İki yıldır, unutmakla, anımsamak arasında kalan bir düş gibiyim. Çünkü bir dostumu , kuyruklu yıldızımı kaybettim elim bir trafik kazasında.
Cumhuriyet rejiminin erdemlerinin bilincinde olmanın ötesinde, tam cumhuriyet savunucusu olduğunu, demokrasi, hoşgörü, laiklik, din, yobazlık konularında son derece berrak bir dostumu kaybettim.
Konuşmaları ile uygulamaları ile toplumunu eğiten, yönlendiren arkadaşımızı iki yıl önce sonsuza yolculadık.
Aydınlanma ve aydınlatma adeta karakteri olan Hasan Ali Genç’i , 61 yaşında toprağa verdik.
O eğitimin yaşamsal önemini ve yoksunluklarımızın, kayıplarımızın hep eğitimsizlikten kaynaklandığını savunan gerçek bir aydındı.
Büyük kaybımızın acısını soğutmadan- bugünden tezi yok- sarılalım onun anılarına sarılalım onun ilkelerine. Onun kapısını açık tutalım, tutalım ki güneş ve hava girsin içeriye.
Hızlı bir değişim içinde olan toplumun iç devinimlerini sezen, ayrıntıdaki ayrıntıları saptayan, birbirine yakın gibi görünen düşüncelerdeki bu ayrıntıları görebilmemiz için onun aydınlık kapısını açık tutmak bizi doğruya götürür diye düşünüyorum.
En zor sorunu kolaylaştıran, kimi olaylara kimi insanlara renkli kişiliği ile yaklaşan o sevecen yürekli insanı , çağdaş bilgeyi aydın yürekle irdelemek istedim.
“Umutsuzluğumuz insan kalmak içindi” diyor bir şair. İnsan olmak için umutsuz olmayalım önerisinde bulunuyor .. İşte yakınlarına , dostlarına insan olmak için insanca yaşatmak için umut dağıtan bir insandı.
Çünkü onda insan olmanın onuru vardı. Ailesinin, yakınlarının, toplumun sorunlarını kendine dert edinmiş bir kişilikti. Kendi öz yaşamından çok, toplumsal yaşam onu ilgilendiriyordu. Her yerde, her ortamda toplum sorunlarını tartışır, çözüm önerilerini arardı. “Ben bu ülkenin eğittiği, okuttuğu evladı olarak elbet de ki ülke sorunlarını kendime dert edineceğim.. Düşünmediğimve düşündüğümü tartışmazsam o günü yaşamdan saymam” derdi..
Alçakgönüllü insandı. Bu özelliği onu yüceltiyordu. Bunun kanıtını cenaze töreninde yaşadık. O’ na koşan, son görevini yerine getirmek isteyen o kadar çok insan vardı ki Maçka’nın sokaklarına sığmadık. Hasan Ali Genç ailesi adına onur duydum ve sevindim.. Dikkatimi çeken, her kültürden, her yöreden insanların Maçka sokaklarını doldurmuş olmasıydı.
Çünkü o, önce demokrattı , sonra “Sosyal Demokrat” Tüm siyasal partilere sevecen bakardı. Onların varlığını ve farklı fikirlerini demokrasinin zenginliği sayardı. “Kendi görüşüne, doğrularına saygılı olmayan insanların başkalarının görüş ve düşüncelerine saygılı olması beklenemez” derdi her ortamda.
Ona göre; ırk, dil, din farklılıklarından öteye insan ,insan olmalıydı. Bu, onun iş yaşamında, sosyal yaşamında hatta siyasal yaşamında benimsediği temel ilkeydi.
Hasan Ali Genç, insancıl, sevecen ve olumlu dosttu. Çağdaş bir insandı, kendi doğruları ile toplumun doğrularını özleştirecek düzeyde kültürlüydü. Toplumu ile bütünleşmek, çocukla çocuk; büyükle büyük olmak kolay değildir. Ama o, zoru başarmaktan zevk alırdı..
Gönül adamıydı. Yunus Emre’nin Mevlana’nın, Haci Bektaşi Veli’nin hoşgörüsü vardı onda. Çünkü onun defterinde küsmek, darılmak yoktu. Bilirdi ki kültür, kibirliğin düşmanıdır. Kişiler ne kadar çok kültürü olurlarsa, o derecede mütevazi olur. Onun için hiç kimseye yukarıdan bakmadı. Tüm insanlarla kol kola, göz göze gönül gönüle oldu. Bu erdem ona yakışıyordu da..
Düşünce adamıydı Hasan Ali. Bir din görevlisi onun için: “Dobra bir insandı Hasan Ali Bey, kendi doğrularını, düşüncelerini her ortamda konuşurdu. Çünkü samimiydi. Onun defterinde iki yüzlülük yoktu. Onun ölümü Maçka’mız için büyük kayıptır.” İçimden Hasan Ali’nin yaşam özeti demiştim.
Din görevlisinin güzel duygularına şunu eklemem gerekir. O yalnız Maçka için değil, ülkemiz için büyük kayıptır.. Çünkü yapacağı çok işi, yaşama koyacağı çok projesi vardı. Mekanı ferah olsun.