AK Parti’nin Trabzon’da yaklaşan yerel seçimler öncesi en büyük sorunlarından biri hiç kuşkusuz Trabzon bürokrasisi olacak. Çünkü bu seçimde Büyükşehir’in yanında Merkez Ortanhisar’ı almanın anlamı çok ama çok büyük olacak.
Büyükşehiri alıp Ortahisar’ı kaybetmenin içi boşaltılmış bir Büyükşehir Belediyesi zaferi olacağını söylemek zor bir tahlil olmasa gerek..
Şöyle bakıldığı zaman karayollarından, sağlık ve milli eğitime kadar yapılan birçok uygulamanın vatandaşlar üzerinde yarattığı tartışmaları, tepkileri hep beraber izliyoruz!..
Bu tepkilerin iktidar bürokrasisine karşı muhalefet parti tabanların tepkisi olduğunu söylemek, çok saçma olacağı gibi şöyle ortaya konan tepkilere ve tepki sahiplerine baktığımız zaman, karşımızda AK Parti seçmenini de görüyor olmamız çok ilginç!..
Karayollarının ‘Ben ne yaparsam o doğrudur’ uygulamaları, adamına göre muamelelerinin yarattığı sorunları, Sağlık İl Müdürlüğü’nün hastaneler üzerinde yap-boz uygulamaları, en son Milli Eğitim İl Müdürlüğü’nün Sosyal Bilimler Lisesi’ni Esiroğlu’na taşımak için direnişinin vatandaş üzerinde yarattığı olaylar zincirini, diğer sorunlarla bütünleştirdiğiniz zaman ‘Damlaya damlaya göl olur’ misali bu tepki zinciri halkalarının boyutunun nerelere varacağını iyi hesap etmek lazım!..
Çünkü iktidarın bürokratlarının özellikle son süreçte izlediği politikalar, iktidarın genel anlayışının izdüşümünü yansıtmadığı izlenimini gözler önüne sermektedir. Gezi Parkı eylemlerinin sonucunda iktidarın, belediyenin, valiliğin Gezi Parkı üzerindeki yumuşak geçişinin nedenleri, niçinleri bir derstir!.
Yerel seçimlerin özellikle AK Parti’nin 2023 yol haritasında hayati önem taşıdığını hesap ettiğiniz zaman o ‘Damlaya damlaya göl olur’ misali tepkilerin yarın sandıktaki yansımasını da iyi analiz etmek gerekir..
‘Ben yaptım oldu’ ile iş yapmak çok kolay!..
Ama bu ülkenin olmazsa olmazı olan aklıselim davranış, asla sorunlar üzerinden siyaset yapmayan vatandaşları dinlemek, en azından gönüllerini almak yerine ötelemeye çalışmak ‘Sizi dinleyecek zamanım yok’ dercesine role bürünmek bu ülkenin bürokratlarının asli görevi değildir!
Ama kimin umurunda!..
Sür gitsinle, at gitsinle, kapat gitsinle, taşın git demekle dayatma ile iş olur. Olur da yarın oy istemeye giden siyasetçi, iktidar mensubu ne ile karşılaşır?
O nedenle bu şehrin iktidar mensupları vatandaşın arasına bu yönden girmeli, bu şehrin bürokratlarına yapma ile dayatma arasındaki farkı ve sonuç olarak yapacaksa da yine vatandaşını dinlemeyi anlatmalı!..
Yoksa yarın oy istemek için o seçmenin ayağına gittikleri zaman ‘Şimdi mi geldiniz’ diye tepki gördükleri zaman söyleyecekleri sözleri olamayacaktır.
Siyasetçi de..
Bürokrat da..
Belediye Başkanları da..
Vatandaşını iyi dinlemeli..
Vatandaşın sorunlarını kulak vermek, onları ikna etmeye çalışmak, yapmayacaksa bile kapılarını açık tutup onları sitemsiz dinlemek, ikna etmek, siyasetçilerin de, bürokratların da asli görevidir!..
Bu ülkenin Başbakanı’nın her defasında üstüne basa basa bürokratlarına seslenirken ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ gibi altın bir sözü kulaklarına küpe edinmeyenler aslında Nasrettin Hoca misali bindikleri dalı kestiklerinin hiç ama hiç farkında değiller!
Bu ülkenin Başbakanı Gezi Parkı eylemlerinde dahi Başbakanlıkta o eylemlere öncülük yapan STÖ’lerin önde gelen isimlerini çağırıp saatlerce dinleme nezaketini göstermiştir.
Sözlerini söylemiş, önerilerini almış, onları sentezinden geçirmiş ama doğru bildiğini yapmıştır!..
Kaybetmiş midir!
Hayır!
Liderlik başka bir şeydir!
Önemli olan bürokraside de lider bir bürokrat olabilmektir!
Zaten olduğunuz zaman da önünüz açılmış demektir!..
Öyle astığım astık, kestiğim kestik, demekle bu işler olmaz!..
Bu millet yaşadıkları şehirlerde tabii ki hesabı yarın onlardan sormayacak..
Tabii ki onlar yarın seçmenden oy istemeye gitmeyecekler!
O nedenle işleri çok kolay!..
Yani rahatlar!.
Ama yarın seçmenden oy istemeye gidecek olan kimler?
İktidar mensupları!..