Bülent Arınç..
Beşir Atalay..
Bekir Bozdağ..
Ali Babacan..
Hüseyin Çelik..
Cemil Çiçek..
Binali Yıldırım..
Faruk Çelik..
Mehdi Eker..
Mevlüt Çavuşoğlu..
Sadullah Ergin..
Taner Yıldız..
Ömer Çelik..
Mehmet Ali Şahin..
Burhan Kuzu..
Cevdet Erdöl..
Hepsi AK Parti'nin kuruluşundan bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'A' takımı anlamında yakınında olan, son derece önemli isimler..
Dünden bugüne yol arkadaşları.
Onlara hep birlikte “Hadi size paydos” demek öyle kolay iş değil..
Hele hele vefa ve sadakat duygusunu son derece önemseyen bir lider için..
Bu  isimlerle birlikte çok sayıda isim AK Parti'de tüzük gereği 3 dönem kuralına takılacakları için, 2015 Haziran'ında yapılacak milletvekilliği genel seçimlerinde yeniden aday olamayacaklar..
Yani TBMM yolu bu kez kendilerine  kapalı olacak!..
Tabii ki onlar için zor olacak kuşkusuz..
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ak Saray'a çıkmadan önce “Bu kuraldan kesinlikle geri dönüş yok” diyerek, zaten bütün yolları kapatmıştı!.
Yani umut yok..
Ama perde arkası öyle mi!..
Dikkat edilirse son derece ilginç bir tablo yaşanıyor..
Herkes duruma razı!..
Tepkiyi bırakın, sitem eden hiç kimse yok!..
AK Parti işte öyle bir parti..
Bakıldığı zaman zaten kurulduğu günden bu yana birkaç istisna dışında  genelde “Kol kırılır yen içinde kalır” anlayışı ile kendi içinde birlik ve beraberliğini kaybetmediğine hep şahit olduk..
Peki!
Bülent Arınç, Beşir Atalay, Bekir Bozdağ, Ali Babacan, Binali Yıldırım, Taner Yıldız, Mehmet Ali Şahin, Burhan Kuzu, Ömer Çelik, Cemil Çiçek gibi birçok ismin uzun yıllardır içinde olduğu siyasete nokta koyup, evlerine veya işyerlerine çekileceklerini düşünüyor musunuz?
Bence hayır..
İşte bu noktada son derece önemli bir istihbarat kaynağım ile yazımı şekillendirmek istiyorum..
Soralım;
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik özellikle son dönemde ‘GÖLGE KABİNE KURACAK’ türünden çıkan haberlere  ‘asılsız’ demek mümkün mü?
Bence yine hayır..
Yazın bir kenara..
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti'de 3 dönem kuralına takılacak,  partide önemli yeri olan, önemli birikimlere, tecrübelere sahip, kenara çekilmek zorunda kalacak isimleri AK SARAY'da yanına  alacaktır..
1000 odalı olduğu söylenen AKSARAY'da onlara yer mutlaka açacaktır..
Yani Ak Saray'da Türkiye'yi yönetme mekanizması içinde, direkt kendisine bağlı bir ekip oluşturarak, kurmak istediği başkanlık sistemine ilk geçişe zemini bir danışmanlar kurulu mu dersiniz, gölge kabine mi, ne derseniz deyin böyle hazırlayacağını söyleyelim..
Erdoğan, 2015 seçimleri sonrası Anayasa’yı başkanlık sistemi için değiştiremezse bile birçok ismi yanında bir gölge kabine gibi değerlendirmesi sürpriz olmayacaktır..
Bugün Ulaştırma eski bakanı Binali Yıldırım'ın, Erdoğan'ın hükümetle arasında köprü  görevi  gören siyasi danışmanlık üstlenmesi bir örnek olsa gerek..
Cumhurbaşkanı Erdoğan bir başka anlamda ABD Senatosu benzeri ‘Özel Başkanlık Senatosu’ kurarak, belirlediği ekibi yanında bulundurması hiç ama hiç sürpriz olmayacaktır..
Bekleyin görün..
Yazın bir kenara..
2015 Haziran’ı sonrası konuşuruz...

BU ŞEHiR ADINA ÜZÜLDÜM..

Sevgili okurlar gazetemizin bugünkü manşet haberini okudunuz..
Doktor yok..
Haydi Erzurum'a..
Burası neresi, Trabzon..
Son yıllarda ne diyoruz..
Sağlık kenti!.
Peki nasıl bir sağlık kenti ki evlerinde soba gazından zehirlenerek hastaneye kaldırılan, bir  hastaneden öteki hastaneye, oradan da başka hastaneye koşan anne-kız 'DOKTOR YOK' denilerek ambulans ile karayoluyla Erzurum'a taşınarak orada tedavi altına alınıyor..
Olacak iş değil..
Trabzon adına üzülmemek mümkün değil..
Bir Trabzonlu olarak çok ama çok üzüldüm..
Bu şehirde çok sayıda hastane var ama demek ki yok!..
 Hiperbarik Oksijen Merkezi’ne bakan  doktor, bu görevinden istifa ederek Denizli’de özel bir hastaneye geçmiş de şimdi doktor kalmamış!
Koskoca 'Sağlık kenti' denilen Trabzon'da ikinci bir doktor yok mu?
Vah ki vah!..
Acı manzaraya bakın..
Anne ve kızın ailesine “Hastanemizde oksijen odası var, ancak doktor yok. Helikopter ambulansla Erzurum’a gönderebiliriz ancak” denilmiş..
Sonrası da üzüntü verici..
“Helikopter de gece uçmaz, sabahı beklemek zorundasınız. O zaman hasta ölür. Siz iyisi Erzurum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne karayoluyla ambulans ile gidin.”
 Bunun üzerine anne ve kızı iki ayrı ambulans ile Erzurum'a gönderiliyor.
Ambulans helikopter gece uçmaz!
Oksijen odası olur, doktor olmaz..
Ambulans uçak diyeceksiniz..
O da yok..
Var ama o adamına göre gelir!..
Buna bir çare beyler..
Bu şehire verilen emeğe, yatırıma yazık.
Bu olay bir ders olsun..
Bir daha olmasın..
Yoksa sağlık kenti masal!..