Bir hafta boyunca bütün Türkiye'de tartışılan, konuşulan konu dün akşamki Fenerbahçe -Trabzonspor maçıydı..
Tam bir psikolojik savaş yaşandı!..
Bu kez ipleri eline alan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım değil..
Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu oldu..
Hafta boyunca bütün stratejisini maçı yönetecek olan hakem Bülent Yıldırım üzerine kurdu..
“Kasıtlı bir hata görürsem takımı sahadan çekerim” demesi ile başlayan çıkışının, hakem Yıldırım'ı telefon ile arayarak bizzat uyarmaya kadar gitmesi bugüne kadar  görülür bir olay değildi!..
Etik mi, değil mi diye tartışıldı!
Ama perşembenin gelişi çarşambadan bellidir misalinin önüne geçmeye çalışarak Türkiye şartlarında doğru olanı yaptı!..
Çünkü Kadıköy rakip takımlar için mayınlı bir alandı!..
Geçmiş acı deneyimler ortadadıydı..
TFF, Hacıosmanoğlu'nun sert uyarılarına tepki göstererek kendisini bir kez daha Ceza Kurulu’na verdi..
Ama onun hiç umrunda değildi..
Çünkü burası Türkiye’ydi..
Maçlar bazen önceden de psikolojik savaş olarak da oynanıyor!
Hele hele büyük maçlarda, ev sahibi takımların özellikle Kadıköy'de Fenerbahçe'nin hakem kararlarında tercih haklarındaki üstünlüğü  hiç tartışılmazdı!..
En küçük hakem hatası pahalıya mal oluyor!
O nedenle Hacıosmanoğlu maçı 'maç öncesi' başlattı..
Psikolojik savaş gerekliydi.
Bu savaşta, rakip başkan ve yönetimine karşı öne çıkmalıydı..
Burası Türkiye olduğuna göre de, daha önceki maçlarda yaşanan acı deneyimler göz önüne alındığı zaman Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu'nun stratejisinin son derece doğru olduğu gerçeği vardı..
Hele hele Kadıköy'de Fenerbahçe ile oynuyorsanız!
Bu strateji çok daha doğruydu..
Kadıköy'de hakemlerin her maçta yoğun baskı altına alındığı gerçeği ortaya çıktığı zaman, Hacıosmanoğlu bu kez ipleri maç öncesi eline alarak hem TFF' yi, hem maçın hakemi Bülent Yıldırım'ı kibarca 'Aman ha..' diye tehdit  edip, psikolojik bastı yaptı...
Hakemin kararlarını verirken saniyede bir kere değil bin kere düşünmesine neden olarak, çok ama çok dikkatli olmasını resmen sağladı..
Bu baskı hakemin takdir haklarını Fenerbahçe lehine kullanmasının önüne geçti.
Bir düşünün Fenerbahçe yönetimi de ilk kez böylesine bir maç öncesi  “Biz kimsenin hakkının alınıp bize verilmesini istemiyoruz. Tarafsız, adil bir yönetim gösterilsin. Hakkı olan kazansın” demek zorunda bile kaldı.
Hakem Yıldırım 90 dakika çok ama çok dikkatli davrandı.
Tarafsız bir maç yönetti.
İnanın Hacıosmanoğlu'nun o maç öncesi çıkışı olmasaydı Kadıköy'deki yoğun baskı altında Dieogo'nun kendini yere attığı pozisyona hakemin penaltı çalmaması sürpriz olmazdı..
Çünkü Kadıköy'de bundan çok daha olmadık pozisyonlara penaltı çalanları hep yaşadık..
Açıkçası dün Kadıköy'de Fenerbahçe ile Trabzonspor arasında oynanan maçın kazananı maç öncesi ile Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu (İHO) oldu.
Kadıköy'de alınan bir puanda sahada mücadele eden futbolcular kadar maç öncesi psikolojik savaş başlatan Başkan Hacıosmanoğlu'nun büyük payı vardı!
Dedik ya..
Burası Türkiye..
Böylesine kritik maçlar maç öncesi ile 'PSİKİLOJİK SAVAŞ' olarak oynanıyor!.
Hakem Yıldırım kimsenin hakkını kimseden alıp birine vermeden “Kadıköy'de maç böyle yönetilir” dedirtti.
Mükemmel maç yöneten hakem Yıldırım aleyhine Fenerbahçe tribünlerinin 'Satılmış hakem' diye bağırmaları, Fenerbahçe ikinci başkanı Mahmut Uslu’nun “Trabzonspor on iki kişi oynadı” sözü maç öncesi başlatılan psikolojik savaşın eseriydi!..

VE HAKAN ARIKAN..
Trabzonspor'un adeta tek başına sahada ayakta kalmasının mimarı oldu.
Kalesini tek başına kapattı.
Nerede ise rakip kalede doğru dürüst pozisyonumuz yokken, 9 net gol pozisyonunu tek başına önledi.
Tek kelime ile;
'KADIKÖY PANTERİ' desek yerli yerinde olur..
Sahadaki mücadelede hücum futbolu ile herzaman öne çıkan Ersun Yanal’ın takımının bu kez nerede ise tek gol posizyonuna dahi girememesi ise çok düşündürücüydü.
Maç sonrası zaten Yanal’ın “Kötü değil çok kötü oynadık, yıldızlarımız sahada kayboldu” şeklindeki açıklaması ise açık ve doğru bir itiraftı.
Yani mücadele evet futbola hayır.
Her şeye rağmen Kadıköy’den kaybetmeden çıkmak moraldir diye düşünüyorum.
Çünkü iyi oynayıp da kaybettiğimiz o kadar çok maç var ki.
Canımız çok yandı.
Buna da şükür diyelim..