal olan yerde sineğin bol olacağını bildikleri için bu yolu tercih ediyorlar. Zaten Trabzonsporlulardan öyle ahım şahım tepki gelmeyeceğini gayet iyi biliyorlar!

Ayrıca Trabzonsporlular birbirini çekiştirmeye devam etsinler.. Sen hala daha 2011 yılının hesabını gör(e)mezken, adamlar boş meydanlarda cirit atıp, arkalarına bakmayıp “ böyle yaptık” demeye başladılar,  söylemeye de devam edecekler. Oysa bu kadar kollanan ve korunan bir takım başarılı olmayacak da kim olacak!

 ***
Madem yazıya filmle başladık, “Nöbetleşe görev yapıyorlar” dedik, filmle devam edelim.
Şimdi de Fenerbahçeli tiyatrocunun biri görevi devraldı.
Adam gelecekteki tehlikenin farkında olduğunu tahmin ettiği/bildiği için kısa metrajlı bir film çekmiş, çocuklara yönelik. Üstelik o filmde kendi oynamış. Takdir etmek lazım! Birçok Trabzonsporlu yazarın-çizerin, şarkıcının, Trabzonspor’un haklı olduğu davada gıkı çıkmazken/kılı kıpırdamazken, o üzerine düşeni yaptı, diğerleri gibi..
UEFA, CAS ve Türk yargısının verdiği kararlara rağmen her fırsatta “şike yapmadığını” söyleyen Aziz Yıldırım’ın bu söylevine destek verip, 6 dakikalık filmde çocuklara “şike”yi anlatmış.
 
Koyun gibi güdülenlerin “bu bir oyun” masalıyla kandırıldığını biliyoruz..
E sıra kimde?
Elbette kuzucuklarda..

Üzüntümüz; kuzucukların o yaşta yalanla-dolanla tanıştırılmasınadır, kandırılmasınadır..
Çocuklar her ne kadar donmamış beton gibi olsalar bile zamanla neyin ne olduğu anlayacaklardır!..